ASO Başkanı Ardıç: Sanayi Bir Yıl Boyunca Bankalara Çalıştı
Ankara Sanayi Odası (ASO) Başkanı Seyit Ardıç, sanayi sektörünün finansman yükü altında ezildiğini belirterek çarpıcı açıklamalarda bulundu. Ağustos ayı Meclis Toplantısı’nda konuşan Ardıç, sanayicinin bir yıl boyunca bankalara çalıştığını vurguladı. Merkez Bankası Başkanı Fatih Karahan’ın da katıldığı toplantıda, sanayi kuruluşlarının finansman giderlerinin faaliyet kârı içindeki payının giderek arttığına dikkat çekildi.
Sanayicinin Kârlılığı Alarm Veriyor
Ardıç, En Büyük İkinci 500 Sanayi Kuruluşu içindeki firmaların finansman giderlerinin faaliyet kârı içindeki payının yüzde 35,8’den yüzde 80,9’a yükseldiğini ifade etti. Bu durumun vahametini gözler önüne seren Ardıç, “İlk 500 şirketlerinde ise durum daha da vahim. Faaliyet kârının yüzde 97’sini finansman giderine vermişler. Yani sanayicimiz bir yıl boyunca bankalara çalışmış” dedi. Bu durum, sanayi sektörünün finansman yükü altında ne denli zorlandığını açıkça ortaya koyuyor.
Son gelen çeyreklik bilançolarda bankacılık sektörünün kârlılıklarında önemli artışlar görülürken, sanayi sektörünün ise neredeyse kâr elde edemediğine dikkat çeken Ardıç, “Finansal tablolarını açıklamış borsaya kota 282 şirketin 137’si bu dönemde zarar yazdı. Yani şirketlerin neredeyse yarısı, yüzde 48,58’i bu dönemi zararla kapattı. Oysa geçen yıl aynı dönemde bu oran yüzde 36 idi” şeklinde konuştu. Bu rakamlar, sanayi sektörünün içinde bulunduğu zor durumu net bir şekilde gösteriyor.
Bankaların Komisyon ve Ücretleri Artırıyor
Ardıç, bankaların işlemlerden aldığı yüksek komisyon ve ücretlere de dikkat çekerek, “İşlemlerden alınan yüksek komisyon ve ücretler sanayicilerimizin finansman maliyeti yükünü daha da artırıyor. Bankaların uyguladığı bu rakam ve oranların düşürülmesi finansmana erişmeye çalışan reel sektör için daha sağlıklı ve sürdürülebilir olacaktır” dedi. Bankaların bu politikalarının sanayicinin üzerindeki yükü daha da artırdığı vurgulandı.
Ardıç’ın ifadeleriyle, finans sektörünün büyümesinin Türkiye ekonomisi açısından önemli olduğu vurgulanırken, sanayicilerin karşılaştığı zorluklar da göz ardı edilmemeli. “Biz sanayiciler üretim maliyetlerindeki artış, ihracat pazarlarındaki daralma ve finansmana erişim gibi zorluklarla mücadele ederken, üretime devam etmek için de büyük çaba harcıyoruz. Cari enflasyon yüzde 33,5, Merkez Bankası’nın yıl sonu hedefi ise yüzde 24. Peki ticari kredi faizleri kaç? Yüzde 55. Bu faiz oranlarıyla nasıl ayakta kalacağız, nasıl üretim yapacağız, yeni yatırımlarımızı neye göre nasıl planlayacağız? Yani, parasını faize yatıran rahat bir uyku çekerken, üretim ve ihracat yaparak, istihdam yaratarak, ülkemizin geleceğine katkı sağlamaya çalışan girişimciler yani bizler, maalesef uykusuz geceler geçiriyoruz. Bu sistem sağlıklı bir ekonomi için sürdürülebilir değildir” şeklinde konuştu.
Enflasyonla Mücadele ve Reel Sektörün Durumu
Enflasyonla mücadele programı hedeflerinin piyasa beklentileriyle uyumlu hale geldiğinin altını çizen Ardıç, rezerv artışı ve CDS’deki düşüşün umut verici olduğunu belirtti. Ancak kamu kesiminin harcamaları kontrol altına alarak toplumda tasarruf algısı oluşturmasının, enflasyonla mücadelenin inandırıcılığını artıracağını dile getirdi. “Kamu tasarruf konusunda öncü ve örnek olmalıdır” diyen Ardıç, enflasyonla mücadelenin önemine vurgu yaparak, fiyat istikrarının uzun vadeli büyümenin temeli olduğunu kaydetti.
