Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz’dan OVP Açıklaması: Enflasyonda Düşüş ve Büyüme Hedefleri
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, merakla beklenen Orta Vadeli Programı’nın (OVP) detaylarını kamuoyuyla paylaştı. Yılmaz, yaptığı açıklamada ekonomik programın başarıyla uygulandığını ve bunun somut sonuçlarının görüldüğünü vurguladı. Temel makroekonomik yaklaşımların kararlılıkla sürdürüldüğünü, hedeflerden sapma olmadığını ve Türkiye ekonomisinin benzer ülkelere kıyasla olumlu ayrışmaya devam ederken dış şoklara karşı dayanıklılığını bir kez daha ortaya koyduğunu belirtti.
Dezenflasyon Süreci ve Enflasyon Hedefleri
Yılmaz, konuşmasında enflasyonla mücadele konusuna özel bir vurgu yaptı. Geçiş sürecinin ardından Haziran 2024’ten itibaren kesintisiz bir dezenflasyon sürecine girildiğini belirten Yılmaz, bu süreçte enflasyonun 42,5 puan gerilediğini ifade etti. Enflasyon beklentileri ve ana eğilim göstergelerindeki iyileşme ile Eylül ayından itibaren yılın geri kalanında da dezenflasyon sürecinin kesintisiz bir şekilde devam etmesi bekleniyor.
Orta Vadeli Program (OVP) kapsamında belirlenen enflasyon hedefleri ise şu şekilde:
- 2025: %28,5
- 2026: %16,0
- 2027: %9,0
- 2028: %8,0 (tek haneli seviyeler)
Bu hedeflere ulaşılmasıyla birlikte, Türkiye’nin enflasyon sorununa kalıcı bir çözüm bulunması ve ekonomik istikrarın sağlanması amaçlanıyor.
Büyüme ve Milli Gelir Hedefleri
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, Türkiye ekonomisinin pek çok olumsuz gelişmeye rağmen dayanıklı ve dengeli görünümünü koruduğunu söyledi. 2025 yılının ilk yarısı itibarıyla milli gelir büyümesinin dezenflasyon politikalarının sonucu olarak %3,6 ılımlı seyrettiğini, iç talepteki artışın dengeli bir şekilde yönetildiğini ve sürdürülebilir büyüme kompozisyonunun korunduğunu belirtti. Ayrıca, ekonominin ısınmasına müsaade edilmediğini ve verilerin hem dezenflasyon hem de dengeli büyümeyi sağladığını teyit ettiğini ifade etti.
OVP’deki büyüme hedefleri ise şöyle:
- 2026: %3,8
- 2027: %4,3
- 2028: %5,0
2025 yılını tamamlarken, programın en temel göstergeleri olarak ilk kez 1,5 trilyonu aşan bir milli gelir büyüklüğüne sahip olunacağı ve ilk kez kişi başına 17 bin doların üzerine çıkan bir milli gelir elde edileceği öngörülüyor. Türkiye’nin 2025 yılı sonu itibarıyla dünyanın 16. en büyük ekonomisi ve Avrupa’nın 6. en büyük ekonomisi olması bekleniyor.
Cari Açık ve KKM Hesapları
Cari işlemler açığının 59,7 milyar dolara, %6,9’a kadar yükseldikten sonra uygulanan ekonomi programı ve güçlü politika eşgüdümü sayesinde kaydedeğer bir iyileşme sağlandığını ve gerileme yaşandığını belirten Yılmaz, tarihsel ortalamaların altında bir cari işlemler açığı görüldüğünü ifade etti. Düşük cari işlemler açığının, ekonominin dış finansman ihtiyacının belirgin şekilde azaldığını ortaya koyduğunu ve cari açığın daha da iyi seviyeye getirileceğini ve kalıcılığının sağlanacağını belirtti.
Kur Korumalı Mevduat (KKM) hesaplarına da değinen Yılmaz, son 2 yılda TL’ye artan güvenle TL mevduatların toplam mevduat içindeki payının %60,7’ye çıktığını ve KKM hesaplarının toplam mevduat içindeki payının %1,7’ye kadar gerilediğini söyledi. KKM’nin sonlandırılmasıyla 2026’da bu hesapların tamamen kapatıldığını görmüş olacağız dedi.
Rezervler ve Risk Primi
Uluslararası rezervlerin önemli ölçüde artarak tarihi rekor seviyelere ulaştığını belirten Yılmaz, brüt rezervlerin 80 milyar dolar artarak Ağustos itibarıyla 178,4 milyar dolara ulaştığını ifade etti. Ülke risk priminde de önemli gerileme görüldüğünü söyledi.
İşsizlik Hedefleri
OVP’de işsizlik oranına ilişkin hedefler de yer alıyor. Buna göre, 2024 itibarıyla %8,7 seviyesinde gerçekleşmesi beklenen işsizlik oranının, 2025’te %8,5, 2026’da %8,4, 2027’de %8,2’ye ve 2028’de ise %8’in altına inmesi hedefleniyor.
Sonuç ve Beklentiler
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın açıklamaları, Türkiye ekonomisinin geleceğine dair umutları artırıyor. Enflasyonda kesintisiz düşüş, cari açıkta iyileşme, TL’ye artan güven, tarihi yüksek rezervler ve bütçe görünümü ile ekonomik politikaların somut ve kalıcı sonuçlar elde etmeye başladığı net bir şekilde görülüyor. 2026-2028 OVP’yi oluştururken tüm küresel eğilimlerin dikkate alındığını ve ekonomik hedeflerin gerçekçi varsayımlar üzerine inşa edildiğini belirten Yılmaz, Türkiye ekonomisinin önümüzdeki dönemde daha da güçleneceğine ve istikrarlı bir büyüme trendi yakalayacağına işaret etti.
Cari işlemler açığının milli gelire oranının 2026 ve 2027 yıllarında %1,3 ve %1,2 seviyelerine gerilemesi hedeflenirken, 2028’de ise bu oranın %1 seviyesine kadar inmesi öngörülmektedir. Bütçe dengesinin 2025’te %3,6, 2026’da %3,5, dönem sonunda ise %3’ün altında olması bekleniyor.