ASO Başkanı: Savunma Sanayiinde Türkiye Oyun Kurucu Konumda

ASO Başkanı: Savunma Sanayiinde Türkiye Oyun Kurucu Konumda
Tepki Ver

Ankara Sanayi Odası (ASO) Başkanı Seyit Ardıç, Türkiye’nin savunma sanayiinde kaydettiği önemli gelişmeleri vurgulayarak, ülkenin bu alanda “oyun kurucu” bir konuma geldiğini belirtti. Ardıç, bu açıklamayı TOBB ETÜ Mezunlar Derneği tarafından düzenlenen ve savunma sanayiindeki insan kaynağı potansiyelini ele alan ‘İnovasyonun İnsan Yüzü: Savunma Sanayiinde Yeteneğin Rolü’ zirvesinde yaptı.

Zirveye Yoğun İlgi

TOBB ETÜ ev sahipliğinde gerçekleşen zirveye, Rektör Prof. Dr. Yusuf Sarınay, ASO Genel Sekreteri Prof. Dr. Mehmet Cansız, TOBB ETÜ Mezunlar Derneği üyeleri ve çok sayıda üniversite öğrencisi katılım gösterdi. Etkinlik, savunma sanayiine ilgi duyan genç nesiller ile sektörün önde gelen isimlerini bir araya getirdi.

Türkiye’nin Savunma Sanayiindeki Dönüşümü

ASO Başkanı Seyit Ardıç, açılış konuşmasında, Türkiye’nin son 20 yılda savunma sanayiinde önemli bir paradigma değişimi yaşadığına dikkat çekti. “Bugün toplam hacmi 100 milyar doları aşan bin 400’e yakın proje yürüten ve yaklaşık 100 bin kişiye doğrudan istihdam sağlayan büyük bir ekosisteme dönüştük” ifadelerini kullandı. Bu rakamlar, sektörün büyüklüğünü ve ülke ekonomisine olan katkısını gözler önüne seriyor.

Ardıç, ihracat rakamlarına da değinerek, “2020’de 2,3 milyar dolar olan savunma sanayii ihracatımızı, 2025 itibarıyla 8,5 milyar dolar civarına yükselttik. Kilogram başı fiyatı 50 bin dolar değere ulaşan ürünleri ihraç etmeyi hedef koyduk” dedi. Bu hedef, Türkiye’nin yüksek teknolojili ve katma değerli ürün ihracatına odaklandığını gösteriyor.

Yerlilik Oranı ve Küresel Rekabet

Savunma sanayiinde faaliyet gösteren 3 bin 500’ün üzerinde firmanın yaklaşık bin 600’ünün 180’den fazla ülkeye ihracat yaptığına vurgu yapan Ardıç, “Yerlilik oranımız yüzde 80’in üzerine çıktı. Savunma sanayiinde artık tasarlayan, geliştiren, üreten, ihraç eden, küresel rekabette oyun kuran bir ülkeyiz” şeklinde konuştu. Bu ifade, Türkiye’nin savunma sanayiindeki bağımsızlık düzeyini ve rekabet gücünü vurguluyor.

Ankara: Savunma Sanayiinin Kalbi

Ardıç, Ankara’nın savunma sanayiindeki stratejik önemine de değindi. ASELSAN, TUSAŞ, Roketsan, ASFAT ve MKE gibi dev kuruluşların tamamının Ankara’da faaliyet gösterdiğini hatırlatarak, “Dünya devi bu firmalarımız ve onların tedarikçisi olan işletmelerimizle Ankara’mız, ülkemiz savunma sanayiinin kalbidir” dedi.

Ankara’nın savunma sanayii ihracatındaki payına da dikkat çeken Ardıç, “2025 yılı Eylül ayı itibarıyla yıllık 8,4 milyar dolar olan Savunma sanayi ihracatımızın yaklaşık yüzde 60’ı Ankara’mızdan yapılıyor. Ayrıca, savunma sanayimizin 20 milyar dolar olan cirosunun da tahminimizce 14 milyarı şehrimize ait. Savunma sanayinin temel ürünleri olan silah ve mühimmat ihracatımızın da yüzde 55’ini Başkentimizden yapıyoruz” şeklinde konuştu. Bu rakamlar, Ankara’nın savunma sanayiindeki lider konumunu net bir şekilde ortaya koyuyor.

