Market Çalışanları Alarm Veriyor: Uzun Saatler ve Sağlık Riskleri Artıyor

Market Çalışanları Alarm Veriyor: Uzun Saatler ve Sağlık Riskleri Artıyor

Türkiye’deki zincir marketlerde çalışanların karşılaştığı zorlu çalışma koşulları, uzmanlar tarafından ciddi bir sağlık riski olarak değerlendiriliyor. Artan iş yükü, yetersiz personel sayısı ve uzun süreli ayakta çalışma, çalışanların fiziksel ve psikolojik sağlığını tehdit ediyor. Üsküdar Üniversitesi İş Sağlığı ve Güvenliği Bölüm Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Rüştü Uçan ve Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Muhammed Keskin, market çalışanlarının yaşadığı sistematik ihmalleri ve ayrımcılığı detaylı bir şekilde değerlendirdi.

Çalışma Koşulları Çalışanları Olumsuz Etkiliyor

Dr. Öğr. Üyesi Rüştü Uçan, marketlerde kasiyerlerin daha önce kullandığı ergonomik koltukların kaldırılmasının ciddi bir sorun teşkil ettiğini vurguladı. “Çalışma saatleri çok uzun. İnsanların 10-12 saat ayakta durması, kas-iskelet hastalıklarına sebep olabiliyor,” diyen Uçan, yemek saatlerinin düzgün planlanamaması ve personel yetersizliği nedeniyle dinlenme hakkının fiilen uygulanamamasının, çalışanlar üzerinde hem fiziksel hem de psikolojik bir yıpranma yarattığını belirtti.

Uçan, çay molalarının, düzenli dinlenme aralarının ve görev dağılımının net bir şekilde belirlenmesi gerektiğini, bir kişinin üzerine çok fazla iş yüklenmemesi gerektiğini ifade etti. Avrupa’daki marketlerde genellikle 70 yaş üstü kişilerin çalıştığını, Türkiye’de ise genç nüfusun bu sektörü geçici bir iş olarak gördüğünü söyledi. Bu durumun, çalışanların işe bağlılıklarını ve motivasyonlarını olumsuz etkilediğini belirtti.

Genç çalışanların genellikle asgari ücrete yakın maaşlarla istihdam edildiğini belirten Uçan, “Bu çalışanlar kendilerini oraya ait hissetmiyor. Aynı şekilde işveren de onları tam zamanlı çalışan olarak görmüyor. Böyle olunca da birçok problem ortaya çıkıyor,” değerlendirmesinde bulundu. Bu durum, çalışanların motivasyonunu düşürmekte ve iş verimliliğini azaltmaktadır.

Sendikalaşma ve Yasal Düzenlemeler Şart

Zincir market çalışanlarının sendikalaşması ve birlikte hareket etmesinin önemine dikkat çeken Uçan, çalışan sayısının market büyüklüğüne göre yasal olarak belirlenmesi gerektiğini vurguladı. “Özellikle üniversite öğrencileri ek gelir için bu işleri yapıyor ve işverenler de bu zaafları iyi biliyor. Örneğin, 200 metrekareden büyük markette en az 3 kişi çalışmalı gibi bir düzenleme getirilmeli. Çok az kişiyle çalıştırılan marketlerde iş yükü artıyor ve sağlıklı iş ortamı sağlanamıyor,” şeklinde konuştu.

Sağlık Riskleri Giderek Artıyor

Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Muhammed Keskin, zincir market çalışanlarının uzun süre ayakta kalmasının özellikle genç nüfusta varis, bel fıtığı ve baş dönmesi gibi şikayetleri artırdığını belirtti. “Bacak toplardamarlarımız kanı yukarı taşıyamadığı için ödem oluyor. Sürekli ayakta kalamayız. Sürekli ayakta kalırsak ortopedik problemler ortaya çıkar ve başımız dönmeye başlar. Beyine yeterince kan akımı gitmeyeceğinden baş dönmesi, göz kararması yaşanır. Bu duruma ‘Postüral Ortostatik Taşikardi Sendromu’ deniyor. Yeni nesil metropol hastalığı. Eskiden böyle bir hastalık yoktu,” dedi.

Keskin, varis hastalığının eskiden 50-60 yaşlarında ortaya çıktığını, ancak günümüzde 30 yaşındaki kadınların yüzde 70’inden fazlasında varis görüldüğünü belirterek, bu durumun çalışanların sağlığı üzerindeki olumsuz etkilerine dikkat çekti. “Ve bu damarların bizi 80-90 yıl taşımaları gerekiyor ama yapamıyorlar,” şeklinde konuştu.

Çalışanların Sağlığı Bir Hak Olarak Görülmeli

Keskin, sosyoekonomik seviyesi düşük olmanın, bir kişinin daha fazla iş gücüne ve daha az sağlıklı şartlarda çalışacağına karar vermemesi gerektiğini vurguladı. “Herkesin spor yapması, evine hem kaliteli hem besleyici gıda götürmesi ve hasta olmadığı şekilde evine gitmesi kişisel haktır. Özellikle Türkiye’deki market sahipleri, çalışanları istiyorsa bunu sağlamak zorunda,” diyerek işverenlerin bu konuda sorumluluk alması gerektiğini belirtti.

Gelecek Beklentileri ve Sektörel Etkiler

Uzmanlar, market sektöründe çalışanların çalışma koşullarının iyileştirilmesi için yasal düzenlemelerin yapılması, sendikalaşmanın teşvik edilmesi ve işverenlerin sosyal sorumluluk bilinciyle hareket etmesi gerektiğini vurguluyor. Aksi takdirde, bu sektörde çalışanların sağlık sorunları artmaya devam edecek ve bu durum, iş verimliliğini ve müşteri memnuniyetini olumsuz etkileyecektir.

Çalışma koşullarının düzeltilmesi, sektördeki iş gücü devrini azaltacak ve daha nitelikli çalışanların sektöre girmesini sağlayacaktır. Bu da uzun vadede sektörün büyümesine ve rekabet gücünün artmasına katkı sağlayacaktır.

Benzer Yazılar