TÜSİAD: Maliyet Bazlı Rekabet Gücü Endeksi Yükseldi, Enflasyon Ana Sorun!

TÜSİAD: Maliyet Bazlı Rekabet Gücü Endeksi Yükseldi, Enflasyon Ana Sorun!
Tepki Ver

Türkiye Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (TÜSİAD), Maliyet Bazlı Rekabet Gücü Endeksi’nin (TÜSİAD RGE) ikinci çeyrek sonuçlarını kamuoyuyla paylaştı. İlk kez Haziran ayında yayınlanan ve yeni hesaplanmaya başlanan endeks, Türk ekonomisinin rekabet gücünü maliyetler üzerinden değerlendiriyor. Açıklanan verilere göre, maliyet bazlı rekabet gücü endeksi ikinci çeyrekte yüzde 3,0 oranında arttı. 2017 yılını baz alan endeksin değeri 88,7 olarak gerçekleşti. Yıllık bazda ise endeks, bir önceki yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 1,4 oranında düşüş gösterdi. 2017=100 bazlı endeksin verileri 2015 yılına kadar hesaplanabiliyor ve 2023 ikinci çeyrek itibariyle endeks değeri hala 2015 değerinin altında seyrediyor.

TÜSİAD RGE’nin Detayları ve Beklentiler

TÜSİAD RGE’nin, ilerleyen dönemlerde kamu ve özel sektör için önemli bir veri kaynağı olması hedefleniyor. Endeksin, kamunun politika geliştirme süreçlerine katkı sağlaması ve firmaların kendi iş stratejilerini oluştururken kullanabileceği sektörel ve ülke bazlı analizler sunması bekleniyor. Bu sayede, Türkiye ekonomisinin rekabet gücünü artırmaya yönelik daha bilinçli ve etkili adımlar atılabilecek.

Yıllık bazdaki 1,4 puanlık düşüşün nedenleri incelendiğinde, maliyet bazlı iş gücü endeksinin alt bileşenlerinden iş gücü maliyetinin 1,5 puanlık ve finansman maliyetlerinin ise 0,3 puanlık katkısının olduğu görülüyor. Buna karşılık ara malların 0,2 puan, enerjinin ise 0,1 puan artış yönünde katkı yaptığı belirtildi. Bu durum, iş gücü ve finansman maliyetlerindeki artışın rekabet gücünü olumsuz etkilediğini ortaya koyuyor.

Endeksin uzun vadeli görünümünde, rakip ülkelerle yapılan maliyet bileşenleri karşılaştırmasında iş gücü maliyetlerindeki belirgin artış dikkat çekiyor. Bu durum, Türkiye’nin iş gücü maliyetleri konusunda rakiplerine göre dezavantajlı bir konumda olduğunu gösteriyor.

Rekabette Enflasyonun Rolü

TÜSİAD RGE’nin tanıtımı ve ikinci çeyrek sonuçlarının değerlendirildiği panelde, iş gücü maliyetlerinin tartışıldığı bölümde Ekonomist Hakan Kara önemli açıklamalarda bulundu. Kara, dezenflasyon programının kur çıpasını kullandığını, iş gücü maliyetlerinin arttığını ve iç piyasadan ara mal alımı yapan şirketler için genel enflasyon ve fiyatlama davranışlarından dolayı fiyat yükselişleri yaşandığını belirtti. Döviz kurunun aynı hızda artmaması nedeniyle, yabancı para cinsinden bu iki maliyet kaleminde yükseliş yaşandığına dikkat çekti.

Kara, döviz kurunun yavaş arttığı bir politika bileşeninin değiştirilerek, maliye politikası başta olmak üzere yeni bir yaklaşıma ihtiyaç olduğunu vurguladı. “2015 yılından bu yana ücretlerde hafif bir aşağı yönlü eğilim vardı ancak son yıllarda 8 senelik düşüş geri alındı. Diğer ülkelerde de iş gücü maliyeti artıyor. Bunu söylerken, ücretleri baskılamaktan mı söz ediyorum, hayır… Enflasyonu durdurmadığımız sürece bu devam edecek. Döviz çıpası üzerinden bir program uygulanıyor. Enflasyonla birlikte de ücretler artıyor, iş gücü maliyeti artıyor. Döviz kuru ise aynı hızda artmıyor. Bunun çözümü enflasyonu düşürecek diğer politikaların devreye alınmasıdır” şeklinde konuştu.

Toplantının moderatörlüğünü yürüten TÜSİAD Baş Ekonomisti Gizem Öztok Altınsaç da, kendi yaklaşımına göre endeksin görünümünün maliyet bazlı rekabet gücünün kazanılmasında, enflasyonu düşürmenin ana etken olacağı mesajını verdiğini söyledi.

Türkiye’nin Rekabet Gücü Kaybı ve Öneriler

Endeksi oluşturan kuruluşlardan Saha Analytics Kurucu Ortağı Şeref Saygılı, Türkiye’nin rekabet gücü kaybında kendisine Kore ve Japonya’nın ilginç geldiğini belirterek, bu iki ülkeye karşı metale dayalı sektörlerdeki rekabetteki kaybının gözlendiğini ifade etti. Saygılı, gelişmiş olan her iki ülkenin enflasyonun olmadığı, kendi iç piyasalarında kur geçişkenliğinin yaşanmadığı, Japonya özelinde de büyümenin olmadığı bir ortamda, kendi paralarının dolar karşısında değer kaybıyla maliyet avantajı oluşturduklarını kaydetti.

Maliyet avantajı açısından TL’nin değer kaybıyla sağlanacak avantaj konusunda Hakan Kara, Türkiye için yüksek enflasyon dönemlerinde TL’nin değer kaybının bir çeyrek süre kadar olumlu etki ettiğini ancak sonrasında yine enflasyonu yükseltici etki ederek avantajı ortadan kaldırdığını anlattı.

Saha Analytics Kurucu Ortağı ve CEO’su Oğuz Atuk da, endeksi kullanarak firma ya da kamu karar vericilerinin, ülke bazında verilere erişerek maliyet bazlı rekabeti görerek politika oluşturabileceğini, verilerin buna imkan sağladığını anlattı.

TÜSİAD Başkanı Orhan Turan, toplantının açılış konuşmasında rekabet gücünün son 10 yılın en düşük seviyelerinden birinde olunduğunu hatırlatarak, ikinci çeyrekte yaşanan ılımlı iyileşmeye rağmen sorunların devam ettiğini vurguladı. Turan, “Tüm dünyanın verimlilik artışının yollarını aradığı, rekabet koşullarının kökten değiştiği bir dönemdeyiz. Türkiye’nin daha sağlıklı ve rekabetçi bir ekonomi yaratmak için önlemler alması, veri bazlı politikalar geliştirmesi gerekiyor” dedi. Türkiye’nin coğrafi konumu, altyapısı, sofistike özel sektörü ile AB ile entegre, küresel tedarik zincirlerine katılan bir ekonomi geliştirmesinin mümkün olduğunu, şirketler kesiminin de yatırım yaparak verimliliği artırması gerektiğini söyledi.

Tepki Ver
Yazar Profili
Businews Yönetici Tüm Yazılar

Kullanıcıya ait herhangi bir sosyal medya veya iletişim bilgisi bulunmamaktadır.

9609 Yazı

Benzer Yazılar