Ekim 2026’da Türkiye’nin dış ticaretinde ihracat artışı, dış ticaret açığında beklenmedik düşüş
Türkiye’nin dış ticaret performansı, Ticaret Bakanlığı’nın Ekim 2026’a ilişkin geçici istatistikleriyle gözler önüne serildi. Verilere göre, aynı ayda ihracat %8,1 artışla 25,885 milyar dolar seviyesine ulaşırken, ithalat %3,4 yükselerek 32,584 milyar dolar oldu. Bu dengesiz büyüme, dış ticaret açığının %11,4 azalarak 6,699 milyar dolar seviyesine inmesine yol açtı.
Dış Ticaret Genel Görünümü
Toplam dış ticaret hacmi, yıllık bazda %5,4 artışla 58,468 milyar dolar olarak gerçekleşti. Açığın daralması, ihracatın ithalatı karşılamadaki oranının da iyileşmesiyle desteklendi. Ekim ayında ihracat‑ithalat karşılama oranı %79,4e yükselerek bir önceki yıla göre 3,4 puan artış gösterdi. Enerji ithalatı hariç tutulduğunda bu oran %100e, enerji ve altın dışındaki verilerle birlikte hesaplandığında ise %101,7e çıktı.
İhracat ve İthalatın Sektörel Dağılımı
İhracatın büyük bir bölümü imalat sanayisi %93,3 (24,148 milyar dolar) üzerinden gerçekleşti. Tarım, ormancılık ve balıkçılık %3,2 (824 milyon dolar), madencilik ve taş ocakçılığı ise %2,5 (654 milyon dolar) payına sahipti. İthalatta ise imalat sanayisi %77 (25,077 milyar dolar) hâkimiyeti sürdürürken, madencilik %17,8 (5,809 milyar dolar) ve tarım %2,6 (857 milyon dolar) izledi.
Ürün Gruplarına Göre Performans
En çok ihracat yapılan ürün grubu “ham madde (ara malları)” oldu; bu grup 13,041 milyar dolar değerinde ve %12,8 artış gösterdi. Ardından “tüketim malları” %0,8 artışla 8,401 milyar dolar, “yatırım (sermaye) malları” ise %7,7 artışla 3,847 milyar dolar** kaydetti.
İthalatta ise “ham madde (ara malları)” önde; 23,357 milyar dolar (artış %8,5) olarak kaydedildi. “Tüketim malları” %4,9 düşüşle 4,645 milyar dolar, “yatırım (sermaye) malları” ise %13 azalarak 4,391 milyar dolar seviyesine geriledi.
Coğrafi Ticaret Dinamikleri
Ekim ayında ihracatın başlıca hedefi Almanya (2,074 milyar dolar) oldu. Bunu ABD (1,862 milyar dolar) ve İngiltere (1,379 milyar dolar) izledi. İlk 10 ihracat ülkesi, toplam ihracatın %45,3’ünü oluşturdu. Bölgesel olarak, Avrupa Birliği 10,399 milyar dolar, Yakın ve Orta Doğu 4,252 milyar dolar, diğer Avrupa ülkeleri 3,739 milyar dolar ile öne çıktı.
İthalatta ise Çin (4,414 milyar dolar) en büyük tedarikçi konumunda; ardından Almanya (2,216 milyar dolar) ve ABD (1,767 milyar dolar) geldi. İlk 10 ithalat ülkesi toplam ithalatın %47’sini oluşturdu. Bölgesel dağılımda Asya ülkeleri 9,767 milyar dolar, AB ülkeleri 9,390 milyar dolar, diğer ülkeler 5,440 milyar dolar ile sıralandı.
Ocak‑Ekim Dönemi Toplamları
Yılın ilk on ayında dış ticaret hacmi 551,339 milyar dolar (yıllık %5,3 artış) seviyesine ulaşırken, dış ticaret açığı 77,666 milyar dolar (yıllık %3,9 artış) olarak kaydedildi. Aynı dönemde ihracat 236,837 milyar dolar (%5,5 artış), ithalat ise 314,503 milyar dolar (%5,1 artış) gerçekleşti.
Ekonomik Değerlendirme ve Gelecek Beklentileri
Dış ticaret açığındaki %11,4’lük daralma, Türkiye’nin dış ticaret dengesinde olumlu bir eğilim işaret ediyor. İhracatın ithalat üzerindeki büyümesi, özellikle imalat sanayisinin güçlü ihracat performansı sayesinde gerçekleşti. Enerji ve altın dışındaki verilerle hesaplandığında dış ticaret açığının %101,7’ye ulaşması, dış ticaretin bir süredir “net sıfır” hedefine yaklaşması anlamına geliyor.
Ürün gruplarına bakıldığında ham maddelerin ihracatı ve ithalatındaki artış, küresel tedarik zinciri dinamiklerinin Türkiye’ye hâlâ önemli bir etkisi olduğunu gösteriyor. Ancak tüketim ve yatırım mallarındaki düşüş, iç talebin ve yatırım harcamalarının yavaşlayabileceğine dair bir sinyal oluşturabilir.
Coğrafi açıdan Avrupa Birliği hâlâ en büyük ticaret partneri konumunu korurken, Asya ülkelerinin özellikle Çin üzerinden gelen ithalat hacmi, dış ticaret dengesi üzerinde belirleyici bir faktör olmaya devam ediyor.
Önümüzdeki aylarda, ihracatın ithalatı karşılamadaki oranının daha da iyileşmesi ve dış ticaret açığının sürdürülebilir bir şekilde daralması, Türkiye’nin dış ekonomik ilişkilerinde istikrar sinyali verebilir. Ancak küresel ekonomik belirsizlikler ve enerji fiyatlarındaki dalgalanmalar, bu trendi kırma potansiyeli taşıyor.