Dünya Bankası’ndan Türkiye’ye Taşkın ve Kuraklık İçin 600 Milyon Dolar

Dünya Bankası’ndan Türkiye’ye Taşkın ve Kuraklık İçin 600 Milyon Dolar

Türkiye, iklim değişikliğinin yarattığı zorluklarla mücadelede önemli bir adım atıyor. Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı’nın açıklamasına göre, Dünya Bankası’ndan sağlanan 600 milyon dolarlık kaynak, ülkenin su kaynaklarını koruma ve iklim değişikliğinin neden olduğu taşkın ve kuraklık gibi afetlere karşı direnci artırma çalışmalarında kullanılacak.

İklim Değişikliği ve Artan Riskler

Bakan Yumaklı, küresel iklim değişikliğinin etkilerinin artık göz ardı edilemez olduğunu vurgulayarak, Türkiye’nin bu konuda proaktif bir yaklaşım sergilemesi gerektiğinin altını çizdi. Özellikle Doğu Karadeniz Bölgesi’nde yaşanan sel ve taşkın felaketlerinin, iklim değişikliğinin somut birer yansıması olduğunu belirtti. Geçmişte daha yavaş artan yağış rejimlerinin, günümüzde ani ve yıkıcı sellerle kendini gösterdiğine dikkat çekti.

Yumaklı, yağış verilerine göre bu yılın yağış miktarının mevsim normallerinin yüzde 26 altında gerçekleştiğini ifade etti. Son beş yılda dördüncü kez ortalamanın altında kalınmasının kuraklık riskini ciddi şekilde artırdığını dile getirdi. Aynı zamanda, sıcak hava, düşük nem ve şiddetli rüzgarların orman yangınlarının sayısını ve etkisini artırdığına işaret etti. Bakan, “Özellikle bu yıl üç dalga halinde gelen anormal hava koşulları, biyoçeşitliliğimize daha fazla zarar verdi” şeklinde konuştu.

Risk Haritasındaki Değişimler

Bakan Yumaklı, riskli bölgelerin coğrafi olarak değiştiğine de dikkat çekti. Daha önce sadece Ege ve Akdeniz bölgeleri riskli olarak kabul edilirken, artık Sinop, Samsun, Ordu, Giresun, Trabzon ve Rize gibi Karadeniz illerinde taşkın riskinin yüzde 20’nin üzerinde arttığını bildirdi. Benzer şekilde, Bartın, Zonguldak, Kastamonu, Düzce, Bolu, Bilecik, Sakarya ve Bursa gibi illerin de orman yangınları açısından riskli hale geldiğini belirtti. Bu durumun, su kaynaklarının ve tarım alanlarının korunmasının ne kadar kritik olduğunu bir kez daha gözler önüne serdiğini vurguladı.

Su Yönetimi ve Yapılan Yatırımlar

Türkiye’nin su stresi altında olan bir ülke olduğunu belirten Bakan Yumaklı, su politikalarının büyük bir ciddiyetle yönetilmesi gerektiğini vurguladı. Son 23 yılda su ve sulama projelerine 3,4 trilyon lira kaynak aktarıldığını ve 11 bine yakın eserin hizmete alındığını belirtti. Bu çalışmalar sayesinde, sulanan arazi miktarında yüzde 50, su depolama hacminde yüzde 38, yıllık içme suyu miktarında ise 2,7 kat artış sağlandığını kaydetti.

Bu yıl içinde 321 yeni tesisin daha hizmete gireceğini açıklayan Yumaklı, kapalı sulama şebeke oranının yüzde 6’dan yüzde 38’e yükseltildiğini ve Taşkın Erken Uyarı Sistemi’nin ülke genelinde 533 noktaya ulaştığını söyledi.

Bakan Yumaklı, sözlerini şöyle tamamladı: “Gelecek nesillere daha güvenli, daha dirençli bir Türkiye’yi her alanda olduğu gibi su alanında da mutlaka oluşturmak durumundayız. Su artık sadece bir varlık değil, aynı zamanda çok stratejik bir kaynaktır.”

Dünya Bankası İşbirliği ve Projeler

DSİ Genel Müdürü Mehmet Akif Balta da toplantıda yaptığı konuşmada, iklim değişikliğinin su kaynakları üzerindeki yıkıcı etkilerine dikkat çekti. Balta, Dünya Bankası ile yürütülen işbirliklerinin, projelerin hayata geçirilmesinde önemli bir finansman desteği sağladığını belirtti.

Balta, bu işbirliği kapsamında sulama modernizasyonu, dayanıklı peyzaj entegrasyonu, su döngüselliği ve verimliliğin artırılması, taşkın ve kuraklık yönetimi gibi projelerin hayata geçirildiğini ifade etti. Bu projeler, Türkiye’nin su kaynaklarını daha verimli kullanmasına ve iklim değişikliğinin etkilerine karşı daha dirençli hale gelmesine yardımcı olacaktır.

Sağlanan 600 milyon dolarlık finansman, Türkiye’nin su yönetimi altyapısını güçlendirecek, modern sulama tekniklerinin yaygınlaşmasını sağlayacak ve taşkın riskini azaltacak önemli adımların atılmasına olanak tanıyacak. Bu yatırım, sadece tarım sektörünü değil, aynı zamanda şehirlerin su güvenliğini ve ekosistemlerin korunmasını da destekleyerek ülke genelinde sürdürülebilir bir kalkınmaya katkı sağlayacaktır.

Bu kapsamda yapılacak çalışmalarla, Türkiye’nin iklim değişikliğine uyum çabalarına önemli bir ivme kazandırılacak ve su kaynaklarının gelecek nesiller için korunması sağlanacaktır.

Benzer Yazılar