Alüminyum Fiyatları Arz Endişesiyle Yükseliyor: Ton Başına 2.800 Dolar Aşıldı
Dünya birincil alüminyum piyasası, tedarik zincirindeki daralmalar ve üretim kapasitesine yönelik endişeler nedeniyle fiyat artışlarıyla karşı karşıya. Londra Metal Borsası’nda (LME) alüminyum vadeli işlemleri, bu hafta ton başına 2.800 doları aşarak son üç yılın en yüksek seviyesine ulaştı. Bu yükseliş, piyasada tedarik sıkıntısının yaşanabileceği beklentilerini güçlendiriyor.
Arz Tarafındaki Aksaklıklar Fiyatları Tetikledi
Endüstriyel metaldeki bu yukarı yönlü hareketin temel nedenlerinden biri, İzlanda’daki bir izabe tesisinde meydana gelen elektrikli ekipman arızası. Bu arıza, tesisin üretim hattının geçici olarak askıya alınmasına yol açtı. Aynı zamanda, Avustralya’daki bir alümina rafinerisinin de kalite sorunları nedeniyle faaliyetlerini durdurma kararı alması, piyasadaki arz endişelerini daha da artırdı. Bu tür üretim aksamaları, alüminyum fiyatları üzerinde doğrudan yukarı yönlü bir baskı oluşturuyor.
Piyasayı etkileyen bir diğer önemli faktör ise Çin’in alüminyum üretimindeki kapasite sınırlamaları. Çin’in mevcut kapasiteyle bu yıl aşılması beklenen 45 milyon tonluk alüminyum üretim sınırı, büyük alıcılar ve fiziksel piyasa oyuncuları arasında yakın vadede bir sıkışma yaşanabileceği endişesine yol açıyor. Bu durum, tedarik zincirlerini güvence altına alma çabalarını artırırken, fiyatların daha da yükselmesine zemin hazırlıyor.
LME Stoklarında Önemli Düşüş
Üretimde yaşanan bu sıkıntılar, Londra Metal Borsası’nda (LME) birincil alüminyum stoklarının bu yıl yaklaşık yüzde 25 oranında azalmasına neden oldu. Stoklar, 484.000 tona gerileyerek arzın ne kadar kritik bir noktada olduğunu gözler önüne seriyor. Bu durum, LME’deki üç aylık alüminyum kontratının 9 Haziran 2022’den bu yana en yüksek seviye olan 2.835 dolara kadar yükselmesine katkıda bulundu. Son bir ayda alüminyum fiyatları yüzde 7’nin üzerinde bir artış gösterdi.
Piyasadaki Denge Arayışı ve Gelecek Beklentileri
Alüminyum piyasasında şu anda “yüksek fiyat ile potansiyel talep arasında bir denge arayışı” yaşanıyor. Yatırımcılar, üretimdeki aksaklıkları, politika değişikliklerini ve talep dinamiklerini yakından izliyor. Önümüzdeki aylarda ton başına 2.800 ABD doları seviyesi, piyasa için kritik bir psikolojik ve teknik eşik olarak değerlendiriliyor. Bu eşiğin üzerinde kalınması durumunda, yukarı yönlü hareket için yeni bir temel oluşabileceği öngörülüyor.
Saxo Bank Emtia Strateji Şefi Ole Hansen, dar arzın metal sektörünün yatırımcılar için hala neden cazip bir sektör olduğunu vurguluyor. Hansen, 2.800 dolar seviyesinin aşılması halinde ton başına 2.950 ABD dolarına doğru bir yükselişin yeni bir temel oluşturabileceğini belirtiyor. Ancak, talebin zayıflaması veya üretimin beklenenden güçlü artması durumunda düzeltme risklerinin de göz ardı edilmemesi gerekiyor.
Çin’in Üretim Sınırının Önemi
Çin, dünya alüminyum üretiminde kritik bir rol oynuyor. Ülkedeki yıllık üretim sınırı 45 milyon ton olarak belirlenmiş durumda ve mevcut durumda Çin’in birincil alüminyum üretimi bu sınıra oldukça yakın seyrediyor. Çin’in kapasite sınırına uyması durumunda, küresel piyasada yeni üretim kapasitesi yaratılması zorlaşacağı için arz daralması daha olası hale geliyor. Uzun vadeli elektrik sözleşmelerinin uygun fiyatlarla güvence altına alınamaması, Avrupa ve ABD’de üretim artışını engelliyor. Bu durum, stokların düşük seviyelerde kalmasına ve fiyatların desteklenmesine neden oluyor.
Çin dışındaki arz büyümesi açısından ise Endonezya öne çıkıyor. Endonezya’dan yapılan yıllık ihracat, yıl başından bu yana yaklaşık yüzde 40 oranında artmış durumda. Bu durum, Endonezya’nın küresel alüminyum piyasasındaki öneminin arttığını gösteriyor.
Ticaret Politikalarının Etkisi ve Beklentiler
Alüminyum sektöründe ticaret politikaları ve gümrük vergileri de fiyatlandırma ve akışlar açısından kritik bir rol oynuyor. ABD’nin alüminyum için uyguladığı gümrük vergileri, ithalat hacmini önemli ölçüde azaltmış durumda. Özellikle Kanada’dan yapılan ithalat bu durumdan olumsuz etkileniyor. Bölgesel olarak primler de önemli ölçüde ayrışıyor. Örneğin, ABD Ortabatı’daki teslim primi rekor seviyelere ulaşırken, Avrupa’daki primler Kanada’dan yönlenecek malzeme endişesiyle düşüş gösteriyor. Tarifelerin tamamen kalkması şimdilik muhtemel görünmüyor. Ticaret politikalarındaki belirsizlik primlerde oynaklığa yol açmaya devam edebilir.
Sonuç olarak, alüminyum piyasası arz endişeleri, üretim aksaklıkları ve ticaret politikalarındaki belirsizliklerle şekillenmeye devam ediyor. Yatırımcılar ve piyasa oyuncuları, bu faktörleri yakından takip ederek stratejilerini belirlemeye çalışıyor.