Türkiye, 2025’te 17,1 Milyar Dolar Çelik İhracatıyla Dünya’nın İlk 10 İçinde

Türkiye, 2025’te 17,1 Milyar Dolar Çelik İhracatıyla Dünya’nın İlk 10 İçinde
Tepki Ver

Türkiye Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Steel Networking Summits 2026’da yaptığı açıklamada, ülkemizin 2025 yılı itibarıyla 17,1 milyar dolar çelik ihracatıyla küresel pazarda 10. sırada yer aldığını duyurdu. Bu başarı, güçlü üretim altyapısı ve geniş dış ticaret ağı sayesinde elde edildi.

Çelik Sektörünün Küresel ve Bölgesel Konumu

Bolat, Türkiye’nin 2025’te 38,1 milyon ton ham çelik üreterek dünya çapında yedinci, Avrupa’da ise birinci sıraya yükseldiğini vurguladı. Üretimin %78’inin hurda bazlı elektrik ark ocağı (EAF) teknolojisine dayanması, sektörün düşük karbonlu üretim hedeflerine uygunluğunu gösteriyor. Bu çerçevede, 27,5 milyon ton ham çelik üretimi sırasında 18,8 milyon ton çelik hurdası ithal edildi.

AB Pazarına Yönelik Ticari Dinamikler

Türkiye’nin çelik ihracatının %42,3’ü Avrupa Birliği (AB) ülkelerine yöneliyor. Ancak AB’nin çelik kotaları ve 2026’da yürürlüğe giren Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM) gibi düzenlemeler, ihracat akışını etkiledi. Bakan Bolat, 2026’nın Ocak‑Eylül döneminde AB’ye yönelik çelik ihracatının %1,7 azaldığını, AB dışındaki ülkelere ihracatın ise %10 arttığını, toplam AB çelik ihracatının %6,7 düşüş yaşadığını bildirdi.

Türkiye‑AB Ticaret Hacmi ve Entegrasyon

AB ile Türkiye arasındaki yıllık ticaret hacmi 233 milyar dolar seviyesine ulaşmış durumda. Bu rakam, 204 milyar euro olarak da ifade ediliyor ve son beş yılda 900 milyar euro (yaklaşık 1 trilyon dolar) üzerinde bir ikili ticaret birikimi oluşturdu. Bolat, Gümrük Birliği’nin 30 yılı aşkın süresi boyunca iki tarafın da “arz‑tedarik zincirlerinin kırılmayacak kadar sağlam” olduğunu vurguladı.

Yeşil Dönüşüm ve Karbon Düzenlemeleri

AB’nin çelik kotalarını %50 daraltması ve SKDM’nin düşük karbonlu üretime zorunluluk getirmesi, sektörün yeşil dönüşümünü zorlaştırıyor. Bolat, “Bu tür tek taraflı kısıtlamalar, hurda bazlı ve düşük karbonlu çeliğin dolaşımını sınırlayarak sanayideki yeşil dönüşüm hedeflerine zarar veriyor” diyerek, Türkiye’nin Yeşil Mutabakat Eylem Planı kapsamında ihracatçılara danışmanlık ve destek sağladığını belirtti.

Makroekonomik Bağlam ve Büyüme Performansı

Türkiye ekonomisi, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan yönetiminde son 24 yılda yıllık ortalama %5,35 reel büyüme kaydetti. 2025’in ilk yarısında ise %2,5 büyüme gerçekleşti; ilk çeyrek %2,6**, ikinci çeyrek **%2,3** olarak açıklandı. Bu büyümenin temelinde net mal ve hizmet ihracatının güçlü katkısı bulunuyor. Milli gelir 2009’da 238 milyar dolar iken 2025’te 1,7 trilyon dolar**’a ulaşmış, yıl sonunda 1,8 trilyon dolar** civarında bir ekonomik büyüklük bekleniyor. Kişi başına milli gelir ise geçen yıl 18 bin dolar**, bu yıl ise 20 bin dolar seviyesini aşacak.

Dış Ticarette Çelik ve Diğer Sektörlerin Rolü

Türkiye, 2002 yılında 36 milyar dolar olan mal ihracatını 2025’te 273,2 milyar dolar seviyesine çıkarmayı başarmış ve eylül 2025 itibarıyla yıllıklandırılmış ihracat 283,7 milyar dolar**’a yükselmiş durumda. Aynı dönemde ithalat 380 milyar dolar**’ı bulmuş, bu da çelik, petrol, doğal gaz, kömür, ham altın ve çeşitli sanayi ürünlerini kapsıyor. Hizmet ihracatı 125 milyar dolar**, hizmet ithalatı ise 63‑64 milyar dolar** olarak gerçekleşmiş. Toplam dış ticaret 860 milyar dolar seviyesine ulaşarak, milli gelirin %50**’sini oluşturuyor; mal ve hizmet ihracatı ise milli gelirin %25**’ini temsil ediyor.

Gelecek Projeksiyonları ve Stratejik Beklentiler

Bolat, çelik sektörünün “küresel ekonominin stratejik gücü” olduğunu yineleyerek, çelik üretiminin inşaat, otomotiv, makine, enerji, ulaştırma, gemi inşa ve savunma gibi kritik alanlarda “lokomotif” görevini sürdüğünü belirtti. AB ile ticaretin “dengeli, karşılıklı menfaatlere dayalı ve çok başarılı” bir yapı olduğu vurgulanırken, önümüzdeki yıllarda çelik ihracatının sürdürülebilir büyümesi için “şeffaf, kurallara dayalı ve serbest ticaret” ortamının korunması gerektiği ifade edildi.

Sonuç olarak, Türkiye’nin çelik ihracatındaki güçlü konumu, hem ekonomik büyüme hem de sektörel çeşitlilik açısından kritik bir faktör olmaya devam ediyor. AB’nin kotaları ve karbon düzenlemeleri gibi dışsal faktörler sektörü zorlayıcı bir konuma getirirken, ülkenin yeşil dönüşüm politikaları ve dış ticaret stratejileri bu zorlukları aşmada belirleyici rol oynayacak.

Tepki Ver
Yazar Profili
Businews Yönetici Tüm Yazılar

Kullanıcıya ait herhangi bir sosyal medya veya iletişim bilgisi bulunmamaktadır.

10810 Yazı