Kasım Ayı Piyasalar: Borsa Ralli Yapar mı, Altın Düşer mi? Uzman Yorumları

Kasım Ayı Piyasalar: Borsa Ralli Yapar mı, Altın Düşer mi? Uzman Yorumları

Yurt içi ve yurt dışı piyasalar hareketli bir ayı geride bırakırken, yatırımcılar kasım ayına yeni umutlarla giriyor. Ekim ayında inişli çıkışlı bir grafik sergileyen borsa, altın, faiz, tahvil ve fon piyasalarında uzmanların kasım ayı beklentileri merak konusu. Özellikle Borsa İstanbul’un performansı, altın fiyatlarındaki dalgalanma ve mevduat faizlerindeki değişimler yatırımcıların odağında.

Borsa İstanbul’da Hedef Neresi?

Ekim ayında 10 bin puan sınırına kadar gerileyen Borsa İstanbul, ay sonuna doğru siyasi riskin azalmasıyla hızlı bir yükseliş trendine girdi ve hacim rekorları kırdı. Kasım ayının ilk işlem gününde de yükselişini sürdüren borsa, 11.150 puanın üzerine çıktı. Ancak dünkü işlemlerde negatif bir seyir izledi.

Inveo Portföy Fon Yönetim Müdürü Eral Karayazıcı, Borsa İstanbul’un 2024 yılını 278 dolar seviyesinde tamamladığını ve şu anda sene başına göre yüzde 6 iskontolu işlem gördüğünü belirtiyor. Karayazıcı, dünya borsalarının bu yıl güçlü değer artışları kaydettiğini ancak Borsa İstanbul’un yaşadığı negatif ayrışmanın politik belirsizliklerden kaynaklandığını vurguluyor. Oyun değiştirici bir faktör olmaması durumunda, yukarı yönlü hareketin 275 dolara (yaklaşık 11.500) kadar sürmesini ve 290 doların (güncel kurla 12.200) test edilmesinin mümkün olduğunu öngörüyor.

290-300 dolar hattının güçlü bir direnç olduğunu belirten Karayazıcı, bu seviyenin test edilmesi durumunda riskten kaçınmak isteyen yatırımcıların satış yapabileceğini ifade ediyor. Önümüzdeki 12 ayda BIST’in 320 doları da test edebileceğini düşünen Karayazıcı, aşağı yönlü hareketlerde 255 dolar, 240 dolar ve 225 dolar seviyelerinin güçlü destekler olduğunu belirtiyor.

Karayazıcı, teknik analize önem veren ve stop loss yöntemini kullanan yatırımcılar için 255 dolar seviyesinin kritik olduğunu vurguluyor. Bu desteğin aşağı kırılması durumunda 240 ve 225 dolar desteklerinin radara girebileceğini ve bunun hisse senedi ağırlığını artırmak için bir fırsat olarak değerlendirilebileceğini ifade ediyor.

Altın Rallisi Bitti mi?

1979 petrol krizinden bu yana en güçlü yıllık performansını sergileyen ons altın, ekim ayının ikinci yarısında teknik düzeltmeye girdi ve sert bir düşüş yaşadı. ABD Merkez Bankası’nın (Fed) aralık ayında faiz indirim ihtimalinin azalması ve ABD-Çin arasındaki ticaret gerilimlerinin hafiflemesi altın talebini sınırlıyor.

Ahlatcı Yatırım Hazine Müdürü Arda Coşar, altının 2024 yıl başında 2.064 dolarken bir yıl içinde yüzde 27 değer kazanarak 2.623 dolara yükseldiğini ve 2025 yıl başından bu yana yüzde 55 değer kazandığını belirtiyor. Coşar, altının son 3 yılda olumlu bir performans sergilediğini ancak özellikle 2025 yılında abartılı bir yükselişle en çok getiri sağlayan geleneksel yatırım ürünlerinden biri olduğunu ifade ediyor. Hatta bir süredir altının abartılı fiyatlanan bir hisse senedi gibi fiyatlandığını da söylüyor.

Coşar, ABD enflasyonunun gerilemesi, istihdamdaki yavaşlama, Fed’in faiz indirim beklentisi, jeopolitik riskler, ticaret savaşları, Trump yönetiminin belirsizlikleri, dolara olan güvenin zayıflaması ve merkez bankası alımlarının altın fiyatlarındaki yükselişin ana nedenleri olduğunu belirtiyor. Altının bu kadar hızlı yükselmesinin finansal sistemde bir paradigma değişikliğine işaret ediyor olabileceğini ancak bunun için henüz erken olduğunu vurguluyor.

Teknik açıdan altını yorumlamanın zor olduğunu belirten Coşar, 4.400 dolara yaklaşıp bu seviyeyi kıramayan altının geri döndüğünü ve olası düzeltmelerin yaşanabileceğini ifade ediyor. Şu anda 4.000-4.200 dolar bandında dalgalanan altının 4.000 doların altına inmesi durumunda 3.800-3.700 dolar bandına kadar gerileyebileceğini öngörüyor. Coşar, her halükarda altın fiyatının mevcut koşullar içinde çok volatil ve abartılı fiyatlandığını düşünüyor.

Fon Piyasasında Hangi Türler Öne Çıkıyor?

