Türkiye’de Enflasyon Neden Düşmüyor? Uzmanlar ve Hükümet Ne Diyor?
Türkiye, Zimbabve ve Arjantin’in ardından dünyanın en yüksek enflasyona sahip üçüncü ülkesi olmaya devam ediyor. AK Parti hükümetinin son iki yıldır uyguladığı enflasyonla mücadele programlarına rağmen, fiyat artışları bir türlü kontrol altına alınamıyor. Peki, Türkiye’de enflasyon neden düşmüyor? Uzmanlar ve hükümet bu konuda ne düşünüyor?
Enflasyon Rakamları Ne Anlama Geliyor?
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, Eylül 2025’te Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) aylık yüzde 3,23 oranında arttı. Bu, 16 ay sonra gerçekleşen ilk yükseliş ve beklentilerin oldukça üzerinde bir rakam. Yıllık enflasyon ise yüzde 33,29 olarak gerçekleşti. Bu oran, bir önceki yılın aynı dönemindeki yüzde 50 seviyesinden düşüş göstermesine rağmen, Avrupa ülkeleri arasında hala açık ara en yüksek enflasyon oranı olma özelliğini koruyor.
Harcama gruplarına bakıldığında, en yüksek ağırlığa sahip üç ana kalemde dikkat çekici artışlar görülüyor. Gıda ve alkolsüz içeceklerde yüzde 36,06, ulaştırmada yüzde 25,30 ve konutta yüzde 51,36 oranında yıllık artışlar yaşandı. Okulların açıldığı eylül ayında eğitim harcamalarındaki yıllık artış ise yüzde 66,1 gibi oldukça yüksek bir seviyede gerçekleşti.
Enflasyon verilerinin açıklanmasının ardından Borsa İstanbul yüzde 1,8 seviyelerinde gerilerken, Bankacılık Endeksi’ndeki kayıp yüzde 3‘ü buldu. Bu durum, piyasaların enflasyon rakamlarına olumsuz tepki verdiğini gösteriyor.
Uzmanlar Ne Diyor?
DW Türkçe’ye konuşan Koç Üniversitesi Ekonomi Bölümü Öğretim Üyesi Kamil Yılmaz, enflasyonun kontrol altına alınamamasının en önemli sebeplerinden birinin hizmet sektöründeki fiyat artışları olduğunu belirtiyor. Yılmaz, konut, ulaştırma ve gıda fiyatlarındaki artışların hız kesmeden sürdüğünü vurguluyor.
Prof. Yılmaz’a göre, ekonomi yönetiminin son bir buçuk yılda faizleri yüksek tutmasına rağmen, enflasyonun beli bir türlü kırılamıyor. Geleceğe dair enflasyon beklentileri yüksek kaldıkça da fiyatlama davranışları değişmiyor. Şirketler, ürün ve hizmet fiyatlarını sürekli artırmaya devam ediyor. Yılmaz, bu durumun iyiye alamet olmadığını belirtiyor.
Yılmaz, sadece Merkez Bankası’nın faiz politikası ile enflasyonla mücadele etmenin işe yaramadığına vurgu yaparak, hükümetin bir an önce bütçe harcamalarını azaltacak önlemler alması gerektiğini savunuyor. Hükümetin deprem harcamalarını gerekçe gösterdiğini ancak en üst düzeyde kısılabilecek pek çok harcama kalemi olduğunu belirtiyor.
Prof. Yılmaz, hükümetin 2027 sonunda enflasyonu tek haneye indireceği iddiasına katılmıyor. Mevcut katılık sürdükçe, 2026’yı yüzde 22 civarı bir enflasyonla kapatacağımızı, 2027’nin ise seçim yılı olacağı için enflasyonla mücadelenin rafa kaldırılacağını öngörüyor.
Kadir Has Üniversitesi Ekonomi Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Alp Erinç Yeldan’a göre, ekonomi yönetiminden gelen olumlu açıklamalara rağmen enflasyondaki tablo yakın gelecek açısından parlak değil. Yeldan, fiyat artışlarının pek çok sektörde yapışkan hâle geldiğini ve durdurulamadığını dile getiriyor. Fiyat politikalarının dirençli enflasyon beklentilerine göre belirlendiğini ve bu nedenle enflasyonun belinin kırılamadığını ifade ediyor.
Prof. Yeldan, Türkiye’de fiyatların sürekli ve hızla artmasına neden olan asıl sorunun ekonomiden çok siyasete olan güvensizlikten kaynaklandığını öne sürüyor. Enflasyonla mücadelenin başarılı olmamasının nedenini, hukuk ve demokrasi alanındaki sorunlara bağlıyor. Hukukun üstünlüğünün kurulmadan ekonomik kararlara olan güvenin sağlanamayacağını belirtiyor.
İstanbul Bilgi Üniversitesi Ekonomi Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Erhan Aslanoğlu, Merkez Bankası’nın eylül ayı enflasyonunun yüksek geleceğine dair önceden uyarı yaptığını hatırlatarak, uzun vadeli baktığımızda enflasyonda bir düşüş olduğunu belirtiyor. Ancak eylül ayı verileri ile birlikte yıl sonu enflasyon beklentilerinin yaklaşık iki puan yükseldiğini, bunun politika faizinin de yıl sonunda beklentinin iki puan üzerinde seyredeceği anlamına geldiğini dile getiriyor.
Hükümet Ne Diyor?
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, enflasyonun düşüş eğiliminde olduğunu vurgulayarak, eylül ayında yüksek gerçekleşen aylık enflasyonda gıda fiyatlarının belirleyici olduğunu ifade ediyor. Zirai don ve kuraklık kaynaklı gıda enflasyonunun uzun dönem eylül ayı ortalamasının 3 puan üzerinde gerçekleştiğini ve aylık enflasyona 1,1 puan katkı yaptığını belirtiyor.
Ekonomiden Sorumlu Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz da eylül ayına özgü faktörlerin etkisiyle yıllık enflasyonun geçici olarak artış gösterdiğini, yürüttükleri ekonomi programı doğrultusunda enflasyonla mücadelenin kararlılıkla sürdüğünü açıklıyor.
Merkez Bankası Faiz İndirimlerine Devam Edecek mi?
Beklentileri aşan eylül ayı enflasyonu, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) başlattığı faiz indirimlerini de etkileyebilecek bir nitelik taşıyor. TCMB, Ocak 2025’te yüzde 50 olan politika faizini yüzde 47,5‘e çekerek faiz indirimi sürecini başlatmış ve daha sonra yüzde 40,5 seviyesine kadar indirmişti.
Prof. Dr. Erhan Aslanoğlu’na göre, Merkez Bankası yıl sonuna kadar faiz indirimlerine devam edecek; ancak piyasa beklentisinden daha az bir indirim olacak. Özellikle ekim ayı toplantısında faiz indiriminde sert bir fren görebiliriz.
Sonuç
Türkiye’de enflasyon, hükümetin çabalarına rağmen hala önemli bir sorun olmaya devam ediyor. Uzmanlar, enflasyonun kontrol altına alınabilmesi için sadece faiz politikalarının yeterli olmadığını, mali disiplinin sağlanması, bütçe harcamalarının azaltılması ve siyasi belirsizliklerin giderilmesi gerektiğini vurguluyor. Enflasyonun düşmemesi, hem tüketicilerin alım gücünü düşürüyor hem de yatırım ortamını olumsuz etkiliyor.