Vade Baskısı Artıyor: Türkiye’nin İç ve Dış Borçlarında Kritik Değişim

Vade Baskısı Artıyor: Türkiye’nin İç ve Dış Borçlarında Kritik Değişim

Türkiye ekonomisinde Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın merkezi yönetim borçlanmalarında yaşanan vade yapısı değişimi dikkat çekiyor. İç ve dış borç stoklarında görülen kısalan vadeler, uzmanlar tarafından yakından takip ediliyor. Özellikle kur ve değişken faizli borçlanmanın yoğunluğu, olası piyasa dalgalanmalarında risk oluşturabileceği endişesini beraberinde getiriyor.

İç Borç Vadesinde Kritik Düşüş

Hazine ve Maliye Bakanlığı verilerine göre, Ağustos 2025 itibariyle iç borç stokunun vadeye kalan ortalama süresi **2.9 yıla** gerileyerek 2020 yılından bu yana en düşük seviyeye indi. Bu durum, iç borçlanmanın daha kısa vadeli hale geldiğini gösteriyor. 2024’te bu süre 3.5 yıl, 2023’te 3.8 yıl, 2022’de 3.6 yıl, 2021’de 3 yıl ve 2020’de 2.8 yıl idi. Görüldüğü üzere, son beş yılda iç borç vadesinde önemli bir daralma yaşanmış durumda.

İç borçlanmanın vadesi kısalırken, faiz ve döviz görünümü de değişiyor. Toplam iç borç stokunun sabit faizli kısmı bu yılın ilk 8 ayında **yüzde 60.9’a** yükseldi. Geçen yıl aynı dönemde bu oran **yüzde 55.8** seviyesindeydi. Değişken faizli kısım ise **yüzde 39.1’e** inerek geçen yıl aynı dönemdeki **yüzde 44.2’den** geriledi.

Ancak bu artışın tamamı TL cinsi sabit faizli borçlanmadan kaynaklanmıyor. TL cinsi borcun iç borç stokundaki payı **yüzde 77.6’dan 2.4 puan gerileyerek yüzde 75.2’ye** indi. TL cinsi sabit faizli borcun iç borç stokundaki payı 2024 Ocak-Ağustos döneminde **yüzde 49.6** iken, son bir yılda bu oran **6.5 puan gerileyerek yüzde 43.1’e** indi. Döviz cinsi borcun iç borç stokundaki payı da **2.4 puan arttı** ve **yüzde 22.4’ten yüzde 24.8’e** çıktı. Sabit faizli döviz cinsi borcun iç borç stokundaki payı ise **11.5 puan artışla yüzde 6.2’den yüzde 17.7’ye** yükseldi.

Dış Borç Vadesinde de Azalma

Sadece iç borçlarda değil, dış borçlarda da benzer bir tablo söz konusu. Ağustos 2025 itibariyle dış borç stokunun vadeye kalan ortalama süresi **6.3 yıla** indi. Bu kadar kısa süre en son **2005 yılında 5.7 yıl** olarak görülmüştü. Geçen yıl bu süre 6.5 yıl, 2023’te 6.6 yıl, 2022’de 7.1 yıl, 2021’de ise 7.8 yıl idi. 2017 yılında ise 9.9 yıl ile neredeyse 10 yıla kadar uzamıştı. 2017’den sonra dış borç stokunun ortalama vadeye kalan süresi her yıl kısalmayı sürdürüyor.

Vade kısalırken, dış borç stokunun faiz yapısında sabit faizlinin payı da azalmış durumda. Hazine ve Maliye Bakanlığı verilerine göre, Ağustos sonu itibariyle dış borç stokunun toplam borç stoku içindeki payı **yüzde 41.9’a** geriledi ve geçen yılki **yüzde 46.4’e** göre düştü. Dış borç stokunda sabit faizli dış borcun payı **yüzde 82.6** olurken, 2024’te bu oran **yüzde 84.4**, 2023’te ise **yüzde 85.4** seviyesindeydi.

Borç Ödeme Takvimi ve Borçlanma Hedefleri

Hazine ve Maliye Bakanlığı verilerine göre, dış borç ödemelerinde Ekim ve Kasım ayları yüklü itfalarla öne çıkıyor. Ekimde **2 milyar 598 milyon dolarlık** ödeme yapılacak ve bu ödemenin **2 milyar 28 milyon doları** ana para, **571 milyon doları** ise faizden oluşuyor. Kasımda ise **3 milyar 202 milyon dolar** seviyesinde ödeme yapılacak. Aralıkta toplam ödeme 338 milyon dolara inerken yeni yılın ilk ayında **1 miyar 955 milyon doları** ana para, **1 milyar 47 milyon doları** faiz olmak üzere **3 milyar 2 milyon dolarlık** itfa dikkat çekiyor. Şubat 2026’da da **2 milyar 14 milyon doları** ana para, **653 milyon doları** faiz olmak üzere **2 milyar 667 milyon dolar** dış borç geri ödemesi yapılacak.

Hazine ve Maliye Bakanlığı bu yıl yaptığı 5 uluslararası ihraçla **10 milyar 750 milyon dolar** borçlandı. Bu yılki hedef **11 milyar dolar** seviyesinde. Ekim ayında ise Hazine ve Maliye Bakanlığı **263.6 milyar TL** iç borç ve **109.5 milyar TL** karşılığı dış borç geri ödemesi gerçekleştirecek.

Ekonomik Etkiler ve Değerlendirme

Borçlanma vadelerindeki bu kısalma, Türkiye ekonomisi için çeşitli riskler barındırıyor. Kısa vadeli borçların yenilenme ihtiyacı, piyasalardaki dalgalanmalara karşı kırılganlığı artırabilir. Özellikle döviz kurlarındaki ani yükselişler, döviz cinsi borçların maliyetini artırarak bütçe üzerinde baskı oluşturabilir. Uzmanlar, bu durumun kur ve faiz riskini artırdığına dikkat çekiyor.

Toplam borçların sadece **yüzde 27,4’ünün** sabit faizli TL cinsi olması da önemli bir gösterge. Bu durum, faiz oranlarındaki artışların borçlanma maliyetlerini hızla yükseltebileceği anlamına geliyor. Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın borçlanma stratejisini yakından takip etmek ve riskleri yönetmek büyük önem taşıyor.

Özetle, Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın borçlanma yapısındaki bu değişimler, Türkiye ekonomisi için dikkatle izlenmesi gereken bir süreç. Kısalan vadeler ve artan döviz cinsi borçlanma, riskleri beraberinde getirirken, uzmanlar bu durumun kur ve faiz dalgalanmalarına karşı daha hassas bir yapıya dönüşmesine yol açabileceği konusunda uyarıyor.

Benzer Yazılar