Fitch’ten Türk Bankalarına Performans Uyarısı: Marjlarda Daralma Beklentisi

Fitch’ten Türk Bankalarına Performans Uyarısı: Marjlarda Daralma Beklentisi

Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Fitch Ratings, Türk bankacılık sektörüne yönelik bir uyarı yayınlayarak, 2025 yılının ilk çeyreğinde bankaların performansında düşüş beklendiğini açıkladı. Bu düşüşün temel nedenleri arasında marjlardaki daralma, takipteki kredi (NPL) oranlarındaki artış ve yükselen kredi karşılıkları gösteriliyor.

Fitch’in Değerlendirmesi: NPL Artışı ve Piyasa Oynaklığı

Fitch tarafından yayımlanan raporda, Türk Lirası (TL) faiz oranlarının yüksek seyretmesi ve ekonomik büyümedeki yavaşlama gibi faktörlerin, takipteki kredi girişlerini artırarak bankaların ortalama NPL oranını yükselttiği belirtildi. Raporda ayrıca, Mart ayında yaşanan siyasi gelişmelerin piyasalarda dalgalanmaya yol açtığına dikkat çekilerek, süregelen oynaklığın veya politika değişikliklerinin dezenflasyon sürecini olumsuz etkileyebileceği ve TL üzerindeki baskıyı yeniden tetikleyebileceği vurgulandı.

Ortalama NPL oranının yükselmesi, bankaların karlılıklarını ve genel finansal sağlıklarını tehdit eden önemli bir unsur olarak öne çıkıyor. Yüksek faiz oranları ve ekonomik yavaşlama, borçluların ödeme güçlüklerini artırırken, bu durum da bankaların takipteki alacaklarının miktarını artırıyor.

Karlılık ve Risk Ağırlıklı Varlıklar

Fitch’in değerlendirmesine göre, bankaların işletme karı/ortalama risk ağırlıklı varlıklar (RWA) oranı, 2025’in ilk çeyreğinde ortalama %3,9’a gerileyerek, 2024’ün son çeyreğindeki %4,7 seviyesinin altına düştü. Bu düşüşün temel nedenleri arasında, aralık ayında yapılan faiz indirimine rağmen düşük kredi ve menkul kıymet getirileri ile hacimleri, ayrıca yüksek mevduat fonlama maliyetleri gösteriliyor. Takas maliyetlerindeki azalmaya rağmen ticari gelirlerin zayıf kalması da karlılık üzerindeki baskıyı artırıyor.

Bu durum, bankaların karlılıklarını sürdürülebilir bir şekilde artırmalarının önünde önemli engeller oluşturuyor. Düşük getiri oranları ve yüksek fonlama maliyetleri, bankaların net faiz marjlarını baskı altında tutarken, bu da genel karlılıklarını olumsuz etkiliyor.

Takipteki Kredi Üretimi ve Karşılık Oranları

Raporda, takipteki kredi üretiminin 2024’ün son çeyreğindeki %1,3 seviyesinden, 2025’in ilk çeyreğinde (yıllıklandırılmış) %2,1’e yükseldiği belirtiliyor. Bankaların takip ve batık kredi sınıflandırmasında Stage 2 kredileri, brüt kredilerin ortalama %9,1’inde istikrarlı kalırken, takipteki kredilere ayrılan özel karşılık oranı ise hafifçe düşerek %64’e geriledi (2024 sonu: %66).

Takipteki kredi üretimindeki artış, bankaların kredi portföylerindeki risklerin arttığına işaret ediyor. Kredi karşılık oranlarındaki düşüş ise, bankaların gelecekteki potansiyel kayıplara karşı daha az hazırlıklı olabileceği anlamına geliyor.

Döviz Mevduatları ve İhraçlar

Mart sonundaki oynaklıktan önce görülen göreceli döviz kuru istikrarı sayesinde, bankaların yabancı para (YP) mevduatlarının payı 2025’in ilk çeyreği sonunda ortalama %34’e geriledi (2024 sonu: %36). Ancak, Mart sonundan bu yana YP mevduatları yaklaşık 12 milyar ABD doları arttı. 2025’in ilk çeyreğinde ihraçlar yaklaşık 2,4 milyar ABD doları ile devam etti, ancak Mart ayındaki oynaklıktan sonra yavaşladı.

Döviz mevduatlarındaki artış, yatırımcıların TL’ye olan güveninin azaldığına ve dövize yöneldiğine işaret edebilir. İhraçlardaki yavaşlama ise, bankaların dış kaynaklardan finansman sağlama konusunda daha temkinli davrandığını gösteriyor.

Sermaye Yeterlilik Rasyosu

Bankaların ortalama ana sermaye yeterlilik (Tier 1) rasyosu, 2025’in ilk çeyreği sonunda %12,9’a düştü (2024 sonu: %14,6). Bu düşüş, yabancı para RWA’larına yönelik düzenleyici hoşgörünün sıkılaştırılması, bir kerelik operasyonel RWA düzeltmesi ve bazı bankalarda ödenen temettüleri yansıtıyor.

Sermaye yeterlilik rasyosundaki düşüş, bankaların risklerini yönetme ve potansiyel zararlara karşı dayanıklılıklarını koruma kapasitelerini azaltabilir. Bu durum, özellikle piyasa oynaklığının yüksek olduğu dönemlerde bankalar için ek riskler oluşturabilir.

Sonuç ve Beklentiler

Fitch’in uyarısı, Türk bankacılık sektörünün önümüzdeki dönemde zorlu bir süreçten geçebileceğine işaret ediyor. Marjlardaki daralma, NPL oranlarındaki artış ve sermaye yeterlilik rasyosundaki düşüş gibi faktörler, bankaların karlılıklarını ve finansal sağlıklarını tehdit edebilir. Piyasaların oynaklığı ve siyasi gelişmeler dezenflasyon sürecini olumsuz etkileyebilir ve TL üzerindeki baskıyı artırabilir. Bu nedenle, bankaların risk yönetimi stratejilerini gözden geçirmeleri ve sermaye yapılarını güçlendirmeleri önem taşıyor.

Benzer Yazılar