AB’den İsrail’e Bilimsel Araştırma Fonlarında Kesinti: Ufuk Avrupa Etkisi

AB’den İsrail’e Bilimsel Araştırma Fonlarında Kesinti: Ufuk Avrupa Etkisi

Avrupa Birliği (AB) Komisyonu, İsrail’in Ufuk Avrupa programına katılımının kısmen askıya alınmasını öngören bir teklifi üye ülkelere sunduğunu duyurdu. Bu adım, AB ile İsrail arasındaki ilişkilerde önemli bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor ve bilimsel iş birliği alanında gelecekteki projeleri etkileyebilecek potansiyele sahip. Özellikle Avrupa İnovasyon Konseyi (EIC) Hızlandırıcı Programı kapsamında finanse edilen faaliyetlerdeki İsrail kuruluşlarının katılımı bu karardan etkilenecek.

Kesintinin Kapsamı ve Gerekçesi

Askıya alma kararının temelinde, AB-İsrail Ortaklık Anlaşması’nın “Taraflar arasındaki ilişkiler, insan hakları ve demokratik ilkelerin saygı temelinde yürütülmelidir” ifadesini içeren ikinci maddesinin gözden geçirilmesi yatıyor. AB Komisyonu, bu yükümlülüklere saygı gösterilmesinin karşılıklı iş birliğinin temel bir parçası olduğunu vurguluyor. Karar, özellikle siber güvenlik, insansız hava araçları ve yapay zeka gibi potansiyel olarak çift kullanımlı uygulamalara sahip, yıkıcı yenilikler ve yeni ortaya çıkan teknolojiler geliştiren yeni şirketleri ve küçük işletmeleri hedefleyen EIC Hızlandırıcı Programı’nı etkiliyor.

AB, İsrail’in çatışmalara ara verdiğini duyurmuş olmasına rağmen, Gazze’deki durumun ciddiyetini koruduğunu hatırlatarak, kararın bu gelişmeler ışığında alındığını belirtiyor.

Ufuk Avrupa Programı ve EIC’nin Önemi

AB’nin bilimsel araştırma, teknoloji ve inovasyon alanlarındaki faaliyetlerini destekleyen Ufuk Avrupa programının 2021-2027 yılları için ayrılan bütçesi 95,5 milyar avro. Bu devasa bütçe, Avrupa’nın bilimsel ve teknolojik rekabet gücünü artırmayı hedefliyor. Askıya alma kararı, Ufuk Avrupa kapsamında yer alan ve 10,1 milyar avro bütçeye sahip olan EIC’ye odaklanıyor. EIC, özellikle yenilikçi ve hızlı büyüme potansiyeli olan şirketlere finansman sağlayarak Avrupa’nın inovasyon ekosistemini desteklemeyi amaçlıyor.

İsrail’in Ufuk Avrupa Katılımı

İsrail, AB’nin Ufuk Avrupa programına 2021 yılında katılmıştı. Bu katılım, İsrailli bilim insanları ve şirketleri için Avrupa’daki bilimsel ve teknolojik gelişmelere erişim imkanı sunarken, aynı zamanda AB ile İsrail arasındaki iş birliğini de güçlendiriyordu. Ancak, gelinen noktada bu iş birliğinin kısmen askıya alınması, taraflar arasındaki ilişkilerde bir gerginlik işareti olarak değerlendirilebilir.

Kararın Yürürlüğe Girişi ve Olası Etkileri

Teklifin yürürlüğe girmesi için AB Konseyi’nde üye ülkelerin nitelikli çoğunluğunun bunu desteklemesi gerekiyor. Bu süreçte, üye ülkeler arasında farklı görüşlerin ortaya çıkması ve müzakerelerin uzaması olası. Eğer teklif kabul edilirse, İsrailli kuruluşların EIC Hızlandırıcı Programı’na katılımı durdurulacak ve bu durum, İsrail’deki yenilikçi şirketlerin finansman kaynaklarına erişimini zorlaştırabilir. Ayrıca, bu karar, AB ile İsrail arasındaki bilimsel iş birliğinin geleceği hakkında soru işaretleri yaratıyor.

Gazze Şeridi’ndeki Durumun Etkileri

İsrail’in Gazze Şeridi’ne yönelik saldırıları ve bölgedeki insani durum, AB’nin karar alma sürecinde önemli bir rol oynadı. Haberde yer alan bilgilere göre, İsrail ordusunun Gazze Şeridi’ne 7 Ekim 2023’ten bu yana düzenlediği saldırılarda en az 59 bin 921 Filistinli hayatını kaybetti ve 145 bin 233 kişi de yaralandı. Ayrıca, İsrail’in ateşkesi bozduğu 18 Mart’tan itibaren Gazze’ye düzenlediği saldırılarda 8 bin 755 kişi yaşamını yitirdi ve 33 bin 192 kişi yaralandı. Bu trajik tablo, AB’nin İsrail’e yönelik tutumunu sertleştirmesinde etkili olmuş olabilir.

Gazze’de 27 Mayıs’tan bu yana İsrail-ABD güdümlü “Gazze İnsani Yardım Vakfı” tarafından insani yardım adı altında kurulan dağıtım bölgelerinde Filistinlilerin hedef alındığı sistematik saldırılarda da 1157 kişi hayatını kaybetti ve 7 bin 758 kişi yaralandı. Bu olaylar, uluslararası toplumun İsrail’e yönelik eleştirilerini artırmasına neden oldu.

Sonuç: Gelecek Belirsizliği

AB’nin İsrail’e yönelik bilimsel araştırma fonlarında kesinti talebi, taraflar arasındaki ilişkilerde yeni bir sayfa açıyor. Kararın yürürlüğe girip girmeyeceği ve gelecekteki iş birliği projelerini nasıl etkileyeceği belirsizliğini koruyor. Ancak, bu gelişme, insan hakları ve demokratik ilkelere saygının, uluslararası iş birliğinin temel bir şartı olduğunu bir kez daha hatırlatıyor.

Benzer Yazılar