Zengezur Koridoru: ABD’nin Yeni Kafkasya Hamlesi ve Bölgesel Etkileri
Güney Kafkasya’da Yeni Bir Oyun: Zengezur Koridoru’nun Jeopolitik Etkileri
Kafkasya, yeryüzünün en karmaşık siyasi satranç tahtalarından biri olarak kabul ediliyor. Bu bölgede her sınır hattı, sadece coğrafi bir çizgi değil; aynı zamanda bir kimlik, bir tarih ve çoğu zaman bir kırgınlık anlamına geliyor. Zengezur Koridoru da, haritada çizilecek yeni bir yol gibi görünse de, aslında devletlerarası hesaplaşmaların, güç dengesi oyunlarının ve hatta küresel vizyon çatışmalarının odak noktası.
Zengezur: Sadece Bir Güzergah Değil, Bir Kriz Çarpanı
Zengezur, Ermenistan’ın güneyinde, Nahçıvan ile Azerbaycan’ın geri kalanı arasında yer alan dar bir kara parçası. 20. yüzyılın başlarında Sovyetler Birliği’nin sınır mühendisliğiyle Azerbaycan’la Nahçıvan arasındaki doğal kara bağlantısı koparılmış ve yerine, Ermenistan toprağından geçen bu geçiş alanı bırakılmıştı. Bu yapay sınırlandırma, jeopolitik ve tarihsel hafıza açısından derin izler bıraktı. Bugün Zengezur üzerine yapılan her siyasi hamle, sadece geleceğe değil, geçmişe de dönük bir müdahale içeriyor.
2020 Karabağ Savaşı’ndan sonra Azerbaycan’ın elde ettiği zafer, bu tarihi bağları yeniden kurma talebini hem askeri hem de siyasi düzleme taşıdı. Bakü, Nahçıvan ile doğrudan kara bağlantısı kurmak isterken; Ermenistan bu isteği “egemenliğe tehdit” olarak değerlendirdi. İşte bu çelişkinin tam ortasına şimdi ABD yerleşiyor. Washington destekli bir şirketin Zengezur Koridoru’nu 100 yıllığına işletme teklifi, yalnızca bir ekonomik proje önerisi değil; doğrudan jeopolitik dengeyi hedefleyen bir müdahale anlamına geliyor.
Bu öneriyle birlikte Zengezur, sadece Azerbaycan-Ermenistan hattında değil; aynı anda İran’ın kuzeyinde, Rusya’nın güney sınırında ve Türkiye’nin doğusunda dalga dalga yayılan bir kriz tetikleyicisine dönüştü. ABD’nin bu adımı, Çin’in Orta Koridor stratejisine karşı alternatif güzergâh yaratma arzusuyla örtüşürken; İran için sınır güvenliği, Rusya için etki alanı, Türkiye için ise Türk dünyasına açılan bir kapı meselesine dönüştü.
ABD’nin Zengezur Planı: Bölgesel Güç Dengelerini Değiştirme Hamlesi mi?
ABD’nin önerdiği plan, ilk bakışta altyapı yatırımı gibi görünebilir. Ancak detaylar, bu planın bir “lojistik koridor” olmaktan öte, askeri ve siyasi bir pozisyon alma niyetini gösteriyor. Washington’un bu bağlamda üç temel hedefi olduğu düşünülüyor:
Birincisi, Çin’in “Kuşak ve Yol” inisiyatifine alternatif koridorlar yaratmak. İkincisi, Rusya’nın Güney Kafkasya üzerindeki nüfuzunu kırmak. Üçüncüsü, İran’ın kuzey sınır hattını çevreleyerek Basra Körfezi’ne uzanan bir baskı geometrisi inşa etmek.
Eurasianet ve JAMNews gibi kaynaklarda belirtildiği gibi, bu teklif Rusya’ya danışılmadan yapıldı. Bu, Washington’un Moskova’yı artık sürecin parçası değil, dış müdahale nesnesi olarak gördüğünü gösteriyor. Bu, 2008 Gürcistan müdahalesinden sonra Washington’un bölgeye ilk ciddi geri dönüş denemesi. Ancak bu sefer askeri değil, ekonomik-lojistik bir aparat üzerinden.
ABD ayrıca bu hamleyle Avrupa’ya güvenlik garantisi sunmadan Orta Asya ile bağ kurma stratejisini benimsiyor. NATO şemsiyesi altında değil, doğrudan “ticari partnerlik” görünümünde bir yapı kurmak istiyor.
