Makine İhracatı 20,9 Milyar Dolar, İthalat Baskısı ve Rekabet Zorlukları Sürüyor
Türkiye makine sektörü, küresel ekonomik dalgalanmalar ve iç piyasadaki zorluklara rağmen ihracat performansını koruma çabasında. Makine İhracatçıları Birliği (MAİB) tarafından yapılan açıklamaya göre, konsolide makine ihracatı 2023 yılının üçüncü çeyreği sonunda 20,9 milyar dolar olarak gerçekleşti. Yıllıklandırılmış verilere bakıldığında ise Eylül ayı sonu itibariyle bu rakam 28,2 milyar dolar seviyesinde kaydedildi. Bir önceki yılın aynı döneminde de yıllıklandırılmış ihracatın 28 milyar dolar düzeyinde olması, sektörün istikrarlı bir performans sergilediğini gösteriyor.
İhracat Değerleri ve Pazar Performansı
2025 Eylül ayı sonu itibariyle yıllıklandırılmış ithalat rakamları ise 45,1 milyar dolar olarak belirlendi. Bu durum, sektörün dış ticaret dengesi açısından önemli bir gösterge olarak değerlendiriliyor. İhracatın kilogram başına değeri ise 8 Euro seviyesini koruyarak katma değerli ihracatın önemini vurguluyor. MAİB açıklamasında, makine ihracatında miktar (ağırlık) olarak yüzde 7’lik bir düşüş yaşanmasına rağmen, birim değerdeki artış sayesinde ihracat tutarının önceki yılın seviyesini koruduğu belirtildi.
Ülke bazında ihracat performanslarına bakıldığında, Almanya’ya yapılan ihracat yüzde 3,4 artışla 2,4 milyar dolara ulaştı. ABD’ye yapılan ihracat da yüzde 3,5 oranında artış gösterirken, İtalya’ya yapılan ihracatta ise dikkat çekici bir yüzde 15’lik sıçrama yaşandı. Bu veriler, Türk makine sektörünün farklı pazarlardaki rekabet gücünü ve çeşitliliğini ortaya koyuyor.
Rekabet Zorlukları ve Kur Etkisi
MAİB Başkanı Kutlu Karavelioğlu, sektörün karşı karşıya olduğu zorluklara dikkat çekerek, Türk Lirası’nın değerlenmesinin ihracat üzerindeki etkilerini vurguladı. Karavelioğlu, Avrupa Birliği’nin de dolar karşısında değerlenen Euro nedeniyle ihracatta zorlandığını belirterek, rekabetçilik için sıklıkla vurgulanan “verimliliğin” tek başına kur sorununu çözemediğini ifade etti. AB özelinde Almanya’nın ABD’ye makine ihracatındaki gerilemeye de değinen Karavelioğlu, Euro’daki değerlenmenin Avrupa mallarını ABD için daha pahalı hale getirdiğini ve kıtanın dış ticaret hacmini daralttığını söyledi.
Çin Faktörü ve Uyarılar
Karavelioğlu, Çin’in yaptırımlarla karşı karşıya kaldıkça Hindistan, Afrika ve Güneydoğu Asya gibi pazarlarda agresif pazarlamalara giriştiğini belirtti. Ayrıca, menşe kontrolleri sıkışması nedeniyle de bunlara karşı önlem almaya başladıklarını ifade etti. Bu bağlamda Karavelioğlu, Avrupa’ya Türkiye ile işbirliğini artırma çağrısında bulunurken, Türkiye ekonomi yönetimine de Çin’in AB’ye geçiş için Türkiye’yi kullandırmaması uyarısında bulundu. Karavelioğlu, “Giderek agresifleşen Çin’e olan bağımlılığını azaltmaya çalışırken bir yandan da ABD’nin baskılarını dengelemeye uğraşan AB için, bölgesel üretim ortaklıklarını büyütmek artık ertelenemez bir zorunluluk…” dedi.
Karavelioğlu, Türkiye’nin ürün ve teknoloji çeşitliliği, Ar-Ge yetkinliği ve ikiz dönüşüm adaptasyonu ile Avrupa’daki sanayi ekosisteminin sürdürülebilirliği açısından eşsiz bir ortak olduğunu vurguladı. Ancak, Avrupa pazarının kapılarını Çin’e açacak bir durumda olunmaması gerektiğinin altını çizdi. Bu yılın ilk 8 ayında Çin’den Türkiye’ye ithal edilen makinaların tutarının yüzde 14 artışla 8,5 milyar dolara yaklaşması ve bu ülkenin toplam makine ithalatındaki payının yüzde 27,8’e yükselmesi, Karavelioğlu’na göre AB’nin kaygılarını derinleştirecek bir durum.
Dezenflasyon Programı ve Sanayi Üzerindeki Etkileri
Karavelioğlu, Türkiye’nin uygulamakta olduğu dezenflasyon programının da sanayiyi zorladığını belirterek, makine ve ekipman sanayiinin endüstriyel durgunluğa bağlı olarak bozulan yatırım ortamında gerçek potansiyelinin çok gerisinde olduğunu ifade etti. Karavelioğlu, “Adına dezenflasyon süreci denilen yokuşu gaz kesmiş, hatta rölantide bir üretim ile aşamayacağımız çok açık. Veriler, sınai malların fiyatlarının enflasyonun çok altında arttığını fakat hizmetlerdeki artışın sürdüğünü gösteriyor” yorumunu yaptı.
Sonuç olarak, Türk makine sektörü ihracat performansını korurken, kur dalgalanmaları, rekabet zorlukları ve dezenflasyon programının etkileriyle karşı karşıya bulunuyor. Sektör temsilcileri, Avrupa ile işbirliğinin artırılması ve Çin’in AB’ye geçiş güzergahı olarak kullanılmasının önüne geçilmesi gerektiğine dikkat çekiyor. Sektörün geleceği, bu zorlukların aşılması ve yeni fırsatların değerlendirilmesiyle şekillenecek.