Züccaciye Sektörü 2035 Hedefinde: İngiltere ve Özbekistan’a Odaklanacak
Türk züccaciye sektörü, 2035 yılına kadar dünyanın en büyük üç ihracatçısından biri olma hedefine ulaşmak için yeni bir yol haritası çiziyor. Bu stratejik hamle kapsamında sektör, özellikle İngiltere ve Özbekistan pazarlarında derinleşmeyi ve Ortadoğu gibi pazarlarda yeni yaklaşımlar geliştirmeyi planlıyor.
2035 Hedefine Doğru: Derinleşme Stratejisi
Züccaciye sektörü, yaklaşık **12 milyar dolarlık** hacmiyle dünya pazarında önemli bir oyuncu konumunda bulunuyor. Sektör, bu yılın ilk 7 ayında ihracatta **yüzde 3.1’lik** bir düşüş yaşamasına rağmen, 2035 vizyonunu “ilk 3” olarak belirlemiş durumda. Bu iddialı hedef doğrultusunda, “birçok yere koşturmak yerine gittiği pazarlarda derinleşme” stratejisi ön plana çıkıyor.
Züccaciyeciler Derneği (ZÜCDER) Yönetim Kurulu Başkanı Burak Önder, küreselleşme yerine lokalleşmenin önem kazandığı ve çevre ülkelerle ticaretin arttığı bu dönemde, Türkiye’nin bir hub ve dağıtım noktası haline gelebileceğine dikkat çekiyor. Önder, bu durumun hem Türkiye hem de züccaciye sektörü için önemli fırsatlar sunduğunu vurguluyor.
Hedef Pazarlar: Özbekistan ve İngiltere
Sektör, yeni stratejisi doğrultusunda özellikle **Özbekistan ve İngiltere** pazarlarına odaklanacak. Bu pazarlarda derinleşme hedefi, sektörün ihracat potansiyelini artırmasına ve 2035 hedefine daha sağlam adımlarla ilerlemesine yardımcı olacak.
Sektörün Güçlü ve Zayıf Yönleri
Türkiye, ev ve mutfak eşyaları sektöründe dünyanın en büyük ihracatçıları arasında **6. ve 7. sıralarda** yer alıyor. ZÜCDER, sektörün 2035 vizyonunu, Çin hariç diğer ülkeler arasında ihracatta **üçüncü ülke** konumuna yükselmek olarak belirledi. Ancak bu hedefe ulaşmak için sektörün bazı zayıflıklarını aşması gerekiyor.
ZÜCDER Başkanı Burak Önder, kısıtlı kaynakların doğru kanallara aktarılması gerektiğini vurguluyor. Bu kapsamda, hedef ülkelerden, hangi pazarlarda hangi aktivitelerin yapılacağına, kısıtlı kaynakların nerelere kullanılacağına kadar detaylı bir strateji planı hazırlanıyor.
Önder, Türk ev ve mutfak eşyaları sektörünün farklı hammadde gruplarından oluştuğunu ve farklı ihracatçı birliklerinin mensuplarını barındırdığını belirtiyor. Türkiye’de sivil toplumun ve ihracatçı birliklerinin ortak hareket etme kabiliyetinin henüz yeterince gelişmediğini ifade eden Önder, bu strateji hamlesini başlatarak diğer sivil toplum örgütlerini de paydaş olarak gördüklerini ve kamuyla da görüşmeler yaparak 2035 stratejisini yazılı hale getireceklerini belirtiyor.
İnovasyon ve Dijitalleşme Vurgusu
2035 stratejisinde inovasyon açığına da dikkat çekiliyor. Sanayideki ve dijitaldeki dönüşümü yakalayabilmek adına bununla ilgili farkındalık oluşturmanın önemi vurgulanıyor. Türk ev ve mutfak eşyaları sektörünün dönüşen dünyada sanayideki ve dijitaldeki dönüşümü yakalaması, markalaşma ve inovasyon konusunda da adım atması hedefleniyor.
Burak Önder, değişen değil dönüşen bir dünya olduğunu ve “baktığımız değil bakmadığımız yerden gol yiyebiliriz” diyerek dijital dönüşümün önemine işaret ediyor. Ülke olarak dönüşümün kaçırılmaması gerektiğini vurgulayan Önder, Türkiye sanayisinin endüstri 2.5’ta olduğunu ve sanayideki dönüşümle ilgili bir yol haritasının olması gerektiğini belirtiyor. Dijital kasların güçlendirilmesi ve konvansiyonel ihracatın yanı sıra modern ihracat kaslarının da geliştirilmesi gerektiği vurgulanıyor. Üretimin çok önemli olduğunu ve üreticinin teşvik edilmesi gerektiği de belirtiliyor.
Sektörün Geleceği ve Beklentiler
ZÜCDER, yeni dönemde bir gençlik komitesi kurarak meslektaşlık duygusu yaratmayı ve iyi bir network oluşumu sağlamayı hedefliyor. Ayrıca, ZÜCDER’in Avrupa Ev ve Mutfak Eşyaları Federasyonu’na (FEC) üyeliği de sektör için önemli bir adım olarak görülüyor. Bu üyelikle başlayan süreçte önümüzdeki dönemde yönetime de girilmesi hedefleniyor.
Avrupa Birliği’nin sektörün en büyük pazarı olduğu vurgulanıyor ve Avrupa Birliği’nde olan biteni ve regülasyonları bilmenin, o hazırlık çalışmalarının içinde olmanın sektör açısından çok önemli olduğu belirtiliyor. FEC’in sektördeki küresel gelişmelerin takibi anlamında kritik bir konumda olduğu ifade ediliyor.
Büyüyen Çin’e karşı süpermarketlerde halen gidilecek çok yol olduğu belirtiliyor ve FEC üyeliğinin hem bürokratik anlamda hem de iş birlikleri anlamında yeni bir yol açacağına inanılıyor. Anadolu açılımlarıyla da Anadolu’nun ihracat potansiyelini yükseltmek, bilgi birikimlerini artırmak ve oradaki gelişmeleri takip edip yaşadıkları sıkıntıları duymak için sık sık Anadolu ziyaretleri yapılıyor.
Züchex Fuarı’nın Rolü
Bölgesel anlamda lider bir fuar haline gelen Züchex Fuarı’nın etkinliğinin artırılması hedefleniyor. Fuarlar ve bağlı olduğu endüstrinin aynı ekosistemin parçaları olduğu ve birbirlerini besledikleri vurgulanıyor. Fuarın gelişmesi ve katılan üye firmaların buradan daha çok verim elde etmesi için önümüzdeki süreçte çalışmalara devam edilecek. Fuar firmasıyla fuarda yapılan iyi işler ve geliştirilmeye açık konular üzerinde fikirler paylaşılacak. 2026 için fuar çalışmalarına senenin başından itibaren başlanacak. Hedef bölgeler neresi, bu fuarı nasıl daha büyütürüz, nasıl uluslararası hale getirebiliriz, Avrupa’dan katılımcı sayısını nasıl arttırabiliriz gibi konulara odaklanılacak.
Finansmana Erişim Zorlukları
Yüksek faiz, düşük kur politikasının ihracat üzerindeki etkileri değerlendirilirken, faizlerin düşürülmesinin dahi finansmana erişimi rahatlatmayacağı belirtiliyor. Sanayinin üretimden soğumaması gerektiği ve faizdeki küçük indirimlerin bile sanayide psikolojik etki yarattığı ve piyasalarda olumlu bir algı oluşturduğu ifade ediliyor.