Makine Sektörü İhracatta İstikrarı Korudu: 9 Ayda 20,9 Milyar Dolar
Türkiye makine sektörü, ihracat performansında istikrarını koruyarak 2023 yılının ilk dokuz ayında 20,9 milyar dolarlık ihracat gerçekleştirdi. Makine İhracatçıları Birliği (MAİB) tarafından yapılan açıklamaya göre, bu rakam geçen yılın aynı dönemiyle aynı seviyede gerçekleşti. Sektör, kilogram başına ortalama ihracat fiyatını 8 dolarlık tarihi seviyesinde tutmayı başarırken, dolar bazında yaşanan yüzde 7,8’lik fiyat artışı tonajdaki yüzde 7’lik daralmayı telafi etti.
Makine İhracatında Pazarlar ve Performans
Yıllıklandırılmış verilere göre, makine ihracatı 28,2 milyar dolar seviyesine ulaşırken, ithalat 45,1 milyar dolar olarak kaydedildi. En büyük ihracat pazarı olan Almanya’ya yapılan ihracat yüzde 3,4 artışla 2,4 milyar dolara yaklaştı. ABD pazarı ise yüzde 3,5 büyüme ile yaklaşık 1,4 milyar dolarlık bir hacme ulaştı. İtalya pazarı ise dikkat çekici bir sıçrama yaparak 895 milyon dolar ile üçüncü sıraya yükseldi ve yüzde 15’i aşan bir artış kaydetti.
Eylül ayında pompa ve kompresörler ile kağıt ve matbaacılık makinelerinde aylık bazda önemli yükselişler gözlemlenirken, deri işleme makineleri ile elektrikli motorlar ve jeneratörler en fazla daralma yaşanan alt sektörler oldu. Bu durum, sektör içindeki dengelerin ve talep değişimlerinin yakından takip edilmesi gerektiğini gösteriyor.
AB’nin ABD’ye İhracatındaki Gerileme ve Küresel Etkiler
MAİB Başkanı Kutlu Karavelioğlu, ABD’deki korumacı politikaların Avrupa Birliği (AB) üzerindeki etkilerine dikkat çekti. Karavelioğlu’nun belirttiğine göre, AB’nin ABD’ye ihracatı Temmuz ayında yüzde 10 geriledi. Bu durum, Avrupalı işletmelerin endişelerini artırırken, küresel ticaret dengeleri üzerindeki etkileri de gündeme getiriyor.
Karavelioğlu, Almanya’daki şirketlerin üçte birinin durumlarını “kötü” veya “çok kötü” olarak tanımladığını belirtti. Almanya’da ekonomik aktivite toparlanma eğilimi gösterse de, imalat sektöründeki kırılganlık, hem AB içindeki hem de dışındaki ticaret ortaklarını etkiliyor. Bu kırılganlıkta, gümrük tarifeleri kadar Euro/dolar paritesinin 1,18 seviyelerine kadar yükselmesinin de payı bulunuyor.
Euro’daki değerlenme, Türkiye’nin ihracatının dolar bazında artmasını sağlamakla birlikte, Avrupa mallarını ABD için daha pahalı hale getirerek kıtanın dış ticaret hacmini daraltıyor. Bu durum, rekabetçiliğin sadece katma değer ve verimlilik meselesi olmadığını, döviz kurlarının da önemli bir faktör olduğunu gösteriyor.
Türkiye’nin Konumu ve Gelecek Beklentileri
Karavelioğlu, Türkiye’nin ticari ve teknolojik entegrasyonunun yüksek olduğu ülkelerdeki gelişmelerin küresel üretim coğrafyasının yeniden şekillenmesine yol açtığını vurguladı. Avrupalı rakiplerin, AB’nin tedarik güvenliğini sağlamak ve yeni pazarlar kazanmak amacıyla serbest ticaret anlaşmaları müzakereleri yürüttüğünü belirtti. Çin kaynaklı piyasa bozucu uygulamalara karşı yeni müttefikler edinme çalışmalarının Japonya’da da sürdüğünü ifade etti.
Karavelioğlu, “Karşılıklı ilişkilerde sürekli olarak ABD lehine tavizleri dayatan transatlantik ekonomik modelin tartışıldığı bu dönemde, güven problemi yaşayan AB çok yönlü ticaret arayışında iken, benzer kaygılar taşıyan, yerli üretimini ve iç pazarını koruyucu tedbirlerini uyumlaştıran bir Türkiye’nin konumunun güçlenmesi beklenir,” dedi.
Türkiye’nin Avrupa Sanayi Ekosistemindeki Rolü
Karavelioğlu, Türkiye’nin Gümrük Birliği, kalite anlayışı, standartlardaki uyumun yanı sıra ürün ve teknoloji çeşitliliği, AR-GE yetkinliği ve ikiz dönüşüm adaptasyonu ile Avrupa’daki sanayi ekosisteminin sürdürülebilirliği açısından önemli bir ortak konumunda bulunduğunu vurguladı. Ancak, Avrupa pazarının Çin’e açılmasının olumsuz etkileri olabileceğine dikkat çekti. Türkiye’nin Çin’den yaptığı makine ithalatının artmasının AB’nin kaygılarını derinleştirebileceğini belirtti.
Sonuç olarak, Türkiye makine sektörü ihracattaki istikrarını korurken, küresel ekonomik gelişmeler ve ticaret politikalarındaki değişimler yakından takip edilmelidir. Özellikle AB ile ilişkiler, döviz kurlarındaki dalgalanmalar ve Çin’den yapılan ithalat gibi faktörler, sektörün geleceği açısından büyük önem taşıyor. Türkiye’nin Avrupa sanayi ekosistemindeki rolünü güçlendirmesi ve yerli üretimini destekleyici politikalar izlemesi, sürdürülebilir büyüme için kritik öneme sahip olacaktır.