Fatih Keresteci’den Enflasyon ve Asgari Ücret Tahminleri: Kritik Değerlendirmeler

Fatih Keresteci’den Enflasyon ve Asgari Ücret Tahminleri: Kritik Değerlendirmeler

Peninsula Corporate Finance Kurucu Ortağı Fatih Keresteci, CNBC-e yayınında yaptığı değerlendirmelerle ekonomideki güncel durumu ve geleceğe yönelik beklentileri masaya yatırdı. Keresteci, enflasyondaki düşüş hızının yavaşlamasını “yapışkanlık” olarak nitelendirirken, uygulanan ekonomi politikalarının etkinliğinin azaldığına dikkat çekti. Keresteci, “Uzun süredir aynı ilacı veriyoruz ama hasta bir türlü iyileşmiyor. Demek ki tedaviyi değiştirmek gerekiyor,” diyerek mevcut politikaların sorgulanması gerektiğini vurguladı.

Enflasyonun Yapışkanlığı ve Nedenleri

Keresteci, enflasyonun aşağı yönlü hareketini zorlaştıran üç temel faktöre odaklandı: Kira ve gıda sektörlerindeki arz kaynaklı sıkışmalar, altın ve mevduat gelirlerinin yarattığı servet etkisi ve henüz tam olarak kırılamayan enflasyon beklentileri. Merkez Bankası’nın son Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısında bu tabloyu fark ettiğini belirten Keresteci, Merkez Bankası’nın enflasyonist gidişata dair üç önemli olumsuz görüş bildirdiğini ifade etti.

Yıl Sonu Enflasyon Tahmini ve Revizyon Beklentisi

Merkez Bankası’nın 2025 yılı için enflasyon hedefini %24 olarak belirlemesine rağmen, Keresteci’nin yıl sonu enflasyon tahmini daha yüksek. Keresteci, “Benim hesabıma göre yılı yüzde 32–33 bandında kapatacağız. Bu Cuma açıklanacak enflasyon raporunda yukarı yönlü bir revizyon göreceğiz ama asıl güncelleme 2026 tahminlerinde olacak,” dedi. Bu açıklama, enflasyonla mücadelede hedeflere ulaşmanın zorluğunu ve daha uzun bir sürece yayılabileceğini gösteriyor.

Faiz İndirimleri ve Makroihtiyati Tedbirlerin Etkisi

Enflasyondaki katılığa rağmen, Keresteci TCMB’nin faiz indirim döngüsünü sürdürebileceğini öngörüyor. “İki yıldır sıkı para politikası uyguluyoruz ama enflasyon hala yüksek. Demek ki faiz dışında başka faktörler devrede. İç talep aslında dezenflasyonist ama faizi indirirse ‘mücadeleyi bırakıyor’ algısı oluşuyor. Ben olsam daha güçlü bir indirim yapardım ama bu algıyla Merkez Bankası’nın işi zor. Aralık’ta 1 puanlık indirimle trendin sürmesini bekliyorum,” şeklinde konuştu. Keresteci, faiz indirimlerinin piyasaya tam olarak yansımamasının nedenini ise makroihtiyati tedbirlerin etkisine bağlıyor. Bankaların TL kredilerde %1, yabancı parada ise binde 5’lik sınırlandırmalara takılması ve TL mevduat oranını %60’ın üzerinde tutma zorunluluğu, faiz indirimlerinin kredi kanalındaki etkisini sınırlıyor. Keresteci, bu makroihtiyati frenlerin 2026 ortasına kadar kalkmayacağını öngörüyor.

Reel Sektörün Durumu ve Karlılık Sorunları

Nisan ayındaki bir yayında reel sektörün durumunu “dişini sıkmaktan çenesi kilitlendi” şeklinde tanımlayan Keresteci, günümüzde reel sektörde işlerin nasıl olduğu sorusuna şu yanıtı verdi: “Sanayiyi ikiye ayırmak gerek: Emek yoğun, düşük katma değerli sektörlerin Türkiye’de artık yaşam alanı kalmadı. Katma değerli üretim yapan tarafta bir miktar kıpırdanma var ama karsızlık hala ana tema. Evet, çenede biraz gevşeme var ama sağ taraftaki çeneyi kaybettik.” Bu açıklama, Türk sanayisinin dönüşüm geçirmesi gerektiğini ve katma değerli üretime odaklanmanın önemini vurguluyor.

Enflasyonla Mücadelede Toplumsal İkna ve Yapısal Reformlar

Keresteci, enflasyonla mücadelenin sadece para politikasıyla sınırlı kalmaması gerektiğinin altını çiziyor. Mali disiplin, konut ve gıdada arz artışı, hukukta öngörülebilirlik gibi yapısal adımların da atılması gerektiğini vurgulayan Keresteci, “Sadece para politikası değil, diğer unsurların da devrede olduğu yeni bir ekonomik anlayışa ihtiyacımız var. 2001’de Kemal Derviş ne demişti? ‘Toplumu ikna etmeden enflasyonu düşüremezsiniz.’ Aynı noktadayız. O yüzden güven veren, ikna edici bir politika çerçevesi şart,” dedi. Toplumsal ikna ve güvenin, enflasyonla mücadelede önemli bir rol oynadığına dikkat çekiyor.

Asgari Ücret Beklentisi ve Yeniden Değerleme Oranı

Asgari ücret konusunda da değerlendirmelerde bulunan Keresteci, ekonomik gerçeklik ve sosyal refah arasında bir denge kurulması gerektiğini belirtiyor. “Açlık sınırı şu anda asgari ücretin yüzde 28–30 üzerinde. Ama bunu bire bir telafi etmek dengeleri bozar. Yeniden değerleme oranı yüzde 25 açıklandı, asgari ücret artışı da bu civarda olur diye bekliyorum,” şeklinde konuştu. Asgari ücret artışının, ekonomik dengeleri bozmadan çalışanların refahını artıracak bir seviyede belirlenmesi gerektiğine işaret ediyor.

Kur Tahminleri ve “Güçlü TL” Senaryosu

TL’nin reel değerlenmesi konusunda da görüşlerini paylaşan Keresteci, “Ekim ayında reel efektif kurda son dönemin en güçlü aylık değerlenmesini göreceğiz. Programın mihenk taşı döviz; o yüzden normal şartlarda 2026’da TL’nin reel değer kaybetmesini beklemiyorum. Yıl sonu Dolar/TL tahminim 43,5, 2026 sonu için 52–53 bandı makul,” dedi. Keresteci, programın başarısı için döviz kurunun istikrarlı seyretmesinin önemine vurgu yapıyor.

Türkiye’nin Jeopolitik Rolü ve Fırsatlar

Son olarak, Türkiye’nin küresel bölgeselleşme dönemindeki rolüne değinen Keresteci, “Doğunun en batısında, batının en doğusunda olmak büyük avantaj. Türkiye hem Batı’yla hem Doğu’yla konuşabilen, köprü kurabilen ‘yapıştırıcı ülke’. Jeopolitik risklerle birlikte önemli fırsatlar da var. Yeter ki kullanabilelim,” diyerek Türkiye’nin jeopolitik konumunun sunduğu fırsatları değerlendirebilmesi gerektiğini belirtti.

Benzer Yazılar