Türkiye’de Enflasyon Alarmı: AB Ortalamasının 15 Katı! DİSK-AR Raporu

Türkiye’de Enflasyon Alarmı: AB Ortalamasının 15 Katı! DİSK-AR Raporu

Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu Araştırma Merkezi (DİSK-AR), Türkiye ekonomisinin içinde bulunduğu zorlu durumu gözler önüne seren bir rapor yayımladı. TÜİK verilerini temel alarak hazırlanan Eylül 2025 enflasyon bülteni, Türkiye’deki yüksek enflasyonun Avrupa Birliği (AB) ülkeleriyle kıyaslandığında ne kadar çarpıcı boyutlara ulaştığını ortaya koyuyor. Rapor, Türkiye’nin enflasyon oranlarının, AB ortalamasının katbekat üzerinde olduğunu vurgulayarak, ekonomi çevrelerinde yankı uyandırdı.

Türkiye, Avrupa’da En Yüksek Enflasyona Sahip Ülke

DİSK-AR’ın raporuna göre, Türkiye, Avrupa ülkeleri arasında hem genel enflasyon hem de gıda enflasyonu açısından zirvede yer alıyor. Bu durum, vatandaşların alım gücünü ciddi şekilde etkilerken, ekonomik istikrarı da tehdit ediyor. Raporda belirtilen ortalama yıllık enflasyon oranı Türkiye’de %33,29 olarak gerçekleşirken, AB ülkelerinde bu oran yalnızca %2,2 seviyesinde bulunuyor. Bu da Türkiye’deki yıllık enflasyonun, AB ortalamasının yaklaşık 15 katı olduğunu gösteriyor. Gıda enflasyonu ise daha da vahim bir tablo çiziyor. Türkiye’de %36,06 olan gıda enflasyonu, AB ortalaması olan %3‘ün tam 12 katına ulaşmış durumda.

Bu yüksek enflasyon oranları, özellikle dar gelirli vatandaşları olumsuz etkiliyor. Gıda fiyatlarındaki artış, temel ihtiyaçların karşılanmasını zorlaştırırken, genel enflasyondaki yükseliş ise diğer mal ve hizmetlere erişimi kısıtlıyor. Bu durum, sosyal eşitsizlikleri derinleştirerek, toplumun genel refah düzeyini düşürüyor.

Harcama Gruplarında En Yüksek Artış Eğitimde

Harcama grupları incelendiğinde, yıllık artışın en yüksek olduğu grubun %66,10 ile eğitim olduğu görülüyor. Eğitim harcamalarındaki bu artış, ailelerin çocuklarının eğitimine erişimini zorlaştırırken, geleceğe yönelik yatırım yapma imkanlarını da sınırlıyor. Aylık bazda ise en büyük artış %8,60 ile gıda ve alkolsüz içecekler grubunda kaydedildi. Bu durum, gıda fiyatlarındaki yükselişin devam ettiğini ve vatandaşların temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlandığını gösteriyor.

TÜİK Verilerine Eleştiri

DİSK-AR, raporunda TÜİK verilerinin güvenilirliği konusundaki endişelerini de dile getirdi. Kuruluş, TÜİK’in Haziran 2022’den bu yana enflasyon hesabına esas oluşturan madde fiyat listesini açıklamaktan vazgeçmesini eleştirdi. Bu durum, enflasyon hesaplamalarının şeffaflığına gölge düşürürken, verilerin doğruluğu konusunda soru işaretleri yaratıyor.

DİSK-AR, TÜİK’in madde fiyat listesini açıklama zorunluluğu getiren kesinleşmiş yargı kararına rağmen hukuka direndiğini vurguladı. Kuruluş, “TÜİK yönetimi Anayasaya ve Türkiye Cumhuriyeti mahkemelerine meydan okudu ve okumaya devam ediyor… TÜİK kesinleşmiş yargı kararına rağmen hukukun arkasından dolanarak madde fiyat listesini açıklamadı” ifadeleriyle, TÜİK’in tutumunu sert bir şekilde eleştirdi. Bu durum, devlet kurumlarının şeffaflık ve hesap verebilirlik ilkelerine uyması gerektiği yönündeki beklentileri gündeme getiriyor.

Baz Etkisi mi, Gerçek Düşüş mü?

Raporda, TÜİK’e göre görülen yıllık enflasyondaki yavaşlama hızının büyük ölçüde, geçen yılın yüksek aylık enflasyonunun yerini cari yılın daha düşük aylık enflasyonunun almasından kaynaklanan baz etkisi olduğu belirtildi. DİSK-AR ise fiyatlarda gerçek bir düşüşün söz konusu olmadığını savunuyor. Bu durum, enflasyonla mücadelede kalıcı çözümlerin bulunması gerektiği gerçeğini bir kez daha ortaya koyuyor.

Sonuç olarak, DİSK-AR’ın raporu, Türkiye ekonomisinin karşı karşıya olduğu zorlukları açıkça gösteriyor. Yüksek enflasyon, alım gücünü düşürürken, sosyal eşitsizlikleri derinleştiriyor. TÜİK verilerinin şeffaflığı konusundaki tartışmalar ise güvenilirliği zedeliyor. Bu nedenle, ekonomik istikrarı sağlamak ve vatandaşların refahını artırmak için kapsamlı ve etkili politikaların hayata geçirilmesi gerekiyor.

Benzer Yazılar