Hedef Portföy Genel Müdür Yardımcısı Hakan Erdoğan, 2025 yılının yatırım dünyasında ‘denge, disiplin ve çeşitliliğin’ öne çıktığı bir dönem olduğunu belirtiyor. Yılın ilk 7 ayında portföylerini doğru yapılandıran yatırımcıların güçlü reel getiriler elde ettiğini vurgulayan Erdoğan, kıymetli maden fonları ve para piyasası fonlarının yatırımcıların gözdesi olduğunu ifade ediyor. Ayrıca, fon sepeti fonlarının temmuz itibarıyla yüzde 80 oranında enflasyonu aşmasının çeşitlendirmenin önemini kanıtladığını belirtiyor.

Erdoğan, 2025’te altın ve gümüş fonlarının, küresel jeopolitik gelişmeler ve Fed’in faiz indirim döngüsüne yaklaşmasıyla öne çıktığını ifade ediyor. Jeopolitik tansiyonun düşmesi ve yüksek faiz döneminin sona ermesiyle bu varlık grubunun cazibesini koruduğunu belirtiyor. Erdoğan, yatırımcıların risk iştahına göre borçlanma araçları, teknoloji temalı fonlar, altın ve gümüş fonları gibi farklı yatırım araçlarına portföylerinde yer verebileceklerini öngörüyor.

Yılın bir diğer dikkat çeken grubu ise istatistiksel arbitraj fonları oldu. Veriye dayalı algoritmalarla fiyat uyumsuzluklarını tespit edip kısa vadeli fırsatlara dönüştüren bu fonlar, piyasa ortalamasının üzerinde getiri performansı gösteriyor. Düşük korelasyon yapıları sayesinde portföylerde dengeleyici bir unsur olarak öne çıkıyorlar. Ayrıca bu fonlarda uygulanan stopaj avantajı, yatırımcı açısından ek bir getiriyi beraberinde getiriyor.

Erdoğan, yılın kalanında yaşanacak olumlu haber akışına bağlı olarak Borsa İstanbul’da istikrarlı bir yükselişin yurt içi hisse senedi fonları açısından da umut verici bir tablo çizebileceğini belirtiyor. 2025’in yatırımcılara kazancın artık cesarette değil disiplinli çeşitlendirmede gizli olduğunu gösterdiğini ifade ediyor.

Mevduat Faizleri Cazibesini Koruyacak mı?

Aktif Portföy Araştırma Müdür Yardımcısı Ahmet Deniz Yağbasan, faiz artırım sürecinde yatırımcıların en çok tercih ettiği araçlar arasında yer alan mevduatların yıllık bazda TÜFE’nin yaklaşık yüzde 6 üzerinde getiri sağladığını belirtiyor. TCMB’nin son faiz indirimiyle politika faizinin yüzde 39,5 seviyesine gerilemesine rağmen mevduatın yüksek enflasyona karşı koruma sağladığını ifade ediyor.

Yağbasan, enflasyonun beklentilerin üzerinde gerçekleşmesi nedeniyle yıl sonu enflasyon beklentilerinin yükseldiğini ve TCMB’nin daha sınırlı bir faiz indirimi yapabileceğini öngörüyor. Bu doğrultuda yıl sonuna kadar mevduat faizlerinde sınırlı bir geri çekilme beklendiğini ancak genel görünümde anlamlı bir değişiklik beklenmediğini belirtiyor. Enflasyonun 2026 yılında da yüksek seviyelerde kalacağı ve TCMB’nin pozitif reel faiz politikasını koruyacağı beklentisiyle mevduatın yatırımcıların ana tercihleri arasında yer almaya devam edeceğini öngörüyor.

Tahvil Piyasasında Beklentiler Neler?

Tera Portföy Strateji Grup Direktörü Yusuf Doğan, tahvil piyasasında yaşanan hareketliliğin para politikasına ilişkin beklentilerin yeniden şekillendiğini gösterdiğini belirtiyor. Kısa vade OIS eğrisinin yüzde 40 seviyesinden başladığını, orta ve uzun vadeli tahvil getirilerinin ise yüzde 29-35 bandına gerilediğini ifade ediyor. Bu durumun piyasanın önümüzdeki dönemde ciddi bir faiz indirimi fiyatladığını gösterdiğini belirtiyor.

Doğan, TL verim eğrisinde en belirgin kırılmanın kısa vadede olduğunu ve Mayıs 2025 sonuna kadar politika faizinde 800-1000 baz puanlık bir indirimin fiyatlandığını belirtiyor. Bu durumun 2027-2035 vadeli TL tahvillerde güçlü bir değer kazancını beraberinde getirdiğini ifade ediyor.

Doğan, son 1 yılda G-spread daralmasının özellikle uzun vadelerde 150-250 baz puan aralığında gerçekleştiğini ve bunun hem yerli yatırımcının durasyon eğrisine ilgisini hem de yabancı yatırımcıların carry cazibesini yansıttığını belirtiyor. Kısa vadede faiz indirim süreci, uzun vadede ise dezenflasyon temasının tahvil piyasası için destekleyici bir zemin oluşturduğunu ifade ediyor. TCMB’nin faiz indirimi beklentisiyle verim eğrisinin aşağı eğimli olduğunu, uzun vadeli tahvillerde spread daralmasının sürdüğünü ve reel getirinin hâlâ pozitif bölgede olduğunu vurguluyor.

Benzer Yazılar