TÜSİAD RGE: Türkiye İhracat Rekabet Gücünde Sınırlı İyileşme, Enflasyon Baskısı Sürüyor
Türkiye Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (TÜSİAD) tarafından hazırlanan ve Türkiye’nin maliyet bazlı rekabet gücünü ölçen Maliyet Bazlı Rekabet Gücü Endeksi (TÜSİAD RGE)’nin ikinci çeyrek sonuçları açıklandı. Haziran ayında ilk kez yayınlanan endeks, Türkiye’nin ihracattaki rekabet gücünün son 11 yılın en düşük seviyelerinden birinde olduğunu, ancak ikinci çeyrekte sınırlı bir iyileşme kaydettiğini gösteriyor.
TÜSİAD RGE İkinci Çeyrek Sonuçları: Genel Görünüm
TÜSİAD RGE’nin ikinci çeyrek sonuçlarına göre, maliyet bazlı rekabet gücü endeksi **yüzde 3,0 oranında arttı**. 2017=100 bazlı endeks değeri ise **88,7** olarak gerçekleşti. Yıllık bazda ise endeks, bir önceki yılın aynı dönemine göre **yüzde 1,4 oranında düştü**. Endeks, 2017 yılını baz alıyor ancak veriler 2015 yılına kadar geriye dönük olarak hesaplanabiliyor. Mevcut verilere göre, 2025 ikinci çeyrek itibariyle endeks değeri hala 2015 değerinin altında seyrediyor.
TÜSİAD, RGE’nin gelecekte, kamu politikalarının geliştirilmesinde ve firmaların kendi iş stratejilerini oluşturmasında kullanılabilecek şekilde sektörel ve ülke bazında da sonuçlarının yayınlanacağını duyurdu. Bu, endeksin karar alıcılar için daha kapsamlı bir araç haline gelmesini sağlayacak.
Maliyet Bileşenlerinin Etkisi
İkinci çeyrekteki yıllık **1,4 puanlık düşüşün** ardında yatan temel faktörler de analiz edildi. Buna göre, maliyet bazlı işgücü endeksinin alt bileşenlerinden **işgücü maliyetinin katkısı 1,5 puan** oldu. **Finansman maliyetleri ise 0,3 puanlık** bir etki yarattı. Buna karşılık, **ara malların 0,2 puan** ve **enerjinin ise 0,1 puan artış** yönünde katkı sağladığı belirtildi. Uzun vadeli görünüm incelendiğinde ise rakip ülkelerle maliyet bileşenlerinin kıyaslanmasında işgücü maliyetlerindeki belirgin artış dikkat çekiyor.
Rekabet Gücündeki Temel Sorun: Enflasyon
TÜSİAD RGE’nin tanıtımı ve ikinci çeyrek sonuçlarının değerlendirildiği panelde, ekonomist Hakan Kara, işgücü maliyetlerinin tartışıldığı bölümde önemli açıklamalarda bulundu. Kara, dezenflasyon programının yarattığı olguya dikkat çekerek, programın kur çıpasını kullandığını, işgücü maliyetlerinin arttığını ve iç piyasadan ara mal alımı yapan şirketler için genel enflasyon ve fiyatlama davranışlarından dolayı fiyat yükselişleri olduğunu belirtti. Döviz kurunun aynı hızda artmaması nedeniyle, yabancı para cinsinden bu iki maliyet kaleminde yükseliş yaşandığını vurguladı.
Hakan Kara, mevcut döviz kuru politikasının değiştirilerek, maliye politikası başta olmak üzere yeni bir yaklaşıma ihtiyaç olduğunu savundu. Kara, “2015 yılından bu yana ücretlerde hafif bir aşağı yönlü eğilim vardı ancak son yıllarda 8 senelik düşüş geri alındı. Diğer ülkelerde de işgücü maliyeti artıyor. Bunu söylerken, ücretleri baskılamaktan mı söz ediyorum, hayır… **Enflasyonu durdurmadığımız sürece bu devam edecek.** Döviz çıpası üzerinden bir program uygulanıyor. Enflasyonla birlikte de ücretler artıyor, işgücü maliyeti artıyor. Döviz kuru ise aynı hızda artmıyor. Bunun çözümü enflasyonu düşürecek diğer politikaların devreye alınmasıdır” dedi.
Toplantının moderatörlüğünü yürüten TÜSİAD Baş Ekonomisti Gizem Öztok Altınsaç da, endeksin genel görünümünün maliyet bazlı rekabet gücünün kazanılmasında enflasyonu düşürmenin ana etken olacağı mesajını verdiğini ifade etti.
Türkiye’nin Rekabet Gücü Kaybı: Diğer Ülkelerle Karşılaştırma
Endeksi oluşturan kuruluşlardan Saha Analytics Kurucu Ortağı Şeref Saygılı, Türkiye’nin rekabet gücü kaybında kendisine Kore ve Japonya’nın ilginç geldiğini belirtti. Bu iki ülkeye karşı metale dayalı sektörlerdeki rekabetteki kaybın gözlemlendiğini, gelişmiş olan her iki ülkenin enflasyonun olmadığı, kendi iç piyasalarında kur geçişkenliğinin yaşanmadığı, Japonya özelinde de büyümenin olmadığı bir ortamda, kendi paralarının dolar karşısında değer kaybıyla maliyet avantajı oluşturduklarını kaydetti.
Hakan Kara, TL’nin değer kaybıyla sağlanacak maliyet avantajının yüksek enflasyon dönemlerinde kısa süreli bir etki yarattığını, sonrasında ise enflasyonu yükseltici etkisiyle bu avantajı ortadan kaldırdığını anlattı.
Politika Önerileri ve Gelecek Beklentileri
Saha Analytics Kurucu Ortağı ve CEO’su Oğuz Atuk, endeksi kullanarak firma ya da kamu karar vericilerinin, ülke bazında verilere erişerek maliyet bazlı rekabeti görerek politika oluşturabileceğini, verilerin buna imkan sağladığını ifade etti.
TÜSİAD Başkanı Orhan Turan ise rekabet gücünün son 10 yılın en düşük seviyelerinden birinde olunduğunu hatırlatarak, ikinci çeyrekte yaşanan ılımlı iyileşmeye rağmen sorunların devam ettiğini vurguladı. Turan, Türkiye’nin daha sağlıklı ve rekabetçi bir ekonomi yaratmak için önlemler alması ve veri bazlı politikalar geliştirmesi gerektiğini söyledi. Türkiye’nin coğrafi konumu, altyapısı, sofistike özel sektörü ile AB ile entegre, küresel tedarik zincirlerine katılan bir ekonomi geliştirmesinin mümkün olduğunu dikkat çeken Turan, şirketler kesiminin de yatırım yaparak verimliliği artırması gerektiğini sözlerine ekledi.
Sonuç
TÜSİAD RGE’nin ikinci çeyrek sonuçları, Türkiye’nin ihracat rekabet gücünde sınırlı bir iyileşme olduğunu gösterse de, enflasyonun yarattığı baskının devam ettiğini ortaya koyuyor. İşgücü maliyetlerindeki artış ve kur politikasının enflasyonla uyumlu olmaması, rekabet gücünü olumsuz etkileyen temel faktörler olarak öne çıkıyor. Enflasyonu düşürecek politikaların devreye alınması ve veri bazlı yaklaşımlarla politika geliştirilmesi, Türkiye’nin rekabetçi bir ekonomi yaratma hedefi için kritik önem taşıyor.