Hazine’nin 2026 Finansman Programı Açıklandı: İç Borçlanma Ağırlıklı Strateji

Hazine’nin 2026 Finansman Programı Açıklandı: İç Borçlanma Ağırlıklı Strateji

Hazine ve Maliye Bakanlığı, merakla beklenen 2026 Hazine Finansman Programı‘nı yayımladı. Program, 2025 yılındaki gelişmeleri ve 2026 yılına dair öngörüleri kapsıyor. Orta Vadeli Program ve Merkezi Yönetim Bütçesi öngörüleri doğrultusunda hazırlanan bu plan, Türkiye’nin önümüzdeki dönemdeki finansman stratejilerini ve hedeflerini ortaya koyuyor.

2025 Yılı Değerlendirmesi: Başarılar ve Zorluklar

Program, 2025 yılında küresel ekonomik görünümün, gelişmiş ülke merkez bankalarının para politikası kararlarının ve jeopolitik gelişmelerin küresel piyasaları etkileyen temel unsurlar olduğunu vurguluyor. Bu belirsizlik ortamına rağmen, Türkiye’nin dış finansman hedeflerinde önemli başarılar elde ettiği belirtiliyor.

Dış finansman hedefi olarak belirlenen 11 milyar dolar, piyasa koşullarının elverişli seyretmesi ve ortaya çıkan fırsatların zamanlamasının doğru yönetilmesiyle aşıldı. Sonuç olarak, uluslararası sermaye piyasalarından toplam 13 milyar dolarlık finansman sağlandı. Bu, Türkiye’nin uluslararası piyasalardaki güvenilirliğinin ve yatırımcı ilgisinin bir göstergesi olarak değerlendiriliyor.

Bu finansman sağlama sürecinde, 2025 yılında çeşitli tahvil ve kira sertifikası ihraçları gerçekleştirildi. Şubat ve Mayıs aylarında 7 yıl vadeli ve sırasıyla 2,5 milyar dolar ve 2 milyar dolarlık iki adet tahvil ihracı yapıldı. Temmuz ayında ise 2,5 milyar dolar tutarında bir kira sertifikası ihracı ve 1,5 milyar avro tutarında bir tahvil ihracı gerçekleştirildi. Eylül ayında 2 milyar dolar ve 2035 vadeli bir tahvil ihracı yapıldı. Ekim ayında ise 4 Kasım valörlü olarak 2,25 milyar dolarlık 2036 vadeli tahvil ihracı yapıldı. Bu işlemlerle birlikte, 2025 yılında uluslararası sermaye piyasalarından sağlanan finansman tutarı, gerçekleştirilen 6 farklı borçlanma işlemi ile 13 milyar dolara ulaştı.

Kredi derecelendirme kuruluşu Moody’s’in ülke kredi notunu artırmasının risk priminde yarattığı iyileşme ve yıl içinde gerçekleştirilen tüm tahvil ihraçlarına yatırımcı talebinin yüksek olması, ihraçlardaki spread seviyelerinde gözlenen kademeli düşüş, 2025 yılının olumlu gelişmeleri olarak öne çıktı.

Yatırımcı ilişkileri kapsamında ocak-ekim döneminde uluslararası yatırımcılar, finansal kuruluşlar ve kredi derecelendirme kuruluşları ile Türk ekonomisi, yerel ve küresel sermaye piyasalarındaki gelişmelere ilişkin çok sayıda görüşme gerçekleştirilerek farklı profil ve çeşitlilikteki yatırımcı kitlesine ulaşıldı.

2026 Hedefleri: İç Borçlanma ve TL Ağırlıklı Strateji

2026 Hazine Finansman Programı’na göre, yaklaşık 3 trilyon 289,7 milyar lirası anapara ve 2 trilyon 700,3 milyar lirası faiz olmak üzere toplam 5 trilyon 990 milyar lira tutarında borç servisi gerçekleştirilmesi planlanıyor. Bu borç servisinin 5 trilyon 42,2 milyar lirasının iç borç, 947,8 milyar lirasının ise dış borç servisi olarak yapılması öngörülüyor. Bu durum, 2026 yılında iç borçlanmanın dış borçlanmaya göre daha ağırlıklı bir rol oynayacağını gösteriyor.

