Türkiye’nin İngilizce Yeterliliği Gerilemeye Devam Ediyor: EF EPI 2025 Sonuçları
EF Education First’ün (EF) her yıl yayınladığı ve dünya genelinde İngilizce yeterliliğini ölçen İngilizce Yeterlilik Endeksi’nin (EF EPI) 2025 sonuçları açıklandı. 100’den fazla ülkede dil eğitimi veren EF’in raporu, Türkiye’nin İngilizce yeterliliği konusunda yaşadığı zorlukları bir kez daha gözler önüne serdi.
EF EPI 2025: Küresel İngilizce Yeterliliğinde Duraklama ve Türkiye’nin Durumu
2025 EF EPI raporu, 123 ülke ve bölgeden toplam 2,2 milyon katılımcının verileriyle hazırlandı. Bu geniş kapsamlı çalışma, küresel ölçekte İngilizce yeterliliğindeki ilerlemenin 2020’den bu yana durma noktasına geldiğini gösteriyor. Türkiye ise ne yazık ki bu trendden olumsuz etkilenen ülkeler arasında yer alıyor.
Türkiye, 2025 endeksinde 488 puanla 123 ülke arasında 71’inci sırada yer aldı. Bu sonuç, Türkiye’nin İngilizce yeterliliğinin “düşük” kategorisinde olduğunu gösteriyor. Avrupa ülkeleri arasındaki sıralamada ise Türkiye, maalesef sondan ikinci sırada bulunuyor. Bir önceki yıl olan 2024’te Türkiye, 497 puanla 116 ülke arasında 65’inci sırada yer alırken, Avrupa sıralamasında yine aynı konumu korumuştu. Bu durum, Türkiye’nin İngilizce yeterliliği konusunda kaydettiği ilerlemenin yetersiz olduğunu ve hatta bir gerileme yaşandığını açıkça ortaya koyuyor.
Araştırmanın Metodolojisi ve Katılımcı Profili
EF EPI 2025 araştırmasına katılanların %46’sını erkekler, %54’ünü ise kadınlar oluşturuyor. Katılımcıların ortalama yaşı 26 olarak belirlenirken, kıtalara göre dağılım ise şöyle: Asya %39, Latin Amerika %31, Avrupa %16 ve Orta Doğu %3. Bu çeşitlilik, araştırmanın sonuçlarının küresel bir perspektif sunmasını sağlıyor. Bu yılki endekste bir ilk yaşandı. Katılımcıların İngilizce becerileri sadece okuma ve dinleme üzerinden değil, aynı zamanda konuşma ve yazma yetenekleri de değerlendirildi. Bu değerlendirme, EF’in teknoloji şirketi Efekta Education Group tarafından geliştirilen yapay zeka teknolojisiyle gerçekleştirildi. Bu sayede, daha hızlı ve kapsamlı bir değerlendirme mümkün kılınarak dil yeterliliğine dair daha gerçekçi bir tablo elde edildi.
Üretken İngilizce Becerilerinde Zayıflık
EF EPI 2025 verileri, İngilizce yeterliliğinin dünya genelinde sabit bir seyir izlediğini gösteriyor. Araştırma, katılımcıların okuma ve dinleme becerilerinin daha güçlü olduğunu, buna karşın konuşma ve yazma becerilerini kapsayan “üretken İngilizce” kategorisinde zayıflıklar bulunduğunu ortaya koyuyor. Sadece Kenya, Güney Afrika ve Zimbabve “üretken İngilizce” kategorisinde “yüksek yeterlilik” seviyesine ulaşmayı başardı. Okuma becerisi ise ülkelerin %80’inde en güçlü alan olarak öne çıkıyor. Bu durum, İngilizce eğitiminde konuşma ve yazma becerilerine daha fazla odaklanılması gerektiğini gösteriyor.
