İSO Başkanı: Sanayici Enflasyon Üstü Faizle Haksız Bedel Ödüyor
İstanbul Sanayi Odası (İSO) Başkanı Erdal Bahçıvan, Türk sanayisinin yüksek kredi faizleri nedeniyle karşı karşıya kaldığı zorlukları dile getirdi. Enflasyonun çok üzerinde seyreden faiz oranlarının sanayiciler için büyük ve haksız bir yük oluşturduğunu vurgulayan Bahçıvan, aynı zamanda sanayideki kârsızlık ve verimsizlik sorunlarına da dikkat çekerek, bu sorunların çözümü için acil reform ihtiyacının altını çizdi.
Sanayicinin Finansman Yükü Artıyor
Bahçıvan, sanayicilerin üretimi sürdürebilmek adına, enflasyonun katbekat üzerinde faizlerle kredi kullanmak zorunda kaldıklarını belirtti. Bu durumun, Türk sanayisinin rekabet gücünü ciddi şekilde zayıflattığını ifade etti. Yüksek faiz oranlarının yanı sıra, sanayideki kârsızlık ve verimsizlik sorunları da sektörü olumsuz etkiliyor. İSO Başkanı, bu sorunların üstesinden gelinebilmesi için kapsamlı bir reform paketiyle üretim maliyetlerinin düşürülmesi ve verimliliğin artırılması çağrısında bulundu.
İSO Meclisi Toplantısı ve Gündem Maddeleri
İSO Meclisi’nin Ağustos ayı toplantısı, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın katılımıyla gerçekleşti. Toplantının ana gündem maddesi, “Sanayimizin Sorunlarına Yeni Nesil Bir Bakış Açısıyla Çözüm Arayışı” oldu. Toplantıda, sanayinin karşılaştığı sorunlar ve çözüm önerileri detaylı bir şekilde ele alındı.
Erdal Bahçıvan’ın Konuşmasından Öne Çıkanlar
Bahçıvan, konuşmasında gelişmiş ülke ekonomilerindeki üretim dönüşümünün hız kazandığını, ancak gelişmekte olan ülkelerde rekabet başta olmak üzere birçok açıdan üretim koşullarının zorlaştığını vurguladı. Ayrıca, 15 Ağustos’ta Alaska’da gerçekleşen Trump ve Putin arasındaki zirvenin küresel hegemonya mücadelesinde önemli bir dönüm noktası olduğunu ve bu yakınlaşmanın Türkiye’nin de içinde bulunduğu bölge için önemli sonuçlar doğurabileceğini belirtti.
Dünya ekonomisindeki yüksek belirsizlik ortamının devam ettiğini ve başta Avrupa olmak üzere küresel ekonomide düşük büyüme koşullarının sürdüğünü ifade eden Bahçıvan, bu durumun önümüzdeki birkaç yıl daha devam etmesinin beklendiğini söyledi. Küresel ölçekte yaşanan dönüşümü iyi kavramak ve sanayi politikalarının yeniden merkeze oturduğu bu dönemde doğru ekonomi politikalarını hayata geçirmek gerektiğinin altını çizdi.
“Büyük ve haksız bir bedel ödedik” diyen Bahçıvan, Türkiye’nin kredi notlarının hâlâ “yatırım yapılabilir” seviyelerin altında olduğunu ve mali disiplin tarafında da atılması gereken adımlar bulunduğunu belirtti. OVP’nin enflasyonla mücadele hedefi açısından sanayinin görevini fazlasıyla yerine getirdiğini, ancak sebebi olunmayan bir enflasyonun çok üzerinde kredi faiziyle karşılaşılmasının büyük ve haksız bir bedel ödenmesine neden olduğunu vurguladı.
Yüksek seyreden reel faizler ve banka kredilerine yönelik kısıtlamaların finansmana erişimde ciddi sıkıntılar yarattığını dile getiren Bahçıvan, bu durumun iç talebi zayıflatmanın yanı sıra kârlılığı baskı altına alarak sınırlandırmaya devam ettiğini ifade etti.
Sanayideki Küçülme Devam Ediyor
Bahçıvan, büyüme rakamlarına bakıldığında da bu durumun görülebildiğini, 2024 yılında ekonomik büyüme yüzde 3,2 olarak gerçekleşirken sanayi sektörünün sadece yüzde 0,5 büyüyebildiğini belirtti. İSO’nun açıkladığı Türkiye İmalat PMI ve Sektörel PMI verilerinin de sanayi sektörünün faaliyet koşullarında 16 aydır kesintisiz bozulma eğilimine işaret ettiğini söyledi.
