Biyoetanol Harmanlama Oranı Düşüyor: 500 Milyon Dolarlık Yatırım Risk Altında
Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu’nun (EPDK) biyoetanolün benzinle harmanlama oranını düşürme planı, sektörde endişe yaratıyor. Sektör temsilcileri, bu kararın milli üretime, istihdama ve çevreye ciddi zararlar vereceğini savunarak, harmanlama oranının 2014 yılındaki %3 seviyesine çıkarılmasını talep ediyor.
Biyoetanol Harmanlama Oranı Tartışması Büyüyor
EPDK’nın gündeme getirdiği bu değişiklik, Türkiye’de yalnızca dört tesiste üretilen biyoetanolün geleceği açısından kritik bir döneme işaret ediyor. Biyoetanol, akaryakıtın çevreye olan olumsuz etkilerini azaltmasıyla biliniyor. Ancak, harmanlama oranının %1‘e düşürülmesi halinde, yaklaşık 500 milyon dolarlık yatırımla kurulan bu tesislerin kapanma tehlikesiyle karşı karşıya kalabileceği belirtiliyor.
Geçmişten Günümüze Harmanlama Oranları
Türkiye’de biyoetanolün benzine harmanlanması, Avrupa Birliği uyum süreci ve çevre politikaları çerçevesinde 2014 yılında %3 zorunlu oranla başladı. Bu oran uzun süre uygulandıktan sonra, 2020’deki pandemi döneminde kolonya ve dezenfektan ihtiyacını karşılamak amacıyla geçici olarak askıya alındı. Pandemi sonrası tekrar başlayan harmanlama, 2023 başından itibaren %2 olarak devam etti. Emniyet stoklarındaki azalma ve bireysel araç kullanımının artmasıyla benzin tüketimindeki yükseliş, bu düşüşte etkili oldu.
Biyoetanolün Çevresel ve Ekonomik Faydaları
Biyoetanol Üreticileri Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Mehmet Ufuk Tezcan, biyoetanolün çevre, ekonomi ve enerji politikaları açısından önemine vurgu yaparak, “Biyoetanol, fosil yakıtların aksine çevresel açıdan temiz, ekonomik ve sürdürülebilir bir enerji kaynağıdır” dedi. Tezcan, biyoetanolün benzinle karıştırıldığında %35 oranında oksijen içermesi sayesinde motorlarda yanmayı iyileştirdiğini ve karbon monoksit, azot oksit gibi zararlı gazların salınımını azalttığını belirtti.
Tezcan, “İklim krizi, karbon ayak izinin azaltılması ve AB politikalarına uyum sürecinde karışım oranının kademeli olarak %10‘a artırılmasını beklerken, %1‘e düşürülmesine yönelik bir uygulamayla karşı karşıya kaldık” şeklinde konuştu. Ayrıca, fosil yakıtlarda dışa bağımlı olan Türkiye’nin, ithalata ödeyeceği yüz milyonlarca dolarlık kaynağın ülke içinde kalmasının önemine dikkat çekti.
Sektör Temsilcilerinden Uyarılar
Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu’nun (EPDK) bu taslak çalışmasının sektör için ciddi riskler taşıdığını belirten Tezcan, bu düzenlemenin milli üretime, istihdama ve çevreye büyük zarar vereceğini ifade etti. Biyoetanol kullanımının azalmasının tarım ve sanayi üzerinde olumsuz etkiler yaratacağını vurgulayan Tezcan, oranın düşürülmesinin tesislerin kapasite azaltmasına ve hatta kapanmasına yol açarak ciddi ekonomik kayıplara neden olacağını savundu.
Tezcan, Türkiye’de biyoetanol üretiminin dört büyük firma tarafından gerçekleştirildiğini hatırlatarak, son EPDK taslağının geçmişe yönelik uygulanmasının adil olmadığını ve mevcut durumda tebliğe uyan akaryakıt dağıtım firmalarını cezalandıracağını, uymayan firmaları ise ödüllendireceğini belirtti.
Çözüm Önerileri ve Beklentiler
Tamamen yerli hammaddeyle üretilen biyoetanolün ülke ekonomisine tarım, sanayi üretimi, istihdam ve katma değer açısından önemli katkılar sunduğunu belirten Tezcan, pandemi öncesi uygulanan %3 harmanlama oranına geri dönülmesi gerektiğini vurguladı. Mevcut yerli üretim kapasitesinin %3 oranını fazlasıyla karşılayabilecek durumda olduğunu ve hatta daha yüksek oranlara adapte olabilecek teknolojik birikime sahip olduğunu ekledi. EPDK’nın sektörün görüş ve önerilerini dikkate alarak nihai kararı vermesi bekleniyor.
Dünya Genelindeki Uygulamalar
Tezcan, Türkiye’de biyoetanolün benzine harmanlama oranının %2 olduğunu hatırlatarak, Avrupa’da bu oranın en az %10, ABD’de %10-20, Brezilya’da ise %30‘un üzerinde olduğunu belirtti. Brezilya’nın ortalama harmanlama oranını %50‘ye çıkarmayı hedeflediğini ifade eden Tezcan, “En azından ilk etapta eski uygulama olan %3 seviyesine dönülmeli, kademeli olarak artırılmalıdır” dedi.
Sonuç olarak, EPDK’nın biyoetanol harmanlama oranını düşürme kararı, sektörde belirsizlik yaratırken, üreticiler ve uzmanlar kararın yeniden gözden geçirilmesi gerektiğini savunuyor. Bu süreçte, yerli üretimin desteklenmesi, çevresel hedeflere ulaşılması ve ekonomik kayıpların önlenmesi adına dengeli bir politika izlenmesi büyük önem taşıyor.