Mahfi Eğilmez’den 2026 Asgari Ücret Tahmini: Satın Alma Gücü Korunmalı

Mahfi Eğilmez’den 2026 Asgari Ücret Tahmini: Satın Alma Gücü Korunmalı

Ekonomi yazarı Mahfi Eğilmez, 2026 yılında belirlenecek asgari ücretin ne kadar olması gerektiği konusunda dikkat çekici bir analiz yayınladı. “Kendime Yazılar” isimli blogunda kaleme aldığı yazıda Eğilmez, asgari ücretin enflasyon karşısında korunması için gerekli zam oranını hesaplarken, bu oranın diğer maaşlara ve emekli maaşlarına da uygulanması gerektiğini vurguladı. Aksi takdirde ücret dengesizliğinin ortaya çıkabileceğine dikkat çekti.

Asgari Ücretin Önemi ve Tanımlar

Eğilmez, yazısında öncelikle asgari ücretin belirlenmesinde dikkate alınması gereken faktörlere değindi. Emekçi kesimin açlık ve yoksulluk sınırlarını, işverenlerin üretim maliyetlerini ve hükümetin bütçe imkanlarını göz önünde bulundurarak farklı görüşler ortaya koyduğunu belirtti. Bu görüşlerin, 2025’te yaşanan enflasyon ve 2026 enflasyon tahminleri ışığında şekillendiğini ifade etti.

Ardından, sıklıkla karıştırılan açlık ve yoksulluk sınırlarını tanımladı:

Açlık Sınırı: Dört kişilik bir ailenin, sağlıklı ve dengeli beslenebilmesi için aylık yapması gereken minimum gıda harcaması tutarıdır.

Yoksulluk Sınırı: Dört kişilik bir ailenin gıda, giyim, konut (kira, elektrik, su, yakıt), ulaşım, eğitim, sağlık ve benzeri ihtiyaçları için yapması gereken zorunlu aylık harcamaların toplam tutarıdır. Yeterli bir hayat standardı için gerekli minimum gelir miktarı olarak kabul edilir.

Verilerle Asgari Ücret Hesaplaması

Mahfi Eğilmez, doğru bir hesaplama yapabilmek için ilgili verileri detaylı bir şekilde inceledi. Bu veriler ışığında şu değerlendirmelerde bulundu:

  1. 2025 yılında asgari ücret 22.104 lira olarak belirlendi ve yıl boyunca herhangi bir değişiklik yapılmadı.
  2. 2025 yılsonu enflasyonunun tahmini olarak yüzde 30 seviyesinde gerçekleşeceği öngörülüyor. Bu, 22.104 liralık asgari ücretin 2025 yılında yüzde 30, yani 6.631 lira satın alma gücü kaybına uğradığı anlamına geliyor.
  3. 2026 yılı için Orta Vadeli Program’da (OVP) öngörülen enflasyon oranı ise yüzde 16. Buna göre asgari ücretin bu kaybı telafi edecek şekilde belirlenmesi gerekiyor.
  4. TÜRK-İŞ tarafından Kasım 2025 için hesaplanan açlık sınırı 29.287 lira, yoksulluk sınırı ise 97.159 lira olarak açıklandı.

Eğilmez, bu verilere dayanarak, 2025 yılında belirlenen 22.104 liralık asgari ücretin satın alma gücünü koruyabilmesi için önce yüzde 30 oranında artırılması, ardından da 2026’da beklenen yüzde 16‘lık enflasyon oranında tekrar artırılması gerektiğini belirtti. Bu sayede asgari ücretlilerin, 2026 yılı başındaki ücretlerinin yıl boyunca yaşanacak enflasyon nedeniyle değer kaybetmesinin önüne geçilebileceğini ifade etti.

Asgari Ücret Ne Kadar Olmalı?

Yapılan hesaplamalar sonucunda Eğilmez, asgari ücretin 33.333 liradan aşağı belirlenmemesi gerektiği sonucuna ulaştı. Ayrıca, 2026 yılında enflasyonun yüzde 16‘yı aşması durumunda, yeni artışların hemen gündeme alınması gerektiğini vurguladı. Hatta bu hesaplama sonucunda bile, eşlerin her ikisi de asgari ücretle çalışsa, elde edecekleri toplam gelir (33.333 x 2 = 66.666 lira) 4 kişilik bir ailenin yoksulluk sınırını aşmaya yetmiyor.

Tüm Ücretlere Aynı Oranda Zam Yapılmalı

Eğilmez’e göre asgari ücretin yeniden düzenlenmesi tek başına yeterli değil. Emekli maaşlarının da gözden geçirilmesi gerektiğini savundu. Mevcut durumda en düşük emekli aylığı olan 16.811 lira, açlık sınırının dahi altında bulunuyor. Bu maaşların da asgari ücrete yakın bir seviyeye yükseltilmesi gerektiğini belirtti.

Bu düzenlemelerin sadece asgari ücretlileri değil, diğer çalışanları da etkileyeceğine dikkat çeken Eğilmez, asgari ücretteki artışların, diğer ücretlere de aynı oranda yansıtılmasının zorunlu olduğunu vurguladı. Aksi takdirde tüm ücret yelpazesinin bozulabileceği uyarısında bulundu. Bu durum, iş barışının korunması ve adil bir gelir dağılımının sağlanması açısından büyük önem taşıyor.

Sonuç olarak, Mahfi Eğilmez’in analizi, asgari ücretin belirlenmesinde sadece enflasyon oranının değil, aynı zamanda açlık ve yoksulluk sınırları ile diğer ücret dengelerinin de dikkate alınması gerektiğini açıkça ortaya koyuyor. Yapılacak düzenlemelerin, tüm çalışanların ve emeklilerin satın alma gücünü koruyacak ve adil bir gelir dağılımını sağlayacak şekilde yapılması büyük önem taşıyor.

Benzer Yazılar