TVF’nin Borcu 20 Ayda 4.6 Milyar Dolar Arttı: Şeffaflık Tartışması
Türkiye Varlık Fonu’nun (TVF) borçlanma eğilimi, ekonomi çevrelerinde tartışma yaratmaya devam ediyor. TEPAV Maliye ve Para Politikası Araştırmaları Merkezi Direktörü Coşkun Cangöz’ün yaptığı bir çalışma, TVF’nin borçlarının son 20 ayda 4.6 milyar dolar arttığını ortaya koyuyor. Bu durum, fonun kaynak biriktirme yönündeki faaliyetlerinin sorgulanmasına neden oluyor.
TVF’nin Borçlanma Stratejisi ve Eleştiriler
Cangöz, diğer ülkelerdeki benzer varlık fonlarının kaynak biriktirme odaklı çalıştığını belirtirken, TVF’nin kamu şirketlerinden oluşan bir portföyü yönetirken borçlanmaya yönelmesinin dikkat çekici olduğunu vurguluyor. Bu durum, TVF’nin stratejisi hakkında soru işaretleri yaratıyor.
Eleştirilerin odağında, TVF’nin borçlanma süreçlerindeki şeffaflık eksikliği yer alıyor. Cangöz, TVF’nin Hazine’den daha yüksek maliyetle borçlanmasının yanı sıra, bu borçların nerelerde kullanıldığına dair açık bilgi bulunmamasının da sorun teşkil ettiğini belirtiyor. Ayrıca, bu borçlanmanın Hazine’ye ne gibi bir dolaylı yükümlülük getirdiği de kamuoyuyla paylaşılmıyor. Kamu kuruluşlarının sağladığı Hazine garantisi dışındaki istatistiklerde de bu bilgilere yer verilmemesi, şeffaflık konusundaki endişeleri artırıyor.
“Paralel Hazine” Eleştirileri ve Riskler
TVF’nin borçlanma eğilimi, geçmişte yapılan “paralel hazine” eleştirilerini yeniden gündeme getiriyor. Cangöz, TVF’nin uluslararası finansmana erişimini olumlu bulanlar olsa da, artan borçlanma ve şeffaflık eksikliği nedeniyle durumun dikkatle değerlendirilmesi gerektiğini ifade ediyor. Dünyadaki büyük varlık fonlarının genellikle uzun vadeli, gelir getirici yatırımlara odaklandığını hatırlatan Cangöz, TVF’nin ağırlıklı olarak kamu şirketlerinden oluşan bir portföyü yönetirken borçlanmayı hızlandırmasının riskli olabileceğine dikkat çekiyor.
Cangöz, “Her ne kadar Hazine garantisi altında olmasa da TVF’nin yaptığı borçlanmalar Hazine ile aynı yatırımcı tabanını hedefliyor” tespitini yaparak, bu durumun Hazine’nin borçlanma maliyetlerini de etkileyebileceğine işaret ediyor. Şubat 2024’te Hazine’nin 10 yıllık tahvilinde getiri yüzde 7,875 iken, aynı dönemde TVF 5 yıl vadede yüzde 8,375 oranla borçlandı. Benzer şekilde, Ekim 2024’te Hazine yüzde 6,5 maliyetle 5 yıl vadeli sukuk ihracı yaparken, TVF’nin oranı yüzde 6,95 oldu. Bu veriler, TVF’nin daha kısa vadeli ve daha yüksek maliyetli borçlandığını gösteriyor.
Şeffaflık Çağrısı ve Gelecek Beklentileri
Cangöz, Hazine istatistiklerinde TVF’nin borçlanmasına ilişkin detaylı bilgiler bulunmadığını ve bu alanda şeffaflık ihtiyacının yüksek olduğunu vurguluyor. “TVF’nin uluslararası piyasalarda yaptığı borçlanmanın talep görmesi kuşkusuz Türkiye devleti varlıklarına olan ilginin bir yansıması. Ancak, ‘bir devletin bir hazinesi olur’ ilkesine ters düşecek şekilde görünmeyen bir borç stoku oluşturmak yatırımcı güvenini uzun vadede zedeleyebilir” uyarısında bulunuyor.
Şeffaflık sorunu olan adımların Hazine’nin borçlanmasına olumsuz etki etme olasılığına da değinen Cangöz, borçlanma otoritesinin merkeziliği, şeffaflık, risk ve maliyetin orta vadeli stratejik yönetiminin kamu borç yönetiminin olmazsa olmazları olduğunu belirtiyor. Bilanço dışı bir alternatif borçlanma kanalının oluşmasının kamu maliyesi açısından dikkatle izlenmesi gereken bir risk kaynağı yarattığını ifade ediyor.
Sonuç olarak, Cangöz, TVF’nin kuruluş amacına uygun olarak varlık fonu fonksiyonuna odaklanması ve görünürlüğü sınırlı bir borçlanma kurumuna evrilmekten kaçınması gerektiğini vurguluyor. Bu uyarılar, TVF’nin gelecekteki stratejilerinin ve şeffaflık politikalarının önemini bir kez daha ortaya koyuyor.