Altın Fiyatları Rekor Kırdı: Dolar Güven Kaybı ve Merkez Bankası Hamleleri Etkili
Küresel piyasalar, altın fiyatlarındaki şaşırtıcı yükselişe tanık oluyor. Sarı metal, yatırımcıların gözdesi olmaya devam ederken, ardı ardına rekorlar kırarak dikkatleri üzerine çekiyor. Altın, mart ayında 3.000 dolar, eylülde ise 3.700 dolar seviyesini aşmasının ardından, dün de 3.900 doları geçerek yeni bir zirveye ulaştı. Gün içinde 3.950 dolara kadar yükselen altın, tüm zamanların en yüksek seviyesini gördü ve geçen yılki kazancını ikiye katladı.
Yılbaşından bu yana %50’yi aşan fiyat artışı ile altın, 2024 yılındaki kazancının iki katına ulaştı. Bu yükselişin arkasındaki temel neden olarak ise ABD Doları’na olan güvenin sarsılması gösteriliyor. Yatırımcılar, dolardaki belirsizlikler nedeniyle güvenli liman arayışına girerek altın talebini artırıyor.
ABD’deki Belirsizlik Altını Destekliyor
ABD’de federal hükümetin kapanma riski ve ekonomik verilerin açıklanmasındaki gecikmeler, yatırımcıları daha güvenli limanlara yönlendiriyor. Bu belirsizlik ortamı, ABD’deki faiz politikalarına ilişkin karışık sinyallerle birleşince doların değer kaybetmesine neden oluyor. Piyasalarda, bu ay içinde çeyrek puanlık bir faiz indirimi neredeyse kesin olarak bekleniyor.
CME FedWatch aracına göre, yatırımcılar Fed’in Ekim ve Aralık aylarında iki yeni faiz indirimi daha yapma olasılığını sırasıyla %95 ve %83 olarak fiyatlıyor. Bu durum, ‘ucuz para döneminin’ devam edeceği beklentisini güçlendiriyor. Fed’in para politikasındaki gevşeme, altının faizsiz getiri dezavantajını ortadan kaldırarak ralliyi hızlandırıyor.
Merkez Bankalarının Rezerv Hamleleri ve Küresel Para Düzeni
Uzmanlar, altındaki yükselişin sadece Fed politikalarıyla açıklanamayacak kadar karmaşık olduğunu belirtiyor. Küresel para düzeninde doların ağırlığı sorgulanırken, merkez bankalarının rezerv çeşitlendirme hamleleri de hız kazanıyor. ABD’nin Rus rezervlerini dondurmasının ardından birçok ülke, altın varlıklarını artırmaya başladı. Özellikle Çin’in, Hong Kong üzerinden yürüttüğü programla Asya merkezli yeni bir rezerv altyapısı kurma çabası dikkat çekiyor. Bu hareket, altını “paralel bir finansal sistemin” çekirdeği haline getirme stratejisinin bir parçası olarak değerlendiriliyor.
KCM Trade analisti Tim Waterer, “Fed’in gevşek politikası doların kimyasını bozdu,” diyerek yenin zayıflığı ve ABD’nin mali belirsizliklerinin altını desteklediğini vurguluyor.
ETF Girişleri ve Gümüşün Performansı
Verilere göre, küresel altın destekli ETF (borsa yatırım fonu) varlıkları üst üste yedinci haftada artarak Eylül 2022’den bu yana en yüksek seviyesine ulaştı. Sadece geçen hafta 655 bin ons net giriş gerçekleşti.
Gümüş de altınla benzer bir performans sergiliyor. Spot fiyat dün öğle saatlerinde Nisan 2011’den bu yana en yüksek seviyesi olan ons başına 48.6 dolara ulaştı. Altın ve gümüşün motivasyon kaynakları benzer olsa da, gümüş artan endüstriyel talepten de faydalanıyor. Bu durum, gümüşün yılbaşından bu yana %68.3 artış göstermesine katkıda bulunuyor. Aylık artışı da %18’i bulan gümüş, altını geride bırakarak ons başına 50 dolar olan tüm zamanların en yüksek seviyesine yaklaşıyor. ETF girişleri, yüksek fiyatlara rağmen ivmesini koruyarak devam ediyor. Net varlıklar geçen hafta 10 milyon ons daha yükselip 828 milyon onsu buldu. Ancak, toplam varlıklar hala 2021’deki 1.021 milyon onsun üzerindeki zirvesinin altında ve bu da daha fazla giriş için potansiyel olduğunu gösteriyor.
Gelecek Beklentileri ve Projeksiyonlar
Uzmanlar, altın fiyatlarında 4.000 doların artık “tavan değil, bekleme odası” haline geldiği görüşünde. HSBC analistleri, “Fed’in yıl sonuna kadar 50 baz puan daha indirim yapması halinde altın 4.200 doları test edebileceğini” düşünüyor. Citi ise, “ABD tahvil getirilerinin %1’inin bile altına yönelmesi fiyatı 5.000 dolar/ons bandına taşıyabilir” öngörüsünde bulunuyor. ANZ Bank da, “Merkez bankası alımları 2025 boyunca güçlü kalırsa 4.300 dolar makul hedef” açıklamasını yapıyor.
Küresel jeopolitik riskler, enflasyonun kalıcılığı ve doların güven kaybı altını yeniden yatırım evreninin merkezine taşıyor. Düşen faizler ve zayıf para politikası disiplini, metali sadece bir koruma aracı değil, stratejik bir varlık haline getiriyor.