Avrupa’da Hollanda Liderliğini Koruyor
Avrupa’da İngilizce yeterliliği konusunda Hollanda, birinci sıradaki yerini korurken, onu Hırvatistan ve Avusturya izliyor. Almanya ise listede önemli bir yükseliş göstererek dördüncü sıraya yerleşti. Araştırmaya katılan ülkelerin yarısından fazlasında konuşma becerisi, İngilizce’deki en zayıf alan olarak belirlendi. Gençlerle ilgili dikkat çeken bir bulgu ise, birçok ülkede 25 yaş altı yetişkinlerin, daha ileri yaştaki yetişkinlerden daha düşük skorlar alması oldu. Bölgesel değerlendirmede ise Avrupa’da gelişim yatay bir seyir izliyor. Asya, İngilizce beceriler arasındaki farkın en dar olduğu bölge olurken, Latin Amerika’da yaş grupları arasındaki fark oldukça geniş. Afrika ise en dengeli tabloyu ortaya koyuyor. Cinsiyet farkı da daralmaya devam ediyor. 2024’te 48 ülkede anlamlı bir fark gözlemlenirken, bu sayı 2025’te 37’ye geriledi. Kadınlar Afrika’da erkeklerden daha yüksek skorlar almaya devam ederken, Orta Doğu ülkelerinde fark bu kez erkekler lehine genişledi.
Türkiye’de Bölgesel Farklılıklar ve Yaş Grupları
Türkiye’de İngilizce yeterliliği konusunda bölgesel farklılıklar dikkat çekiyor. İngilizce yeterliliğinde en iyi bölge Marmara olurken, İzmir, 515 puanla Türkiye’deki şehirler arasında ilk sırada yer alıyor. Ankara ise başkentler sıralamasında 508 puanla Türkiye ortalamasının üstünde yer alıyor. Yaş grupları arasında ise 501 puanla 26-30 yaş grubu öne çıkıyor. Ülke genelinde en güçlü beceri okuma, en zayıf beceri ise konuşma olarak belirlendi. Araştırmaya göre Türkiye’de özellikle 40 yaş üstü yetişkinlerde üretici (konuşma ve yazma) becerilerinde belirgin bir düşüş yaşanıyor. Genç yetişkinlerde ise pandemi öncesine kıyasla hala bir toparlanma görülmüyor.
Yapay Zekâ ve İngilizce Öğrenimi
EF EPI 2025 raporunda, yapay zekânın (AI) İngilizce öğrenimi ve kullanımına etkisi de geniş bir şekilde ele alınıyor. EF uzmanlarına göre, yapay zekâ destekli konuşma tanıma, kişiselleştirilmiş müfredat yolları ve sanal konuşma partnerleri, 7/24 konuşma pratiği sunarak kendi kendine dil öğreniminin en zorlayıcı yönüne çözüm oluyor ve yeni bir dönemi başlatıyor. Araştırmanın önsözünde ise “İngilizce yeterliliği ile yapay zekâ okuryazarlığının birleşimi, geleceğin iş dünyasında rekabet avantajının anahtarı olacak” değerlendirmesi yapılıyor.
Sonuç: İngilizce Eğitiminde Seferberlik Çağrısı
EF Education First Türkiye Ülke Müdürü Özüm Sekmen, endeks sonuçlarını değerlendirerek, “2025 araştırması, dünyanın birçok bölgesinde İngilizce yeterliliğinin durağanlaştığını, bazı ülkelerde ise gerilediğini gösteriyor. Türkiye de bu eğilimin dışında değil. Küresel ekonomiye entegre olmanın, uluslararası iş birliğinde yer almanın hatta yapay zekâ çağında rekabet edebilmenin yolu güçlü İngilizce becerilerinden geçiyor. Genç nüfusumuz, artan dijitalleşme ve küresel etkileşim ortamı düşünüldüğünde, İngilizce eğitimine her düzeyde daha fazla yatırım yapmamız gerekiyor. Eğitimde ortak bir vizyonla ilerlersek Türkiye’nin küresel arenada çok daha üst sıralarda yer alacağına inanıyoruz” ifadelerini kullandı.
Türkiye’nin İngilizce yeterliliğini artırmak için daha fazla çaba göstermesi gerekiyor. Özellikle konuşma ve yazma becerilerine odaklanarak, yapay zekânın sunduğu imkanlardan yararlanarak ve eğitime daha fazla yatırım yaparak bu konuda önemli adımlar atılabilir. Aksi takdirde, küresel rekabette geri kalma riski devam edecektir.