KOBİ’ler Rekabet İçin Dijitalleşmeli: Antalya’dan Kritik Uyarılar
Antalya’da düzenlenen “QNB Dijital Köprü Anadolu Buluşmaları” etkinliğinde, KOBİ’lerin rekabetçiliğini korumak için dijitalleşmenin önemi vurgulandı. QNB Türkiye Genel Müdürü Ömür Tan, dijitalleşme ve sürdürülebilirliğin sadece bir çevre hareketi olmadığını, aynı zamanda bir rekabetçilik meselesi olduğunu belirtti.
Dijitalleşmenin Rekabet Avantajına Etkisi
Ömür Tan, dijitalleşmede geri kalmanın maliyetlerin artmasına neden olacağını ve bunun da rekabet gücünü olumsuz etkileyeceğini ifade etti. “Önümüzdeki dönem rekabette kalıp kalmama dönemi olacak. Sınırda karbon düzenlemesi dışında kalırsanız rekabet etme şansınız kalmaz. Maliyetleri düşürmekten başka çaremiz yok. Bunda da dijitalleşmeden başka çaremiz yok” dedi. Bu açıklama, özellikle Avrupa Birliği’nin (AB) uygulamaya koymayı planladığı Sınırda Karbon Düzenlemesi Mekanizması (SKDM) gibi düzenlemelerle birlikte, şirketlerin sürdürülebilirlik ve dijitalleşme konularına daha fazla odaklanması gerektiğini gösteriyor.
Tan’ın vurguladığı gibi, maliyetleri düşürmek ve rekabet avantajı elde etmek için dijitalleşme kaçınılmaz bir gereklilik haline geliyor. Özellikle üretim maliyetlerinin arttığı bir dönemde, dijital çözümler sayesinde verimliliği artırmak ve operasyonel süreçleri optimize etmek büyük önem taşıyor.
QNB Türkiye’nin Sürdürülebilirlik ve Dijitalleşme Desteği
QNB Türkiye, reel sektörün dönüşümü için “QNB Dijital Köprü Anadolu Buluşmaları” gibi etkinlikler düzenleyerek bu konuda farkındalık yaratmaya çalışıyor. Aynı zamanda, müşterilerinin maliyetlerini düşürecek yatırımlara kaynak sağlamaktan mutluluk duyduklarını belirten Tan, proje finansmanı kredilerinin yaklaşık yüzde 37’sinin sürdürülebilir kaynaklardan oluştuğunu ve toptan fonlama kaynaklarının yaklaşık yüzde 30’unu sürdürülebilirlik taahhütlü kaynaklardan sağladıklarını açıkladı. Bu, bankanın firmaların yeşil dönüşümünü destekleme konusundaki kararlılığını gösteriyor.
Ömür Tan’ın açıklamaları, finans sektörünün de sürdürülebilirlik ve dijitalleşme konularında önemli bir rol üstlendiğini ortaya koyuyor. Bankaların bu alandaki yatırımları ve destekleri, reel sektörün dönüşümünü hızlandırabilir ve Türkiye’nin küresel rekabet gücünü artırabilir.
Ekonomik Beklentiler ve Antalya’nın Rolü
Etkinlikte, 2025 yılı değerlendirmeleri ve 2026 yılı beklentileri de paylaşıldı. Ömür Tan, 2025’in hem makro hem de bankacılık açısından zor bir yıl olduğunu vurgulayarak, enflasyonun düşürülmesinin önemine dikkat çekti. Türkiye’nin 2025 yılsonu yüzde 32 olan enflasyon hedefini 2026 yılsonu yüzde 23 seviyelerine çekme çalışmaları devam ediyor. Tan, enflasyonu düşürmenin zorlu bir süreç olduğunu ve bu konuda kararlı adımlar atılması gerektiğini belirtti.
Antalya ekonomisine de değinen Tan, şehrin turizm, tarım ve sanayi sektörlerinde birçok fırsat barındırdığını ve ülkenin en büyük 6. ekonomisi olduğunu ifade etti. Antalya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) Başkanı Yusuf Hacısüleyman ise, Antalya’nın 3T’si olan tarım, turizm ve ticaretin yanına dördüncü T olarak teknolojiyi eklemek istediklerini belirtti. Bu, Antalya’nın ekonomik çeşitliliğini artırma ve daha sürdürülebilir bir büyüme modeli oluşturma hedefiyle uyumlu.
Gelecek Projeksiyonları ve Sektörel Etkiler
Bloomberg HT Genel Yayın Yönetmeni Açıl Sezer, COP31 toplantısının Antalya için bir fırsat olacağını ve sürdürülebilirliğin odağına Antalya’nın yerleşebileceğini vurguladı. Bu, Antalya’nın sürdürülebilirlik alanında öncü bir rol üstlenme potansiyelini gösteriyor.
EKONOMİ Gazetesi Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Güldağ ise, Türkiye’nin potansiyelinin daha da iyileştirilmesi ve geliştirilmesi için yeni politikaların belirlenmesi gerektiğini dile getirdi. Güldağ, siyasetin değil ekonominin öncelikli gündem olması gerektiğini vurgulayarak, dünyadaki türbülansın Türkiye’nin önünü açabileceğini belirtti.
Sonuç
“QNB Dijital Köprü Anadolu Buluşmaları” etkinliği, KOBİ’lerin rekabetçiliğini korumak için dijitalleşmenin ve sürdürülebilirliğin ne kadar önemli olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi. Özellikle küresel ekonomik gelişmeler ve yeni düzenlemeler ışığında, şirketlerin bu alanlara yatırım yapması ve dönüşüm sürecini hızlandırması gerekiyor. Aksi takdirde, rekabet ortamında geride kalma riskiyle karşı karşıya kalınabilir.
Etkinlikte dile getirilen görüşler ve beklentiler, 2026 yılında ekonomide bir toparlanma yaşanabileceğine işaret ediyor. Ancak, enflasyonun düşürülmesi ve yapısal reformların hayata geçirilmesi gibi önemli adımların atılması gerekiyor. Antalya’nın ekonomik potansiyeli ve sürdürülebilirlik alanındaki öncü rolü, Türkiye’nin genel ekonomik büyümesine önemli katkılar sağlayabilir.