İTÜ ARI Teknokent’ten Büyük Hedef: 2030’da Dünyanın En İyi Teknoparkı Olmak

İTÜ ARI Teknokent’ten Büyük Hedef: 2030’da Dünyanın En İyi Teknoparkı Olmak

İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) ARI Teknokent, 2030 yılına kadar dünyanın en iyi teknoparkı olma hedefiyle çalışmalarına hız kesmeden devam ediyor. İTÜ ARI Teknokent Genel Müdürü Prof. Dr. Attila Dikbaş, yaptğı açıklamada, Türkiye’nin ilk teknokentlerinden biri olarak 2002 yılında kurulan İTÜ ARI Teknokent’in, bugün 110 teknokent arasında dünyanın en etkili 5 teknokentinden biri olarak konumlandığını belirtti. Dikbaş, İTÜ ARI Teknokent’in girişimcilik ekosistemi açısından bir rol model olduğunu vurguladı.

Girişimcilik Ekosisteminde Rol Model

Prof. Dr. Dikbaş, Teknopark’ın kuruluşundan hemen sonra başlatılan Genç Girişimci Geliştirme Programı’nın önemine değindi. Bu program sayesinde İTÜ’deki yüksek lisans ve doktora tezlerinden ticarileşme potansiyeli olanların değerlendirildiğini, öğretim üyeleriyle işbirliği yapılarak ciddi eğitim programları düzenlendiğini ifade etti. Bu sayede, ticarileşme süreçlerine yönelik olarak öğretim üyelerinin de eğitilmesiyle önemli firmaların ortaya çıktığını belirtti.

İTÜ Çekirdek: Dünyanın En İyi Kuluçka Merkezi

İTÜ Çekirdek Kuluçka Merkezi’nin 2011 yılında hayata geçirildiğini ve 2023 yılında 1895 kuluçka merkezi arasında en iyi kuluçka merkezi seçildiğini belirten Dikbaş, bu başarının ardından globalde ses getiren programlar yaparak rol model haline geldiklerini söyledi. Her yıl 4 bin ile 6 bin arasında girişim başvurusu aldıklarını ve bu başvurulardan yaklaşık 600’ünü desteklediklerini ifade etti. Desteklenen girişimlere bir yıl boyunca mentörlük verildiğini ve içlerinden en başarılı 200 tanesinin Big Bang Startup Challenge etkinliği için özel bir eğitime tabi tutulduğunu, bu etkinliğin yatırımcılarla buluşma ve sahne alma fırsatı sunduğunu aktardı.

Big Bang etkinliğinde 50 girişimin sahneye çıktığını ve sahneye çıkamayan girişimcilerin de yatırımcılarla buluşma imkanı bulduğunu vurgulayan Dikbaş, bu platformun girişimciler için önemli bir fırsat olduğunu dile getirdi.

Firmalaşma Oranında Büyük Başarı

Prof. Dr. Attila Dikbaş, bugüne kadar 5 binin üzerinde girişimi belli bir noktaya getirerek firmalaşmalarına destek olduklarını belirtti. Dünya genelinde firmalaşma oranının %10-15 civarında olduğunu, İTÜ ARI Teknokent’te ise bu oranın %55-60 arasında değiştiğini vurguladı. Bu oranın, bir girişimin kuluçka merkezine girdikten sonra başarılı bir şekilde firma olabilmesi, sağlıklı bir şekilde büyüyebilmesi, yatırım alabilmesi ve fatura kesebilmesi açısından büyük önem taşıdığını söyledi.

Girişimlere Yatırım Yağmuru

İTÜ Çekirdek girişimlerinin şu ana kadar 750 yatırım turuna katıldığını belirten Dikbaş, girişimlerin toplamda 325 milyon dolar yatırım aldığını, bu yatırımın 180 milyon dolarının yabancı yatırımcılardan geldiğini açıkladı. 2025 yılının ilk yarısında, şu ana kadar 29 girişimin 15 milyon 700 bin dolar civarında yatırım aldığını ve bu rakamın bir kuluçka merkezi için çok önemli olduğunu vurguladı.

Yapay Zeka Girişimleri Öne Çıkıyor

Son 7-8 yılda özellikle yapay zeka teknolojilerinin en çok yatırım alan ve en çok büyüyen girişimler olduğuna dikkat çeken Dikbaş, yoğun bakım ünitelerine yönelik yapay zeka uygulaması geliştiren bir firmanın Amerika’daki kamu hastanelerine ciddi satışlar yaparak dünya çapında tanınır hale geldiğini örnek gösterdi.

Gelecek Hedefleri: Dünyanın En İyi Teknoparkı Olmak

İTÜ ARI Teknokent’in geleceğe dönük hedeflerine değinen Dikbaş, “2030’a kadar dünyada etki bırakan en iyi teknopark olmayı hedefliyoruz. İlk kurulan teknokentlerden birisi ve İstanbul Teknik Üniversitesi olarak rolümüzün ve misyonumuzun çok büyük olduğu kanaatindeyiz. Kuluçka merkezleri arasında dünyada en iyisiyiz ama teknopark olarak globaldeki teknolojiye etki bırakan bir yerde yer almak istiyoruz. En az 2 tane unicorn bekliyoruz. Onlar da unicorn olma noktasındalar bu arada,” şeklinde konuştu.

İTÜ ARI Teknokent’in, girişimcilik ekosistemine katkıları ve geleceğe yönelik iddialı hedefleriyle Türkiye’nin teknoloji alanındaki gelişimine önemli katkılar sağlamaya devam edeceği öngörülüyor. Bu vizyon, Türkiye’nin teknoloji ihracatını artırma ve küresel rekabet gücünü yükseltme hedeflerine de hizmet ediyor.

Benzer Yazılar