Azerbaycan, Ermenistan, Rusya, İran ve Türkiye Açısından Zengezur’un Anlamı
Azerbaycan için Zengezur Koridoru, tarihsel bir “hak iadesi” olarak sunuluyor. Ancak bu iade, yalnızca Ermenistan’la değil; Rusya, İran ve hatta Türkiye ile stratejik koordinasyon gerektiriyor. Bakü’nün tercihlerini belirleyen en temel faktör, koridorun hem güvenliğini hem kontrolünü doğrudan kendisinde tutmak istemesi. ABD ile yakınlaşma, Bakü’nün Rusya’ya duyduğu stratejik güvensizlikle de ilişkili. Bakü, ABD planına yaklaşırken dikkatli davranıyor. Çünkü koridorun kontrolü bir Amerikan şirketine geçerse, bu Azerbaycan için iç siyaset açısından da ciddi bir hassasiyet doğurabilir.
Ermenistan için Zengezur Koridoru, bir varoluş meselesine dönüşmüş durumda. Koridorun ülke egemenliğinin dışına çıkarak kontrol edilmesi önerisi, Erivan’da derin bir alarm yaratıyor. Toprak bütünlüğünün aşındırılması, Rusya’nın desteğinin azalması ve İran’la gerginlik yaşanma ihtimali Erivan’ın temel endişeleri arasında.
Moskova için Güney Kafkasya, Sovyetler sonrası dönemde dahi bir “arka bahçe” statüsünü korudu. Ancak Ukrayna savaşı sonrası hem askeri hem diplomatik kaynaklarının büyük bölümünü batı cephesine yığan Kremlin, Ermenistan üzerindeki etkinliğini hızla kaybediyor. Zengezur Koridoru, Rusya’nın Güney Kafkasya’daki etkinliğine yönelik en doğrudan meydan okuma olarak değerlendiriliyor.
İran, Zengezur meselesine en yüksek perdeden tepki veren aktörlerden biri. Koridorun İran’ın Ermenistan üzerinden Azerbaycan ve Rusya’ya açılan ticaret hattını by-pass etmesi ve İran’daki Azerbaycan Türkleri arasında Pan-Türkist duyguları tetikleyebileceği endişesi Tahran’ın tepkisinin temel nedenleri arasında.
Türkiye için Zengezur Koridoru, 21. yüzyılın en önemli stratejik fırsatlarından biri olabilir. Ankara’yı Nahçıvan üzerinden Orta Asya’ya bağlayacak ve Türk Devletleri Teşkilatı’nın fiziki omurgasını oluşturacak olması Türkiye açısından büyük önem taşıyor. Ancak ABD’nin bu güzergâhta kontrol elde etmesi, Türkiye için bazı tehditler de barındırıyor. Koridorun ABD’ye devri, Türkiye-Azerbaycan ortak vizyonunun sulanmasına yol açabilir. Bu nedenle Türkiye’nin çıkarı, Zengezur’un ABD’nin değil, Türkiye-Azerbaycan-Ermenistan üçlü denklemi içinde çözümlenmesindedir.
Sonuç: Yeni Cepheler ve Türkiye’nin Rolü
Zengezur Koridoru artık sadece bir ulaşım rotası değil; Batı ile Doğu arasında kurulmak istenen yeni eksenlerin mücadele alanıdır. Türkiye, bu süreçte stratejik hesaplarını geniş tutmalı ve ABD’nin teklifine mesafeli fakat diplomatik olmalı. Ankara, süreci Bakü üzerinden yönlendirmeli ve ABD’li özel sektörün değil, Türk-Azeri kamu ortaklıklarının sürece hâkim olmasını sağlamalı. İran ve Rusya ile gerilimi tırmandırmak yerine, alternatif iş birliği kanalları açık tutulmalı ve Ermenistan’la diyalog sürdürülmeli. Zira Zengezur, sadece askeri veya jeopolitik değil, aynı zamanda ekonomik ve insani bir bağ kurulacak bir alan olabilir.
Sonuç olarak Zengezur Koridoru, Türkiye’nin küresel sistemdeki pozisyonunu yeniden tarif edeceği bir eşik olabilir. Ancak bu eşik, yalnızca coğrafi değil; akıl, diplomasi ve stratejik sabırla aşılabilir. Zira bazen en uzun yollar, bir karış toprağın nasıl anlaşıldığıyla başlar.