İç borç servisinin 4 trilyon 717,9 milyar liralık kısmının piyasaya yapılacak ödemelerden, 324,3 milyar liralık kısmının da kamu kurumlarına rekabetçi olmayan teklif yoluyla gerçekleştirilen satışların ödemelerinden oluşması bekleniyor. Bu dağılım, Hazine’nin piyasa koşullarını dikkate alarak çeşitli finansman kaynaklarına yöneleceğini gösteriyor.

Nakit bazlı faiz dışı denge, özelleştirme gelirleri, 2/B satış gelirleri, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonundan aktarılacak kaynaklar ile devirli ve garantili borç geri dönüşleri ve kasa/banka kullanımı sonucu elde edilecek borçlanma dışı kaynakların toplamının 40,4 milyar lira olması hedefleniyor. Bu kaynaklar, borçlanma ihtiyacını azaltmaya yönelik önemli bir katkı sağlayacak.

Gelecek yıl uluslararası sermaye piyasalarından tahvil ve kira sertifikası ihraçları yoluyla 13 milyar dolar tutarı karşılığında finansman sağlanması planlanıyor. Bu öngörüler doğrultusunda, 2026’da 5 trilyon 344,3 milyar lira tutarında iç borçlanma yapılması bekleniyor. Borçlanmanın ağırlıklı olarak Türk lirası cinsinden gerçekleştirilmesi ve piyasa çeşitliliğinin sağlanması amacıyla uluslararası piyasalarda ABD dolarının yanında imkan olması durumunda diğer döviz cinslerinden de ihraç yapılması hedefleniyor.

Stratejik Yaklaşımlar ve Beklentiler

Program, faiz giderlerinin optimal şekilde yönetilmesini teminen uygun enstrüman ve vade bileşimi dikkate alınarak, gelecek 12 ayda faizi yenilenecek senetler ile vadesine 12 aydan az kalmış senetlerin payının belirli bir seviyede tutulmasını hedefliyor. Nakit ve borç yönetiminde oluşabilecek likidite riskinin azaltılması amacıyla güçlü nakit rezervi öngörülüyor.

Türk lirası cinsinden sabit kuponlu “gösterge tahvil”lerin ihracına piyasa koşulları çerçevesinde düzenli olarak devam edilmesi planlanıyor. Ayrıca, Türk lirası cinsi bono, tahvil ve kira sertifikası, döviz cinsi tahvil ve kira sertifikası, altın tahvili ve altına dayalı kira sertifikası itfa takvimine ve piyasa koşullarına bağlı olarak ihraç edilebilecek. Piyasa katılımcılarının ilave talepleri ayrıca değerlendirilebilecek.

Nakit akımları arasında geçici dalgalanmaların giderilmesi amacıyla kısa vadeli Hazine bonoları ve “Para Piyasası Nakit İşlemleri Aracılığı ile Sağlanacak Finansman Hakkında Yönetmelik”te yer alan finansman araçları kullanılabilecek. Borç servisinin dönemler arası dengeli dağılımının sağlanması ve ikincil piyasada fiyat etkinliğinin artırılması amaçlarıyla piyasa koşulları çerçevesinde değişim ve geri alım ihaleleri yapılabilecek. İhalelere ilişkin detaylar ihale gününden en az bir iş günü önce kamuoyuna duyurulacak.

Uluslararası sermaye piyasalarından finansman sağlanması amacıyla çeşitli vadelerde konvansiyonel tahviller, kira sertifikaları, yeşil tahviller, sosyal tahviller ve/veya sürdürülebilir tahviller piyasa koşullarına bağlı olarak ihraç edilebilecek.

Sonuç

Hazine’nin 2026 Finansman Programı, Türkiye’nin önümüzdeki dönemde izleyeceği finansman stratejilerini ve hedeflerini net bir şekilde ortaya koyuyor. İç borçlanmanın ağırlıklı olduğu, Türk lirası cinsinden ihraçların öncelikli tutulduğu bu program, Türkiye’nin ekonomik istikrarını sağlama ve büyüme hedeflerine ulaşma yolunda önemli bir adım olarak değerlendiriliyor.

Benzer Yazılar