İş Bankası Genel Müdürü Aran: Merkez’in Faiz İndiriminde 800 Baz Puan Alanı Var
Türkiye İş Bankası Genel Müdürü Hakan Aran, bankanın ikinci yüzyılının başlangıcında yaptığı açıklamalarda, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) faiz indirim potansiyeline dikkat çekti. Aran, TCMB’nin hala 800 baz puanlık bir faiz indirim alanı olduğunu öngörüyor. Bu değerlendirme, makroekonomik beklentiler ve mevcut piyasa koşulları çerçevesinde yapıldı.
Enflasyon Beklentileri ve Merkez Bankası’nın Duruşu
Hakan Aran, yıl sonu enflasyon tahminlerine de değinerek, “Yılın kalan dönemine dair aylık enflasyon projeksiyonunu yaptığımızda, bu yılın şartlarına göre olası enflasyonist etkileri dikkate aldığımızda ve dünyada da makro düzeyde konuştuğumuz enerji fiyatlarında, gıda fiyatlarında sıra dışı bir gelişmenin olmadığını varsaydığımızda yıl sonunda enflasyonun yüzde 28,5-29,5 bant aralığında bir yerde olabileceğini söyleyebilirim,” dedi. TCMB’nin 3. Enflasyon Raporu’ndaki söylemlerinde vurguladığı şahin duruşun devam ettiğini belirtti.
Aran, Merkez Bankası’nın bu alanı kullanıp kullanmayacağını gelişmelerin belirleyeceğini ifade ederek, “Politika faizinin yıl sonunda yüzde 35 seviyesine kadar inmesi, 6 puanlık bir reel faizle önümüzdeki seneye giriş anlamı taşıyor. Bu alanın tümünü gerçekten kullanır mı, kullanmaz mı, nasıl değerlendirir elbette veriye ve gelişmelere dayalı olarak göreceğiz ama bende bu alanı kullanacakmış izlenimi yaratan unsur, rezervlerindeki güçlü artış ve sanayideki daralma” şeklinde konuştu. Bu durum, TCMB’nin kararlarında veri odaklı ve dikkatli bir yaklaşım sergileyeceğini gösteriyor.
Merkez Bankası’nın Yönetişim Kalitesi ve Etkinliği
Hakan Aran, Merkez Bankası’nın yıl sonu enflasyon tahminleriyle hedeflerini ayırmasını, yönetişim kalitesi ve hesap verilebilirliği açısından olumlu buldu. Aran, “Raporda ortaya konulan ara hedef ve tahminlerin para politikası açısından gelecek yılı daha öngörülebilir duruma getirdiğini” belirtti. Ancak, küresel ve bölgesel gelişmelerin dinamik yapısı nedeniyle uzun vadeli tahminlerin revize edilebileceğini vurguladı. “Hiçbir zaman bu tarz dinamik bir ortamda 2027’yi net olarak öngöremeyiz.”
Kredi Büyümesi ve Dezenflasyon Patikası
Merkez Bankası’nın dezenflasyon patikası ile kredi büyümesi arasındaki uyuma da değinen Aran, temmuz sonu enflasyon rakamının yüzde 33,52 olduğunu hatırlattı. Buna karşılık, Türk Lirası cinsi KOBİ kredilerindeki büyümenin yüzde 33,3, ticari kredilerdeki büyümenin yüzde 31,6 seviyesinde gerçekleştiğini, dolayısıyla KOBİ ve ticari kredilerde Merkez Bankası politikaları ile uyumlu bir tablo olduğunu ifade etti. Yabancı para kredi büyümesinin Merkez Bankası öngörülerine paralel gitmemesi üzerine o alana da sınır getirildiğini ve bunun sonucunda ağustos başı itibarıyla yabancı para kredilerdeki büyümenin yüzde 21,4’e gerilediğini belirtti. Hakan Aran, “Dolayısıyla dezenflasyon patikası için Merkez Bankasını endişelendirecek bir kredi genişleme tablosu yok” dedi.
