Makine Sektöründe Çin Bağımlılığı Artıyor: İthalatta Yükseliş Trendi

Makine Sektöründe Çin Bağımlılığı Artıyor: İthalatta Yükseliş Trendi
Tepki Ver

Türkiye’nin makine sektöründeki Çin’e olan bağımlılığı, son dönemde artan ithalat rakamlarıyla belirginleşiyor. Makine İhracatçıları Birliği (MAİB) verilerine göre, yılın ilk yarısında Çin’den yapılan makine ithalatındaki %18,1’lik artış, bu bağımlılığın giderek güçlendiğini gösteriyor. Bu durum, küresel değer ve tedarik zincirlerinde Batı’nın önlem almaya çalıştığı bir ülke olan Çin’e olan bağımlılığı artırması açısından önem taşıyor.

İhracatta Durum Ne?

Ocak-Temmuz döneminde Türkiye’nin toplam makine ihracatı %0,9 artışla 16,2 milyar dolara ulaştı. Ancak, ihracat miktar bazında %6,1 azalırken, ortalama kilogram fiyatları %6,7 artışla 7,9 dolara yükseldi. Temmuz ayında aylık bazda %4,4’lük bir yükseliş kaydedilse de, yıllıklandırılmış verilere göre ihracat sadece %0,6 artışla 28,4 milyar dolar seviyesinde kaldı. Bu durum, sektörün ihracat performansında belirgin bir ivme kaybı olduğunu gösteriyor.

İhracat Pazarları ve Değişimler

En büyük ihracat pazarı olan Almanya’ya yapılan ihracat 1,8 milyar dolar olarak gerçekleşti. Almanya’yı 1 milyar dolarla ABD takip etti. ABD’ye yapılan ihracatta Temmuz ayında %9,2’lik dikkat çekici bir artış yaşanırken, Kazakistan’a ihracat %46, Fas’a ise %37 oranında yükseldi. Ancak, Rusya’dan sonra en fazla daralma yaşanan pazar Polonya oldu. Temmuz ayında ambalaj makineleri ile ısıtıcı ve fırınların ihracatında %40’ın üzerinde artışlar görülürken, aylık bazda en fazla düşüş rulmanlar ile kauçuk ve plastik işleme makinelerinde yaşandı.

En Büyük İhracat Kalemi

Yılın ilk yedi ayında en büyük ihracat kalemi, %4,7 artışla evsel ve endüstriyel soğutma makineleri oldu. Bu durum, Türkiye’nin makine sektöründe belirli alanlarda rekabet gücünü koruduğunu gösteriyor.

MAİB Başkanı’ndan Uyarılar

Makine İhracatçıları Birliği Başkanı Kutlu Karavelioğlu, makine ithalatındaki son 12 aydaki gerilemenin ardından, son 3 ayda görülen ivmelenme ve özellikle haziran ayında kaydedilen %15,4’lük artışla yeniden yükseliş trendine girdiğine dikkat çekti. Karavelioğlu, ithalattaki artış hızının, korumacılığın hızla arttığı ve tarifelerin ticaret rotalarını saptırdığı bir dönemde Türkiye’nin ithalat politikasındaki göreli esnekliği ortaya koyduğunu belirtti. “Pazar dengelerini yerli üreticiler aleyhine sarsan bu durum, sanayi ve ticaret politikalarının uyumunda hassas ayarın önemine de işaret ediyor. Özellikle teknolojik derinliği yüksek ürünlerde ithalatın yapısal bağımlılığa dönüşmemesi için, yatırım ve üretim kapasitesini artıracak uzun vadeli stratejilerin hızla devreye alınması kritik önem taşıyor” dedi.

Üretimdeki Daralma ve Kapasite Kullanımı

Son 1,5 yıldır süreklilik kazanan ve yılın ilk yarısında %6,5 olarak gerçekleşen makine üretimindeki daralmanın, sektördeki kapasite kullanım oranlarını ve verimliliğini aşağı çekmeye devam ettiği belirtiliyor. Genel İmalat Sanayi’nde %74.2 olan kapasite kullanım oranı, makine imalatında %65,7 seviyesinde bulunuyor.

Rekabet Gücü ve Mali Durum

Sektördeki yurt dışı ÜFE’de yıllık artışın %33,3 gibi yüksek bir düzeye ulaşmış olması, uluslararası rekabet gücünü önemli ölçüde zayıflatıyor. Reel sektörde olumsuz koşulların ağırlaşması iktisadi faaliyet zincirlerinde kırılmaları tetiklerken, sanayi ve hizmetin bütün sektörlerine mal veren makine imalatçılarının tedarikçi ve müşterilerinin mali durumlarını yakından izlemesi kritik hale gelmiş durumda.

Gelecek Beklentileri ve Uyarılar

Karavelioğlu, “Farklı başlayabilmeyi umduğumuz 2026’nın bu yıldan daha iyi olacağına güven, enflasyon düşerken faizin yüksek tutulmayacağının ve üretimin aleyhindeki ithalatın desteklenmeyeceğinin gösterilmesi ile ancak telkin olunabilir.” uyarısında bulundu. Mevcut seviyesinde bolca döviz almaya ve ithalata yeten TL’nin, üretmeyerek enflasyondan kaçamayacağımız gerçeğini gizleyebildiğini vurgulayan Karavelioğlu, son beş yılda üretimini ikiye, ihracatını 1,5’a katlayan makine imalat sektörünün hızlı artmış işletme sermayesi ihtiyacına kaynak ayırmanın enflasyonist bir etkisi olmayacağını, kısıtsız ve uygun finansmana erişimin sektörün kaldığı yerden devamı için elzem olduğunu belirtti.

Türkiye makine sektörünün, Çin’e olan bağımlılığını azaltmak ve rekabet gücünü artırmak için uzun vadeli stratejilere odaklanması ve sanayi-ticaret politikalarında uyum sağlaması gerekiyor.

Tepki Ver
Yazar Profili
Businews Yönetici Tüm Yazılar

Kullanıcıya ait herhangi bir sosyal medya veya iletişim bilgisi bulunmamaktadır.

9609 Yazı

Benzer Yazılar