EBSO: Sanayiyi Savunmasız Bırakmak Lüks Değil; Büyüme Beklentileri ve Riskler
Ege Bölgesi Sanayi Odası (EBSO), küresel ekonomideki belirsizliklerin arttığı bir dönemde Türk sanayisinin karşı karşıya olduğu zorluklara dikkat çekiyor. EBSO Yönetim Kurulu Başkan Vekili Hakan Ürün, haziran ayı meclis toplantısında yaptığı konuşmada, imalat sanayindeki gerilemeye vurgu yaparak, “Sanayiciyi savunmasız bırakma lüksümüz yok” ifadesini kullandı. Ürün, Türkiye ekonomisinin geleceğine dair önemli açıklamalarda bulunurken, sanayicilerin desteklenmesinin ve yatırım ortamının iyileştirilmesinin önemine işaret etti.
İmalat Sanayinin Durumu ve Riskler
Hakan Ürün, imalat sanayinin son dönemdeki performansını değerlendirirken, dikkat çekici verilere yer verdi. İmalat sanayinin son dört çeyreğin üçünde ülke ekonomisindeki büyümeye katkısının negatif olduğunu belirten Ürün, bu durumun sürdürülebilir olmadığını vurguladı. Ürün, “Hiçbir yükseliş ya da düşüş sonsuz değildir. Ancak, üretime kalıcı zarar verilmemesi ve sanayicilikten vazgeçilmemesi en önemli husustur” dedi. İmalat sanayinin karşı karşıya olduğu zorlukları sıralayan Ürün, vergi yükleri, iş gücü maliyetleri, yüksek enflasyon ve faiz oranlarının sektörü olumsuz etkilediğini belirtti.
Yüksek enflasyon, sanayiciler için önemli bir sorun olmaya devam ediyor. Özellikle girdi maliyetlerindeki artışlar, üretim süreçlerini zorlaştırıyor ve rekabet gücünü azaltıyor. İş gücü maliyetlerindeki artış da sanayicilerin üzerindeki yükü artırıyor. Bu durum, istihdam yaratma potansiyelini olumsuz etkileyebilir ve işsizlik oranlarının yükselmesine neden olabilir.
Uzmanlar, Türkiye ekonomisinin karşı karşıya olduğu risklerin başında jeopolitik gerilimler, küresel ticaret savaşları ve enerji fiyatlarındaki dalgalanmaların geldiğine dikkat çekiyor. Bu faktörler, Türkiye ekonomisi için önemli bir belirsizlik kaynağı oluşturuyor ve yatırım kararlarını olumsuz etkileyebilir.
Ekonomik Projeksiyonlar ve Beklentiler
OECD’nin ekonomik görünüm raporuna değinen Hakan Ürün, Türkiye’nin GSYH büyüme beklentilerini paylaştı. OECD’ye göre, Türkiye ekonomisinin 2025’te yüzde 2,9 ve 2026’da yüzde 3,3 oranında büyümesi bekleniyor. Ancak, Ürün, finansal koşullar ve mali konsolidasyonun hane halkı tüketimini sınırladığına dikkat çekti. Özel yatırımlar ve ihracat büyümesinin de ticaretteki zayıflık nedeniyle 2025’te yavaşlayacağını, ancak 2026’da kademeli olarak toparlanacağını öngördü.
Enflasyonun düşüş eğilimine rağmen konut ve eğitim gibi alanlarda yüksek seyretmeye devam ettiğini belirten Ürün, 2026 yılı sonuna kadar enflasyonun yüzde 15 seviyesine gerilemesinin beklendiğini ifade etti. Ancak, uluslararası ticaretteki gelişmelerin etkisi belirsizliğini koruyor. Enflasyonun kalıcı olarak düşüş eğiliminde kalmasını sağlamak için maliye ve para politikalarının da daraltıcı nitelikte kalması gerektiğini vurguladı.
Ekonomistlere göre, Türkiye’nin enflasyonla mücadelede başarılı olabilmesi için yapısal reformların hayata geçirilmesi ve para politikasının bağımsızlığının sağlanması gerekiyor. Ayrıca, kamu harcamalarının disiplin altına alınması ve vergi reformlarının yapılması da enflasyonla mücadelede önemli bir rol oynayabilir.
Yatırım Teşvikleri ve KOBİ’ler
Ekonomideki sıkışıklığın yatırım planlarını ötelediği bir ortamda yatırım teşviklerinin açıklanmasını olumlu karşılayan Ürün, ağırlıklı olarak proje bazlı teşviklere odaklanılmasının nitelikli yatırımlar adına son derece önemli olduğunu belirtti. 2030 yılına kadar geçerliliğini koruyacak ve Türkiye’ye ivme kazandıracak olan yatırımların kuşkusuz katma değerli ve nitelikli yatırımlar olacağını vurguladı.
Özellikle dışa bağımlılığı azaltacak yatırımlar ve ikiz dönüşüme yönelik desteklerin üretim yapısının kırılganlığını azaltırken dayanıklılığı artıracağını ve yeni bir motivasyon sağlayacağını ifade etti. KOBİ’lerin ulaşabileceği desteklerin sektörel ve bölgesel teşvik kategorisinde vurgulanmış olup oldukça sınırlı kalmasından duyduğu endişeyi dile getiren Ürün, yatırım iştahının yeniden artması açısından özellikle KOBİ’lerin faydalanacağı desteklerin artırılmasının önemine dikkat çekti.
Geçen haftalarda orta ve yüksek teknoloji yatırımlar için yatırım taahhüdü avans kredisi programı büyüklüğünün 500 milyar liraya çıkartılmasının da yatırım iştahının yeniden oluşturulması açısından önemli olduğunu belirten Ürün, dijital ve yeşil dönüşüm programı yatırımlarının çok önemsedikleri öncelikli yatırımlar destek kapsamına alınmış olunmasının sürdürülebilir sanayi adına kıymetli olduğunu vurguladı.
Sonuç ve Öneriler
EBSO Başkan Vekili Hakan Ürün’ün açıklamaları, Türk sanayisinin karşı karşıya olduğu zorluklara ve geleceğe yönelik beklentilere ışık tutuyor. Sanayicilerin desteklenmesi, yatırım ortamının iyileştirilmesi ve yapısal reformların hayata geçirilmesi, Türkiye ekonomisinin sürdürülebilir büyüme potansiyelini artırabilir. KOBİ’lere yönelik desteklerin artırılması ve dijital dönüşümün teşvik edilmesi, Türk sanayisinin rekabet gücünü yükseltebilir.
Sonuç olarak, Türkiye ekonomisinin geleceği, sanayi sektörünün performansına bağlı. Sanayicilerin desteklenmesi, yatırım ortamının iyileştirilmesi ve yapısal reformların hayata geçirilmesi, Türkiye ekonomisinin sürdürülebilir büyüme potansiyelini artırabilir.