İSO 500 içerisinde yılı zararla kapatan firma sayısının 2022’de 58, 2023’te 96 iken, 2024 yılında bu sayının 152‘ye yükseldiğini belirten Bahçıvan, önceki 10 yılın ortalaması yüzde 10,4 olan faaliyet kârlılığı oranının da 2024’te yüzde 6,2‘ye gerilediğini ifade etti. Şirketlerin finansmana ayırdıkları kaynağın faaliyet kârına oranının önceki 10 yılda zaten yüzde 60 gibi yüksek bir seviyedeyken 2024’te yüzde 97‘ye yükseldiğini de sözlerine ekledi.
Kârsızlık Sorunu ve Ekonomi Politikaları
Bahçıvan, sanayi sektörü üzerine tartışılan tüm sorunların temelinde kârsızlık, yani katma değer üretememek ve ana faaliyetlerden kalıcı kazanç elde edememek olduğunu söyledi. Bu sorunun giderek kronikleşmesinde, firmaların hatalı uygulamalarının, yönetsel eksikliklerinin ve sürdürülebilir olmayan rasyonellikten kopuk ekonomi politikalarının da etkili olduğunu belirtti.
Sanayinin kârsızlık problemini yalnızca ücret, kur ya da faiz gibi geleneksel rekabet ve maliyet unsurlarına bağlamanın konuyu basite indirgemek anlamına geldiğini belirten Bahçıvan, yaşanan sorunun bu unsurların çok ötesine geçen ve artık ertelenemeyecek yapısal bir verimlilik problemine işaret ettiğini vurguladı. Ekonomiye anlamlı bir verimlilik katkısı sağlamadığı, iş modeli sürdürülebilir ve rasyonel olmadığı halde, kamunun finans ve teşvik paketlerinden neredeyse eşit ölçüde yararlanan çok sayıda firmanın var olduğu ve bunun kaynak dağılımını önemli ölçüde bozduğu yönünde saptamalar olduğunu dile getirdi.
Fonlama ve Teşvik Mekanizmaları Eleştirisi
Bahçıvan, sanayi sektöründe yıllardır birikmekte olan fazla kapasite sorunu oluştuğunu belirterek, problemin çözümüne hizmet etmeyen, üretim faaliyetinin kârlı olmasını sağlamayan fonlama ve teşvik mekanizmalarını doğru bulmadıklarını ifade etti. Bu konuların tüm ekonomik aktörler tarafından etraflıca ele alınarak ortak bir akıl oluşturularak çözüme kavuşturulması gerektiğine inandıklarını söyledi.
OVP’nin en temel hedefi olan enflasyonla mücadelede temel mal kalemlerinde önemli bir mesafe kat edilmiş durumda olduğunu ancak halen bu mücadelenin başarıya ulaşmasındaki büyük engelin, başta kira ve eğitim olmak üzere hizmet kalemlerinin katılığını sürdürmesi olduğunu dile getirdi.
Hizmet Enflasyonu Yüksek Seyrediyor
Sanayinin satış fiyatlarını yansıtan yurt için üretici enflasyonu yüzde 20‘lere kadar inmiş olmasına karşın, katılıkların devam ettiği hizmet sektörü enflasyonunun ise halen yüzde 48‘lerde seyrettiğini belirten Bahçıvan, bu nedenle Merkez Bankası’nın da enflasyonda ihtiyatlı duruşunu koruduğunu söyledi.
Türkiye’nin sanayi firmalarının üretim süreçlerinde verimliliği ödüllendiren, seçici ve performans odaklı bir dönüşüm programına ihtiyacı olduğunu belirten Bahçıvan, üretim hayatının yapısal sorunlarını tartışmak ve reform ajandasını hayata geçirmek için bugün çok daha uygun bir atmosferin olduğunu düşündüklerini ifade etti. Sanayi sektörünü bekleyen çetin rekabet koşullarını, teknolojide ve yeşil dönüşüm alanında yaşanan baş döndürücü gelişmeleri düşündüğümüzde, bu ajandayı daha fazla ertelememizin zaten mümkün gözükmediğini de sözlerine ekledi.