Teknoloji Üretimi ve Ar-Ge’nin Önemi

Ardıç, Türkiye’nin teknoloji üretimi konusundaki hedeflerine de değinerek, “Teknoloji üreten toplumlar tarih yazar; teknoloji satın alanlar ise o tarihi okur” ifadelerini kullandı. Türkiye’nin teknoloji liginde üst sıralara çıkma çabasında olduğunu belirten Ardıç, bu hedefe ulaşmanın yolunun sadece daha çok kaynak ayırmak değil, aynı zamanda o kaynağı doğru insanlarla, doğru projelerde buluşturmaktan geçtiğini vurguladı.

Ar-Ge ve inovasyonun stratejik önemine dikkati çeken Ardıç, Ar-Ge harcamalarının milli gelire oranının yüzde 1,46’ya yükseldiğini ancak bu seviyenin henüz yeterli olmadığını söyledi. Bu, Türkiye’nin Ar-Ge yatırımlarını artırma ve inovasyon ekosistemini güçlendirme ihtiyacını gösteriyor.

Savunma Sanayiinin Pozitif Etkileri

Ardıç, savunma sanayiinin oluşturduğu pozitif dışsallıklar sayesinde ikiz dönüşüm sürecinin ve yüksek katma değerli üretim gücünün ivme kazanacağına işaret ederek, “Bugün savunmada kazandığımız kabiliyet, yarın rekabette kazandığımız güçtür” diye konuştu. Bu, savunma sanayiindeki gelişmelerin sadece askeri alanda değil, aynı zamanda ekonomik ve teknolojik alanlarda da önemli faydalar sağladığını gösteriyor.

Üniversite-Sanayi İş Birliği

Ankara Sanayi Odası olarak savunma sanayiini sadece bir üretim alanı değil, aynı zamanda stratejik bir teknoloji ve yetkinlik üretim merkezi olarak gördüklerinin altını çizen Başkan Ardıç, bu merkezi güçlendirmek için insan kaynağına yatırım yapmanın zorunluluğuna işaret etti. Bu noktada, üniversite-sanayi iş birliğinin savunma odaklı, derinlemesine ve sonuç odaklı bir modele çevrilmesi gerektiğini vurguladı. Büyük savunma şirketlerinin teknoparklarda ve üniversite kampüslerinde Ar-Ge merkezleri açmasının ve ortak projeler yürütmesinin önemine değindi.

Ardıç, savunma sanayiindeki gelişmenin arkasında sadece şirketlerin değil, savunma sanayiini ulusal prestij ve yüksek teknoloji laboratuvarı olarak gören bir toplumsal algının da olduğunu belirtti. Gençlerin bu sektörü artık ‘ilerlemenin vitrinlerinden biri’ olarak gördüğünü ifade etti.

Sonuç: İnovasyon ve Yeteneklerin Önemi

Ankara Sanayi Odası olarak savunma sanayiini sadece ürünleriyle değil, yetiştirdiği insanlarla, oluşturduğu kurum kültürüyle, kurduğu tedarik ve değer zinciriyle, ortaya koyduğu değerlerle dünya sahnesine taşıma kararlılığında olduklarını vurgulayan Ardıç, “Türkiye, savunma sanayiinde artık ‘takip eden’ değil, ‘takip edilen’ ülkelerden biridir. Bu çizgiyi sürdürebilmek için de inovasyonun insan yüzünü, yetenekleri, hayalleri merkeze almamız gerekiyor” ifadeleriyle konuşmasını tamamladı. Bu sözler, Türkiye’nin savunma sanayiindeki başarısının sürdürülebilirliği için insan kaynağına ve inovasyona yapılan yatırımların kritik önemini vurguluyor.

Tepki Ver
Yazar Profili
Businews Yönetici Tüm Yazılar

Kullanıcıya ait herhangi bir sosyal medya veya iletişim bilgisi bulunmamaktadır.

9609 Yazı

Benzer Yazılar