Ardıç, “Ancak enflasyonun toplumsal maliyeti ve reel sektörümüz üzerindeki olumsuz etkileri ne yazık ki çok yüksek oldu. Sanayi tarafında iki çeyrek üst üste yaşanan daralma, enflasyonla mücadelede en büyük maliyetin reel sektöre yüklendiğini gösteriyor. Bu süreç, yatırım kararlarını ve üretimi baskılamaya devam ediyor” ifadelerini kullandı. Enflasyonla mücadele politikalarının reel sektör üzerindeki olumsuz etkilerine dikkat çekti.
Eximbank kredilerindeki teminat zorunluluğunun firmalar için süreci zorlaştırdığını ve maliyetleri artırdığını belirten Ardıç, “Bu uygulama ihracatımız üzerinde olumsuz etkiler yaratmaktadır. Teminat yapısının gözden geçirilerek daha esnek hâle getirilmesi yönündeki talebimiz de var” dedi.
Ardıç, Türkiye’nin üretim gücünü şekillendirecek kritik bir eşikte olunduğunu ifade ederek, “Ya her şeye rağmen üretime devam eden, istihdam yaratan, teknolojiyi ve katma değeri önceleyen firmalarımızın yolunu açacağız… Ya da krediye ulaşamadığı için kapısına kilit vuran, üretimden çekilen, binlerce kişiyi işsiz bırakan işletmelerin çoğaldığı bir geleceğe sürükleneceğiz. Günü kurtaran değil, geleceği şekillendiren politikalarla reel sektörün önünü açan bir anlayışa ihtiyacımız var. Sanayicinin sesini duyan, ihtiyaçlarını gözeten, üretimi destekleyen bir ekonomi modeliyle yolumuza devam edelim” şeklinde konuştu.
KOBİ’ler İçin Nefes Kredisi Umut Olmalı
KOBİ tanımındaki limitin artmış olmasını olumlu bulan Ardıç, Nefes Kredisi gibi kredilerden daha fazla işletmenin yararlanabilmesi için tutarının artırılması ve kapsamının genişletilmesi gerektiğini vurguladı. Ardıç, “Nefes kredisi, KOBİ’lerimizin iflas etmeden önceki son umududur. Limitlerin vakit kaybetmeden en az 50 milyar TL’ye çıkarılması sadece firmalarımızın ayakta kalmasını değil, ekonominin üretim ve istihdam kapasitesinin korunmasını da sağlayacaktır” dedi. KOBİ’lerin yüksek faiz ve kredi limitlerinden dolayı bankaların kapısından içeri bile giremediğini söyleyen Ardıç, “Temel beklentimiz; Kredilerin üretim odaklı firmalara açılması; reel sektörün ihtiyaçlarına uygun selektif bir kredi politikası izlenmesi” şeklinde konuştu.
İhracatçı firmaların, ihracat bedelinin yüzde 35’ini Merkez Bankası’na satma zorunluluğunun firmaları zorladığını belirten Ardıç, “Bu durum firmalarımızı zorluyor. Merkez Bankası’nda TL’ye çevirdiğimiz parayla hammadde almak için tekrar döviz alıyoruz. Kur makasından dolayı kaybımız oluyor. Bu uygulama, özellikle de hammaddesi büyük ölçüde dışa bağımlı olan sektörlere ilave yük getiriyor. Bu uygulamanın sürdürülmesi gerekliyse, sektörlerin ithalata bağımlılık oranları dikkate alınarak sınıflandırma ve ayrıştırma modeli yapılabileceği kanaatindeyim” dedi. İhracatçılara verilen yüzde 3 oranındaki döviz dönüşüm desteğinin 31 Ekim 2025’e kadar uzatıldığını hatırlatan Ardıç, “Beklentimiz bu desteğin devam ettirilmesi” ifadelerini kullandı.
Sonuç olarak, ASO Başkanı Seyit Ardıç’ın açıklamaları, sanayi sektörünün finansman sorunlarının derinliğini ve çözüm bekleyen acil önlemlerin gerekliliğini ortaya koyuyor. Sanayicilerin karşılaştığı zorlukların aşılması ve sürdürülebilir bir büyüme için reel sektörü destekleyen politikaların hayata geçirilmesi büyük önem taşıyor.