Bankacılık Sektörünün Direnci ve Gelecek Beklentileri
Türk bankacılık sektörünün her türlü şarta uyum sağlayabilecek olgunlukta ve güçte olduğunu vurgulayan Hakan Aran, sektörün verimliliğinin diğer sektörlere göre çok daha yüksek olduğunu belirtti. Aran, “İçinde bulunduğumuz konjonktürde sektör son derece dirençli bir görünüm sergiliyor. Ben önümüzdeki dönemde de bankacılık sektörünün ekonominin tüm zorluklarına rağmen aynı direnci ve aynı verimliliği gösterebileceğini düşünüyorum” dedi.
İş Bankası’nın performansına da değinen Aran, “2025, ikinci yüzyılımızın ilk senesi. 25 milyon müşterimizle, 4 trilyon liraya ulaşan aktif büyüklüğümüzle, 2.8 trilyon liralık nakdi ve gayrinakdi kredi büyüklüğümüzle Türkiye’nin en büyük özel banka konumumuzu koruyarak ikinci yüzyıla çok sağlam bir başlangıç yaptık” şeklinde konuştu.
Faiz İndirimlerinin Sektöre Etkileri
Hakan Aran, 2025 yılı içerisinde faiz indirim döngüsünün kesintiye uğraması nedeniyle bankacılık sektörünün bir nevi stres testinden geçtiğini, bunun da bankalar üzerinde karlılık ve net faiz marjları konusunda büyük bir baskı yarattığını, bunun etkilerinin bankaların ikinci çeyrek bilançolarında da net bir şekilde görüldüğünü söyledi. Tekrar başlayan faiz indirim döngüsünün kesintiye uğramadan sene sonuna kadar gitmesi halinde sektörün yılı yüzde 20’li, yüzde 25’li seviyelerdeki öz kaynak karlılığıyla kapatabileceğinin altını çizen Aran, “Yüzde 29 yıllık enflasyonda yüzde 25 öz kaynak karlılığı, her ne kadar reel olarak öz kaynak erimesi anlamına gelse de geldiğimiz seviyeleri, bu süreçte herkesin aslında bir fedakarlığa katlandığını, reel sektörün de benzer durumda olduğunu düşünürsek kabul edilebilir, makul bir seviye diye düşünüyorum” dedi. Faiz indirimleri, hem reel sektörün hem finansal kesimin yılı en azından enflasyona yakın bir karlılıkla kapatmalarına vesile olacaktır. Bu da bizim sıkı para politikası içerisinde yumuşak iniş yapacağımız anlamına gelir.
Küresel Ekonomik Görünüm ve Türkiye’ye Etkileri
Küresel çaptaki tahminlere göre 2024’te yüzde 5,6 olan küresel enflasyonun 2025’te yüzde 4,2’ye, 2026’da yüzde 3,6’ya düşmesi bekleniyor. Hakan Aran, tarife savaşlarının dünyada faiz indirim baskısıyla birleşmesinin küresel enflasyonun yatay seyretmesine neden olabileceğine işaret etti. ABD’ye mal satamayan Çin’in dünyanın geri kalan yerlerinde ticaret dengelerini nasıl değiştireceği merak konusu olduğunu, bunun Türkiye gibi küresel talebin düştüğü ve özellikle içerideki maliyetler de arttığı için ihracat konusunda fiyatlamada ve hacimde sorun yaşayan ülkelerin, Çin ile daha zorlu bir rekabete gireceğini belirtti.
Hakan Aran, ABD Merkez Bankası’nın (Fed) eylül toplantısında yapması beklenen faiz indiriminin ardından, aralık ayında bir indirime daha gitmesinin muhtemel göründüğünü ifade etti. Aran, “Küresel ekonomideki gidişatı ve öngörüleri dikkate aldığımızda ülke olarak dikkatli, kendi yol haritamıza sıkı sıkıya bağlı ve dünyadaki olumsuz gelişmeleri de tolere edebilecek hava yastıklarıyla gitmemiz gerekiyor” değerlendirmesinde bulundu.