Ekonomistler OVP 2026-2028’i Eleştirdi: Tarihi Büyüme Tahminleri Tartışılıyor
Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Strateji ve Bütçe Başkanlığı tarafından hazırlanan ve 2026-2028 dönemini kapsayan Orta Vadeli Program (OVP), Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Program, Türkiye ekonomisinin önümüzdeki üç yıllık yol haritasını çizmeyi amaçlıyor. Ancak, büyüme oranlarından enflasyon hedeflerine, işsizlik oranlarından dış ticaret dengesine kadar bir dizi makroekonomik hedefi içeren program, açıklandığı andan itibaren ekonomistler ve uzmanlar tarafından yoğun eleştirilere maruz kaldı.
OVP 2026-2028: Ekonomistlerin Temel Eleştirileri
Ekonomi çevreleri, programın hedef ve varsayımlarını detaylıca inceleyerek eleştirilerini birkaç temel başlıkta topladı. İşte Orta Vadeli Program’a (OVP) yöneltilen başlıca eleştiriler:
Büyüme Öngörülerinin Gerçekçiliği
OVP’nin büyüme projeksiyonları, mevcut küresel belirsizlikler ve Türkiye’nin yapısal reform ihtiyacı dikkate alındığında, gerçekçi bir zeminden yoksun olarak değerlendiriliyor. Büyümenin hangi sektörler tarafından destekleneceğine dair net bir stratejinin eksikliği, hedeflerin ulaşılabilirliği konusunda soru işaretleri yaratıyor. Programda öngörülen yüzde 3,3 ile 5 arasındaki büyüme oranlarının, Türkiye’nin potansiyel büyüme seviyesinin altında kaldığı vurgulanıyor.
Kamu Harcamalarının Sürdürülebilirliği ve Enflasyon Riski
Ekonominin canlanması için kamu harcamalarına ve yatırımlarına ağırlık verilmesi, mali disiplin ve enflasyon üzerindeki baskılar açısından endişe yaratıyor. Uzmanlar, bu tür politikaların orta vadede bütçe açığı üzerinde yaratabileceği risklere dikkat çekiyor. Harcamaların sürdürülebilirliği ve enflasyonla mücadele arasındaki denge, programın zayıf noktalarından biri olarak görülüyor.
Cari Açık ve Dış Ticaret Dengesizliği Sorunu
Dış ticaret açığının ve beraberindeki cari açığın kontrol altına alınmasına yönelik somut ve etkili bir stratejinin sunulmaması, programın en çok eleştirilen yönlerinden biri. Türkiye ekonomisinin kronik sorunlarından olan bu dengesizliğin kalıcı çözümüne dair adımların programda yeterince yer bulamaması, ekonomistler tarafından büyük bir eksiklik olarak değerlendiriliyor. Finansal Piyasalar Uzmanı İris Cibre, dış ticaret açığı artarken enerji ithalatının azalması ve dış ticaretin GSYH’ye oranının düşmesi gibi çelişkilere dikkat çekiyor.
Deprem Bölgelerine Ayrılan Kaynakların Kullanımı
Afet bölgelerinin yeniden inşası için gereken önemli kaynak ihtiyacının maliye politikası ve enflasyon hedeflerine olası etkileri, programda yeterince detaylandırılmamış. Bu kaynağın nasıl finanse edileceği ve mevcut hedeflerle nasıl uyumlu hale getirileceğine dair belirsizlik, önemli bir soru işareti olarak öne çıkıyor. Ekonomist İnan Mutlu, deprem bölgelerine ayrılan kaynakların kullanımına dikkat çekerek programın bu konudaki yetersizliğine vurgu yapıyor.
Uzman Görüşleri ve Programdaki Tutarsızlıklar
Ekonomistlerin OVP 2026-2028 hakkındaki görüşleri genel olarak programın iyimser hedeflerinin arkasını dolduracak sağlam politika araçları ve inandırıcı senaryolardan yoksun olduğu yönünde. TCMB eski Başekonomisti Prof. Dr. Hakan Kara, 2024–2028 dönemini kapsayan Orta Vadeli Program (OVP) hedeflerini değerlendirerek, dört yıl üst üste açıklanan büyüme oranlarının ekonominin potansiyelinin altında kaldığını belirtiyor. Prof. Dr. Kara, “Tarihte ilk kez OVP’de, dört yıl boyunca uzun vadeli ortalamanın altında büyüme rakamları görüyorum” diyerek programın büyüme hedeflerinin yetersizliğine dikkat çekiyor.
Finansal Piyasalar Uzmanı İris Cibre, programdaki bazı çelişkilere dikkat çekiyor. Cibre, 2026 için TÜFE beklentisinin yüzde 16 olmasına karşın dolar kurunun yüzde 17,6 artmasının kayda değer olduğunu vurguluyor. İşgücü artarken işsizliğin düşmesi, dış ticaret açığı artarken enerji ithalatının azalması gibi durumların programdaki iç tutarsızlıklara işaret ettiğini belirtiyor.
Ekonomist ve yazar Dr. Güldem Atabay, OVP’ye dair eleştirilerinde programın iç tutarsızlıklarına dikkat çekiyor. Atabay, 2028 hedeflerini değerlendirerek büyüme hedefiyle cari açık hedefi arasındaki uyumsuzluğa dikkat çekiyor ve programın “çıpa” işlevi görmeyeceğini belirtiyor.
OVP’nin Ekonomik Etkileri ve Sektörel Bağlam
OVP’nin ekonomik etkileri, içerdiği hedef ve politikaların ne ölçüde hayata geçirilebileceğine bağlı olacak. Programın başarılı olması durumunda, Türkiye ekonomisi daha istikrarlı bir büyüme patikasına girebilir, enflasyon düşürülebilir ve cari açık kontrol altına alınabilir. Ancak, programda belirtilen hedeflere ulaşılamaması durumunda, ekonomik belirsizlikler artabilir, enflasyon yükselmeye devam edebilir ve dış finansman ihtiyacı artabilir.
Sektörel açıdan bakıldığında, programın özellikle kamu yatırımlarına ağırlık vermesi, inşaat, enerji ve ulaştırma gibi sektörlerde hareketlilik yaratabilir. Ancak, özel sektörün yatırım iştahının artırılması ve yapısal reformların hayata geçirilmesi, tüm sektörlerin büyümesine katkı sağlayacak önemli faktörler olarak öne çıkıyor.
Gelecek Projeksiyonları ve Beklentiler
Ekonomistlerin OVP hakkındaki eleştirileri dikkate alındığında, programın hedeflerine ulaşabilmesi için daha gerçekçi varsayımlara, daha somut politika araçlarına ve daha şeffaf bir iletişim stratejisine ihtiyaç duyulduğu söylenebilir. Özellikle enflasyonla mücadele, mali disiplinin sağlanması ve yapısal reformların hayata geçirilmesi, programın başarısı için kritik öneme sahip olacak. Prof. Dr. Hakan Kara’nın belirttiği gibi, enflasyonla mücadelenin öncelik olarak kalacağı sinyalinin verilmeye çalışılması önemli bir beklenti olarak değerlendirilebilir.
Sonuç olarak, Orta Vadeli Program (OVP) 2026-2028, Türkiye ekonomisi için önemli bir yol haritası niteliğinde olsa da, ekonomistlerin eleştirileri ve programdaki tutarsızlıklar, hedeflere ulaşma konusunda soru işaretleri yaratıyor. Programın başarısı, hükümetin kararlılığına, yapısal reformların hayata geçirilmesine ve küresel ekonomik koşulların elverişliliğine bağlı olacak.