Altın Fiyatları Hazine’yi Zorlarken Yatırımcı ve Yastık Altını Güldürdü

Altın Fiyatları Hazine’yi Zorlarken Yatırımcı ve Yastık Altını Güldürdü
Tepki Ver

Altın fiyatlarındaki son dönemdeki yükseliş, yatırımcılar için kazançlı bir dönem olurken, Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın altın borçlanması üzerindeki yükü artırdı. Altın, yatırımcıların güvenli limanı olma özelliğini korurken, enflasyona karşı korunma aracı olarak da öne çıkıyor. Ancak bu durum, altın cinsinden borçlanan kurumlar için maliyetleri de beraberinde getiriyor.

Altın Fiyatlarındaki Yükselişin Etkileri

QNB ekonomistlerinin yaptığı hesaplamalara göre, sadece iki ayda altın fiyatlarındaki sert yükseliş, altın stokundan elde edilen karı 64 milyar dolar artırdı. Bu artışın büyük bir kısmı, yaklaşık 55 milyar doları, mevduat ve yastık altındaki altınlardan elde edilen kazançlardan kaynaklandı. Kalan 9 milyar dolarlık kar ise kamu kesiminde gerçekleşti.

Bu durum, özellikle altın yatırımı yapan küçük yatırımcılar için önemli bir gelir kaynağı oluşturdu. Yastık altında veya bankalardaki altın mevduat hesaplarında bulunan altınlar, değer kazanarak yatırımcıların servetini artırdı. Ancak aynı durum, altın borcu olan Hazine için olumsuz bir tablo çizdi.

Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın 2024 ve 2025 yıllarında ihraç ettiği ve 2026 yılı içinde ödemesi gereken altın borcunun faturası, altın fiyatlarındaki artış nedeniyle 9.4 milyar dolar yükseldi. Bu durum, Hazine’nin borç yükünü artırırken, bütçe üzerindeki baskıyı da beraberinde getirdi.

Hazine’nin Altın Borçlanma Stratejisi

Hazine ve Maliye Bakanlığı, 2017 yılından itibaren altın cinsi tahvil ve kira sertifikası ihraçlarına başladı. Özellikle 2020 yılında altın borçlanmaları hız kazandı. 2023 yılında ara verilen altın cinsi borçlanmaya, 2024 yılında yeniden başlandı. Hazine’nin verilerine göre, 2024 ve 2025 yıllarında 8 altın tahvili ve 8 altına dayalı kira sertifikası ihraç edildi. Bu ihraçların geri ödemeleri, gelecek yılın Ocak ayında başlayacak ve Ekim ayının başına kadar tamamlanacak.

En büyük ihraçlar, geçtiğimiz yıl Şubat ayında gerçekleştirildi. Bu dönemde yaklaşık 16.9 ton altın tahvili ve 24.3 ton altına dayalı kira sertifikası ihraç edildi. Gelecek yılın Ocak ayının sonunda ise 6.5 tonluk altın tahvil ve 20.9 tonluk kira sertifikası geri ödemesi yapılacak.

Hazine’nin altın tahvilleri ve altına dayalı kira sertifikası ihraçlarının o günkü ons altın fiyatına göre değeri ile bugünkü ons altın fiyatına göre değeri karşılaştırıldığında, önemli bir fark ortaya çıkıyor. İhraç edilen gündeki altının ons fiyatı ile bugünkü ons altın fiyatı arasındaki fark, Hazine’nin borç yükünü önemli ölçüde artırmış durumda.

Altın Borcunun Boyutu

Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın verilerine göre, son iki yılda Hazine 183 milyon 867 bin 45 gram altın tahvil ve kira sertifikası ihalesi yaptı. Bu, yaklaşık 183.9 tonluk bir altın borcu anlamına geliyor. Ons birimiyle ifade edildiğinde ise bu miktar, 5.9 milyon ons‘a denk geliyor.

Hazine’nin altın borcunun ihraç günü altın ons fiyatı göz önüne alınarak yapılan hesaplamada 14 milyar 686.3 milyon dolar olduğu belirlenmişti. Ancak, güncel altın ons fiyatı ile yapılan hesaplamada bu borcun 24 milyar 62 milyon dolara yükseldiği görüldü. Bu, altın fiyatlarındaki yükselişin Hazine’nin altın borcunu yaklaşık 9.4 milyar dolar daha artırdığı anlamına geliyor.

Hazine ve Maliye Bakanlığı, Mayıs ayından bu yana altın borçlanması gerçekleştirmiyor. Üç aylık borçlanma takvimine göre yılsonuna kadar da yeni bir altın tahvili veya altına dayalı kira sertifikası ihracı planlanmıyor.

Yastık Altı Altının Önemi ve Altın İthalatı

QNB ekonomistlerinin yaptığı hesaplamalara göre, yurt içindeki toplam altın stokunun Ağustos ayı itibarıyla 4 bin 228 ton yani 499 milyar dolar düzeyinde olduğu tahmin ediliyor. Bu miktarın tamamı yastık altı altın olmasa da, stokun 550 tonu mevduat, 581 tonu ise Hazine ve TCMB sahipliğinde bulunuyor. Geriye kalan 3 bin 97 tonun ise kayıt dışı fiziki altın tutarını yansıttığı tahmin ediliyor.

QNB raporunda, Eylül ayında altın ithalatının 2.5 milyar dolar ile son 2 yılın en yüksek seviyesine ulaştığı vurgulanıyor. Bu artışta, fiyat yükselişinin de etkisi olmakla birlikte, ton bazında bakıldığında, bu senenin ilk yarısındaki değerlerin çok uzağında olmadığı belirtiliyor. Üretim ve ihracat verileri ile birlikte değerlendirildiğinde, Eylül ayında altın stokunda 18 ton artış gerçekleştiğine işaret ediliyor.

Ekonomik Etkiler ve Beklentiler

QNB ekonomistleri, altın fiyatlarındaki artıştan elde edilen varlık etkisinin, yüksek faiz oranlarına rağmen güçlü seyreden iç talebin bir nedeni olabileceğini belirtiyor. Bu durum, Merkez Bankası’nın (TCMB) para politikasını bir süre daha sıkı tutmasına neden olabilir.

Yüksek faiz seviyelerine rağmen kredi büyümesinde yeterince yavaşlama olmadığı takdirde, kredi büyüme oranları ve bu kuraldan istisna tutulan kredilerin gözden geçirilmesi gerekebilir. Kredi büyümesindeki dirençli seyir de dikkate alındığında, altından kaynaklanan varlık etkisini dengelemek için para politikası ve makroihtiyati tedbirlerin daha uzun süre sıkı tutulması gerekebilir.

Sonuç olarak, altın fiyatlarındaki yükseliş hem yatırımcılar hem de Hazine için farklı etkiler yaratıyor. Yatırımcılar için kazanç fırsatı sunarken, Hazine’nin borç yükünü artırıyor. Bu durum, ekonomik politikaların belirlenmesinde de önemli bir faktör olarak öne çıkıyor.

Tepki Ver
Yazar Profili
Businews Yönetici Tüm Yazılar

Kullanıcıya ait herhangi bir sosyal medya veya iletişim bilgisi bulunmamaktadır.

9609 Yazı

Benzer Yazılar