Türkiye Yüksek Teknolojide Avrupa İkincisi: Üretimde Büyük Sıçrama!

Türkiye Yüksek Teknolojide Avrupa İkincisi: Üretimde Büyük Sıçrama!

Türkiye, son on yılda yüksek teknoloji üretiminde önemli bir başarıya imza atarak Avrupa’da ikinci sıraya yükseldi. Merkez Bankası (TCMB) tarafından yayımlanan ‘Üretimin Teknoloji Yoğunluğu: Türkiye’ye İlişkin Gözlemler’ başlıklı inceleme, ülkenin sanayi üretimindeki dönüşümünü gözler önüne seriyor. 2014-2024 dönemini kapsayan bu incelemeye göre, Türkiye sanayi üretim artışında Avrupa’da dördüncü, yüksek teknoloji üretim artışında ise Litvanya’nın ardından ikinci sırada yer aldı. Bu durum, Türkiye’nin teknolojiye yaptığı yatırımların ve sanayi politikasındaki doğru adımların bir sonucu olarak değerlendiriliyor.

Yüksek Teknolojide Rekor Artış

Türkiye’nin yüksek teknoloji alanındaki performansı, son on yılda kaydedilen önemli artışlarla dikkat çekiyor. Toplam sanayi üretimi aynı dönemde yüzde 58 artarken, yüksek teknolojideki artış yüzde 245,6 gibi çarpıcı bir orana ulaştı. Orta-yüksek teknoloji de yüzde 91,2’lik bir artış gösterirken, orta-düşük ve düşük teknoloji gruplarındaki artışlar sırasıyla yüzde 51,7 ve yüzde 50,6 olarak gerçekleşti. Bu veriler, Türkiye’nin sanayi üretiminde teknoloji yoğunluğunun arttığını ve katma değerli üretime doğru bir kayma yaşandığını gösteriyor.

Yüksek ve orta-yüksek teknolojili sektörlerin toplam istihdam içindeki payının artması da dikkat çekici bir gelişme. 2023 itibarıyla bu grupların katma değer payı toplamın üçte birine ulaştı. Yüksek teknolojinin toplam cirodaki payı 2013’te yüzde 27 iken 2023’te yüzde 30’a yükseldi. Aynı dönemde, üretim değerindeki payı da yüzde 26,4’ten yüzde 30,3’e çıktı. Bu veriler, yüksek teknolojili sektörlerin ülke ekonomisi için giderek daha önemli hale geldiğini gösteriyor.

İhracatta Yüksek Teknoloji Hamlesi

Pandemi sonrası toparlanma süreciyle birlikte yüksek ve orta-yüksek teknolojili ürünlerin ihracat içindeki payı yeniden yükselişe geçti. 2013-2019 döneminde orta-yüksek teknolojili ihracatın ortalama yıllık artışı yüzde 5,5 iken, 2020-2024 döneminde bu oran yüzde 9,1’e yükseldi. Yüksek teknolojideki artış ise her iki dönemde de güçlü seyrini korudu. Bu durum, Türkiye’nin ihracatında teknoloji yoğunluğunun arttığını ve rekabet gücünün yükseldiğini gösteriyor. Ancak, belirtmek gerekir ki Türkiye’nin yüksek teknolojili ihracat payı hala Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü (OECD) ortalamasının altında bulunuyor. Bu durum, ihracatta daha fazla potansiyel olduğunu ve atılması gereken adımlar olduğunu gösteriyor.

Kaçan Fırsatlar ve İhracat Potansiyeli

Dünya Bankası’nın verilerine göre, Türkiye’nin ihracat çekim modeline kıyasla yaklaşık 27 milyar dolar daha fazla yüksek teknolojili ürün ihraç edebileceği belirtiliyor. Bu durum, Türkiye’nin yüksek teknoloji ihracatında önemli bir potansiyele sahip olduğunu ve bu potansiyeli değerlendirmek için daha fazla çaba göstermesi gerektiğini ortaya koyuyor. Özellikle Ar-Ge yatırımlarının artırılması, nitelikli işgücünün geliştirilmesi ve uluslararası işbirliklerinin güçlendirilmesi, bu potansiyelin hayata geçirilmesi için kritik öneme sahip.

Firma Ölçeğinde Teknoloji Yoğunluğunun Etkileri

Mikro düzeydeki veriler de teknoloji yoğun üretimin olumlu etkilerini gözler önüne seriyor. Firma ölçeğinde yapılan analizler, teknoloji yoğun üretim yapan şirketlerin daha likit, daha az borçlu ve daha karlı olduğunu gösteriyor.

Likidite

Tüm teknoloji gruplarındaki firmaların cari oranları 1’in üzerinde seyrederken, yüksek teknoloji firmaları en güçlü likidite profiline sahip durumda. Bu durum, bu firmaların kısa vadeli yükümlülüklerini yerine getirme konusunda daha iyi bir durumda olduğunu gösteriyor.

Borçluluk

2023 itibarıyla mali borçluluk oranı tüm teknoloji gruplarında yüzde 10’un altına inmiş durumda. Ayrıca, özkaynak dışı borç kompozisyonu ticari borç lehine değişmiş. Bu durum, firmaların finansal yapılarının güçlendiğini ve borçluluk düzeylerinin azaldığını gösteriyor.

Karlılık

Yüksek teknoloji grubunda brüt kar marjı 2023’te yüzde 19 olarak gerçekleşti. Faaliyet kar marjı pandemi zirvesinden sonra gerilese de diğer grupların üzerinde seyretmeye devam ediyor. Bu durum, yüksek teknoloji firmalarının karlılık düzeylerinin diğer gruplara göre daha yüksek olduğunu gösteriyor.

Ar-Ge Yatırımları

Yüksek teknoloji grubunun Ar-Ge yoğunluğu 2009’da yüzde 2,7 iken 2023’te yüzde 7,1’e yükseldi. 2015-2023 döneminde yapılan Ar-Ge harcamalarının yüzde 87’si yüksek ve orta-yüksek teknoloji grupları tarafından gerçekleştirildi. Bu durum, yüksek teknoloji firmalarının Ar-Ge’ye daha fazla yatırım yaptığını ve bu yatırımların rekabet güçlerini artırdığını gösteriyor.

İhracat Odaklılık

Yüksek ve orta-yüksek teknoloji firmalarının yurtdışı satış payı diğer gruplara göre daha yüksek. Yüksek teknolojide 2009-2014 arasında 5 puanlık bir artışla yüzde 25 civarında dengelendi. Bu durum, yüksek teknoloji firmalarının ihracata daha fazla odaklandığını ve uluslararası pazarlarda daha rekabetçi olduğunu gösteriyor.

Sonuç ve Gelecek Beklentileri

Türkiye’nin yüksek teknoloji üretimindeki yükselişi, ülkenin sanayi dönüşümünde önemli bir kilometre taşı olarak değerlendirilebilir. Yapılan yatırımlar, Ar-Ge faaliyetleri ve uygulanan politikalar sayesinde Türkiye, yüksek teknolojili ürünlerin üretiminde ve ihracatında önemli bir oyuncu olma yolunda ilerliyor. Ancak, OECD ortalamasının altında olan ihracat payının yükseltilmesi, Dünya Bankası’nın işaret ettiği 27 milyar dolarlık potansiyelin değerlendirilmesi ve Ar-Ge yatırımlarının daha da artırılması gerekiyor. Bu adımların atılmasıyla birlikte Türkiye, yüksek teknoloji alanında daha da büyük başarılara imza atabilir ve küresel rekabette daha güçlü bir konuma gelebilir.

Benzer Yazılar