Çek Piyasasında Risk Uyarısı: 20 Trilyon TL’lik Dönen Para Tehlikede mi?

Çek Piyasasında Risk Uyarısı: 20 Trilyon TL’lik Dönen Para Tehlikede mi?

Finansal ve Operasyonel Yapılandırma Profesyonelleri Derneği (FOYDER) tarafından düzenlenen 4. Yapılandırma Zirvesi, İstanbul’da sektörün önde gelen isimlerini bir araya getirdi. Zirvede, İstanbul Aydın Üniversitesi Hukuk Fakültesi Medeni Usul ve İcra İflas Hukuku Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Oğuz Atalay’ın moderatörlüğünde gerçekleşen “Hukukçular Paneli”, dikkatleri üzerine çekti. Panele, Adalet Bakanlığı Cebri İcra Kanunu Taslağı Bilim Komisyonu Başkanı Prof. Dr. Selçuk Öztek ve Halkbank Kredi Risk Tasfiye ve Hukuk İşleri Genel Müdür Yardımcısı Celal Candan katıldı.

Prof. Dr. Oğuz Atalay, panelin açılışında önemli bir noktaya değinerek, yeniden yapılandırma hukukunun ekonomi hukukunun en canlı alanlarından biri olmasına rağmen, finans dünyası ile hukukçular arasında ciddi bir ortak dil sorunu olduğunu vurguladı. Atalay, konkordatonun artık arkaik bir yapıya dönüştüğünü ve mevcut uygulamaların borçlu ile alacaklıyı memnun etmediğini belirterek, yeniden yapılandırma felsefesine uygun yeni bir planlama anlayışıyla güncellenmesi gerektiğini savundu.

Bankacılık ve İcra Mevzuatı Arasındaki Uyumsuzluk Sorunu

Halkbank Kredi Risk Tasfiye ve Hukuk İşleri Genel Müdür Yardımcısı Celal Candan, bankacılık uygulamaları ile konkordato ve icra-iflas mevzuatı arasındaki uyumsuzlukların reel sektörde ciddi sorunlara yol açtığını ifade etti. Özellikle konkordato sürecinin ödemeleri durdurmasının bir çelişki yarattığını dile getiren Candan, kredi ve teminat erişiminin neredeyse imkansız hale geldiğini ve takip hesaplarına düşenlerin kalıcı sakıncalı mükellef statüsüne sürüklendiğini belirtti.

Candan, Adalet Bakanlığı’nın Cebri İcra Kanunu taslağı ile ilgili endişelerini dile getirerek, “İpotek takibinin ve bazı özel takip yollarının kaldırılmasının tahsilat sürelerini 4 yıl uzatabileceğini, bunun kredi maliyetlerini artırıp ekonomiyi küçültebileceğini düşünüyorum,” dedi. Bu durumun piyasada dönen parayı olumsuz etkileyebileceğine dikkat çekti.

Candan, bankaların Ocak-Ekim döneminde kullandırdığı kredi hacminin 22 trilyon TL’ye ulaştığını ve bir defaya mahsus keşide edilen çek tutarının Ocak-Eylül döneminde 7 trilyon TL olduğunu hatırlattı. Ayrıca, 4,5 trilyon liralık ipotek karşılığı piyasada dönen paranın 20 trilyon lirayı bulabileceğini ve çek tedavülünün zayıflayabileceğini öngördüğünü ifade etti. Taslakta alacaklının hakkının hızlı ve etkili tesliminin yeterince öngörülmediğini savundu.

Cebri İcra Kanunu Taslağına Dair Eleştiriler ve Beklentiler

Adalet Bakanlığı Cebri İcra Kanunu Taslağı Bilim Komisyonu Başkanı Prof. Dr. Selçuk Öztek, taslak üzerindeki çalışmaların Ocak ayı sonuna kadar süreceğini ve bankacılık sektörüyle ilgili eleştirilerin dikkate alınacağını belirtti. Özellikle 68/B ve 150/I maddeleri konusunda bankaların haklı taleplerinin göz ardı edilmeyeceğinin altını çizen Öztek, bu hükümlerin tamamen kaldırılmasının değil, uygun bir şekilde Bankacılık Kanunu’na taşınmasının planlandığını kaydetti.

Gelecek Beklentileri ve Piyasa Etkileri

Zirvede yapılan değerlendirmeler, çek piyasasında yaşanan gelişmelerin ve yeni yasal düzenlemelerin, finans sektörünü ve reel ekonomiyi önemli ölçüde etkileyeceği yönünde. Özellikle Cebri İcra Kanunu taslağı üzerindeki çalışmaların sonuçları, kredi maliyetleri, tahsilat süreleri ve piyasadaki para akışı üzerinde belirleyici olacak. Bankacılık sektörünün ve hukukçuların, ortak bir zeminde buluşarak, piyasanın sağlıklı işlemesi için uygun çözümler üretmesi bekleniyor.

Ekonomistler, çek piyasasında yaşanan risklerin artması durumunda, işletmelerin finansmana erişiminin zorlaşabileceğini ve bunun da ekonomik büyümeyi olumsuz etkileyebileceğini belirtiyor. Bu nedenle, yasal düzenlemelerin, hem alacaklıların haklarını koruyacak, hem de borçluların makul bir şekilde borçlarını yapılandırabilmelerine olanak sağlayacak şekilde dengeli bir yaklaşımla ele alınması gerektiği vurgulanıyor.

Sonuç olarak, 20 trilyon liralık çek piyasasında yaşanan gelişmeler, tüm ekonomik aktörler tarafından yakından takip edilmeli ve olası risklere karşı önlemler alınmalıdır. Hukukçular, bankacılar ve diğer paydaşlar arasındaki işbirliğinin artırılması, piyasanın istikrarı ve sürdürülebilir büyüme için hayati önem taşımaktadır.

Benzer Yazılar