Erbil’in Yerli Pirinci Sofralara Lezzet Katıyor: Çeltik Hasadı Başladı

Erbil’in Yerli Pirinci Sofralara Lezzet Katıyor: Çeltik Hasadı Başladı

Erbil’in Hebat ilçesindeki çiftçiler, uzun ve meşakkatli bir sürecin ardından pirinç hasadına başladı. Aylar süren emeklerinin karşılığını alma heyecanını yaşayan çiftçiler, özenle baktıkları çeltik tarlalarından bereketli bir hasat bekliyor.

Türkiye’den doğan ve haritalarda Çığlı Suyu olarak da bilinen Zap Suyu’nun kıyısındaki çeltik tarlaları, bölgeye özgü bir manzara sunuyor. Düz ovada yer alan tarlalar, etrafı sonradan yapılmış tepeciklerle çevrelenmiş durumda. Bazı bölgelerde ise tarlalar derinleştirilerek yer altı suyuna daha yakın hale getirilmiş.

Tarlaların etrafındaki yükseltiler, hem Zap Suyu’nun ilkbahar taşkınlarından korunmayı sağlıyor hem de yağmur sularının tarlalarda hapsedilmesine yardımcı oluyor. Bu sayede su kaynakları verimli bir şekilde kullanılıyor.

Geleneksel Sulama Yöntemleri ve Modern Teknikler Bir Arada

Bölgede Ava Ze olarak bilinen Zap Suyu’nun kenarına inşa edilmiş eski su kanalları, çeltik tarlalarına su taşıyor. Bazı tarlalar doğrudan bu su ile sulanırken, su seviyesinin üzerinde kalan tarlalar ise yanlarına yapılan göletlerden çekilen su ile ihtiyacını gideriyor. Bu durum, hem geleneksel sulama yöntemlerinin hem de modern tekniklerin bir arada kullanıldığını gösteriyor.

Bin bir zahmetle ekimi ve bakımı yapılan çeltik tarlalarında, hasat zamanı geldiğinde modern biçerdöverler devreye giriyor. Nemli zeminde çalışmak zorunda kalan biçerdöverler, zaman zaman çamura saplanma tehlikesi yaşasa da, tarlayı hızlı bir şekilde biçmenin en etkili yolu olduğu için çiftçiler işlerine ara vermeden devam ediyor.

Ancak, zeminin çok yumuşak olduğu ve büyük araçların giremediği yerlerde, geleneksel yöntemlere başvuruluyor. Yardımlaşmayı ihmal etmeyen çiftçiler, orakları ellerine alarak hasada destek oluyor. Tarla sahibi tek kişi olsa da, hasadın yapıldığı tarlada her zaman birçok kişi bulunuyor.

Doğal Döngü ve Hayvanların Rolü

Biçilen tarlaların daha işi bitmeden koyunlar doluşuyor. Biçerdöverden arta kalan çeltik başakları, koyunlar için doğal bir besin kaynağı oluyor. Koyun sürüleri, çobanlar eşliğinde biçerdöverin ardından tarla tarla dolaştırılıyor. Bu durum, tarım ve hayvancılığın iç içe geçtiği doğal bir döngüyü gözler önüne seriyor.

“Kürt Pirinci” Farklı Lezzet ve Aroma Sunuyor

Tarlası biçilen Hebatlı çiftçi Salim Kurtas, bölgede “Kürt pirinci” olarak bilinen yerli pirinç hasadı hakkında açıklamalarda bulundu. Her yıl pirinç ektiklerini belirten Kurtas, geçen yıla göre bu yıl daha fazla alanda ekim yaptıklarını söyledi. Pirince olan talebin her yıl arttığını ifade eden Kurtas, kendilerinin de bu talebi karşılamak için ekim alanlarını genişlettiklerini vurguladı.

Kurtas, pazarda satılan ithal pirinç türlerinin bölge halkı tarafından pek beğenilmediğini aktardı. Yerli pirincin lezzetinin ve aromasının farklı olduğuna dikkat çeken Kurtas, “Kürt pirinci tat olarak daha lezzetli. En lezzetli pirinç ‘şeşmehi’ pirincidir. Daha sonra ‘sedri’ pirinci diyebiliriz. Çünkü kokusu güzel bir aroma bırakıyor. ‘Tehalıf’ diye bir tür var onun da üç çeşidi mevcut.” diye konuştu.

Aralık ve ocak aylarında buğday ekimi yaptıklarını, 5’inci ayda ise pirinç ekimine başladıklarını belirten Kurtas, “Pirincin bakımı 5-6 ay kadar sürüyor ta ki biçim zamanı gelene kadar. Kuraklık her sene var ve ürünleri etkiliyor. Buna bağlı olarak üretimde de dalgalanmalar olabiliyor.” şeklinde konuştu.

Yerli Pirinç Sadece Yurt İçinde Değil, Yurt Dışında Da Talep Görüyor

Çeltiği biçtikten sonra sofralık olana kadar farklı aşamalardan geçirdiklerini söyleyen Kurtas, süreci şöyle özetledi: “Biçerdöver veya orak ile biçiliyor. Sonra çeltikler hazırlanan bir yerde kurutuluyor iki gün boyunca. Diğer aşamada makineden geçirilerek toz ve kabuktan arındırılıyor. Son merhalede ise değirmene götürülür. Burada tamamen kabuklarından ayrıştırılıyor ve pazar için hazır hale getiriliyor.”

Kurtas, Hebat ilçesinde üretilen pirincin özellikle Süleymaniye kentinde yoğun bir şekilde talep gördüğünü belirterek, Erbil, Bağdat ve ülkenin güney kentlerine de gönderildiğini, hatta ihracatının da yapıldığını aktardı.

Pirincin pazardaki fiyatlarına da değinen Kurtas, “Şeşmehi pirincinin tenekesi 60 ila 65 bin dinara satılıyor. Sedri pirinci ise 50 bin dinardan 75 bin dinara kadar çıkabiliyor. Diğer çeşitler ise 35 binden başlayıp 50 bin dinara kadar satılabiliyor.” bilgisini paylaştı.

Kurtas, ‘şeşmehi’ ve ‘sedri’ türlerinin yerli ürünler olduğunu, diğer türlerin ise bölgeye sonradan getirilip ekildiğini ifade etti. Bu durum, bölgedeki tarım çeşitliliğinin artırılmasına yönelik çabaların bir göstergesi olarak değerlendirilebilir.

Erbil’de yetişen yerli pirinç çeşitleri, hem lezzeti hem de aromasıyla ülke genelinde sofralara lezzet katmaya devam ediyor. Çiftçilerin özverili çalışmaları ve geleneksel yöntemlerle harmanlanan modern teknikler sayesinde, yerli pirinç üretimi bölge ekonomisine önemli katkılar sağlıyor.

Benzer Yazılar