Güldağ ve Ağaoğlu’ndan Altın ve Borsaya Çeki Düzen Çağrısı
Ekonomi gazetecisi Hakan Güldağ ve ekonomist Ali Ağaoğlu, Şans Sohbetleri’nde Türkiye ekonomisinin gündemindeki kritik konuları değerlendirdi. Altın sertifikalarındaki anormallikler ve borsadaki manipülasyon iddialarına dikkat çeken ikili, piyasalara bir çeki düzen verilmesi gerektiğini vurguladı.
Enflasyon ve Merkez Bankası’nın Olası Hamleleri
Hakan Güldağ, enflasyon cephesinde kritik bir haftaya girildiğini belirterek, TÜİK’in açıklayacağı Ekim ayı enflasyon rakamlarına dikkat çekti. Piyasa beklentilerinin %2,5 ile %3,0 arasında olduğunu ifade eden Güldağ, cuma günü açıklanacak enflasyon raporunun da önemli olduğunu söyledi. Ağaoğlu ise kendi “ıspanak-ceviz endeksi”nin enflasyonu daha aşağıda gösterdiğini belirtti. Ancak enflasyonu düşürmede zorlu bir döneme girildiği konusunda hemfikirler.
Güldağ, İstanbul Ticaret Odası’nın (İTO) Ekim enflasyonunu %3,3 olarak açıkladığını hatırlatarak, TÜİK rakamlarının da bu seviyelerde gelmesi durumunda Merkez Bankası’nın ne gibi adımlar atacağının merak konusu olduğunu dile getirdi. Bu durumun borsa üzerindeki etkileri de tartışılırken, bazı grupların piyasayı manipüle ettiği iddiaları gündeme geldi.
Borsada Manipülasyon İddiaları ve Değer Yatırımcılığı
Ali Ağaoğlu, borsada içerik açısından bakıldığında, içi dolu şirketlerin fiyatlamaları ile bilançosu anlamlı olmayan hisselerin fiyatlamaları arasında büyük farklar olduğunu belirtti. Bazı şirketlerin isimlerinin çokça duyulduğunu ve iki-üç aracı kurumun kurduğu finansal bir mimari olduğunu ifade etti. Bu yapıda yatırım fonları, holdingler ve karşılıklı sahiplik ilişkilerinin bulunduğunu, birbirini besleyen bir sistemin kurulduğunu ve bazı şirketlerin değerlerinin dudak uçuklatacak seviyelere ulaştığını söyledi.
Ağaoğlu, borsayı iki bloğa ayırdığını belirterek, bir tarafın manipülatif olduğunu ve bu nedenle çok fazla konuşamadığını ifade etti. İlgili kurumların, SPK, Borsa İstanbul ve Takasbank’ın durumu daha dikkatle izlemesi gerektiğini, aksi takdirde iş işten geçebileceğini vurguladı. Diğer tarafta ise bilançolar üzerinden değer yatırımcılığı yapmak isteyenler için imkanlar olduğunu belirtti. Ağaoğlu, borsa için en büyük riskin CHP Kurultay davası olduğunu, davanın ortadan kalkmasıyla borsanın toparladığını ancak ülkenin hukuki ve siyasi durumunun hala risk oluşturduğunu sözlerine ekledi.
Döviz Hareketi ve Altın Sertifikalarındaki Anormallik
Hakan Güldağ, Türkiye’nin CDS risk primlerinin düştüğünü ancak siyasetin direksiyonda olması nedeniyle bu durumun ne kadar süreceğinin belirsiz olduğunu ifade etti. Ağaoğlu ise mevduatta stopaj oranının artırılmasıyla reel faizin daralması sonucunda döviz hareketinin gözlendiğini söyledi. Merkez Bankası’nın döviz satışları olduğunu ve rezervlerde önemli bir düşüş yaşandığını, ancak bu düşüşün tamamının döviz satışından kaynaklanmadığını, bir kısmının altın fiyatındaki düşüşten kaynaklandığını belirtti.
Güldağ, Merkez Bankası’nda 643 ton altın bulunduğunu ve madencilerden altın alımının durdurulduğunu hatırlattı. Ağaoğlu, bu kararın doğru olduğunu, kiloda neredeyse 12 bin dolara varan bir primin arbitraj fırsatı yarattığını ve yan yollara sapmaya neden olduğunu söyledi. Darphane’nin çıkardığı altın sertifikalarına değinen Ağaoğlu, sertifikanın getirisinin %28.78 seviyesinde olduğunu, bir ara %35‘lere kadar çıktığını ve borsadaki fiyatının içindeki altının değerinin %30 üzerinde işlem gördüğünü, bu durumun düzeltilmesi gerektiğini vurguladı.
Emtia Piyasaları ve Petrol Beklentileri
Trump ile Şi’nin Güney Kore’deki görüşmesinin emtia tarafını nasıl etkileyeceği sorusuna Ağaoğlu, petrolün doğru düzgün konuşulmadığını, ABD ile Çin arasında bir yıllık ateşkes olduğunu söyledi. Trump’ın yapay zekâyla Çin arasındaki teknolojik farkı kapatmak, Çin’in ise diğer ülkeler ve şirketler üzerinden ticareti sürdürebilecek altyapıyı kurma çabası içinde olduğunu belirtti.
Ağaoğlu, petrol tarafında Çin’in Rus petrolü almaya devam ettiğini ancak devlet rafinerilerinin alımı azalttığına dair haberler geldiğini, Türkiye’nin ise önümüzdeki dönemde alımı azaltabileceğini ya da alamayabileceğini ifade etti. Aralıkta OPEC toplantısı olduğunu ve 140 bin varil civarında bir artış beklendiğini söyledi. Trump’ın petrol fiyatlarının yukarı gitmesini istemediğini, Suudi Arabistan’ın Asya’ya yaptığı fiyatlamalarda indirim beklendiğini ve Lukoil’in yurt dışındaki varlıklarını satın alacağına dair duyumlar olduğunu belirtti. Sonuç olarak petrolün ana trendinin aşağı yönlü olduğunu ancak bu yıl içinde 60 doların altına gelmesini beklemediğini ifade etti.