Dondurma Sektörü İhracatta Parlarken, Geleneksel Lezzetler İç Piyasada Kayboluyor
Türkiye dondurma sektörü, ihracat alanındaki başarısıyla dikkat çekerken, geleneksel dondurma mirasının iç piyasada giderek kaybolması önemli bir sorun olarak öne çıkıyor. İhracatta istikrarlı bir büyüme gösteren sektörün, iç piyasadaki talepleri de dikkate alması gerekiyor. Türkiye’de kişi başına düşen dondurma tüketimi 4 litre iken, Almanya ve İtalya gibi ülkelerde bu rakam 8 litreye yaklaşıyor. Bu potansiyeli değerlendirmek için geleneksel lezzetlere sahip çıkmak kritik bir adım olabilir.
Geleneksel Dondurma Mirası Neden Önemli?
Endüstriyel dondurma üretiminde genellikle çikolata ve türevleri ön plana çıkarken, bu durum gençleri ve çocukları hedefliyor. Ancak, belirli bir yaş grubunda geleneksel dondurmaya olan ilgi azalmış durumda. Sektördeki yerel oyunculara göre, bu durumun en önemli nedeni geleneksel dondurma mirasının unutulması.
Günümüzde, %100 sütle yapılan ve meyve parçacıkları içeren dondurmalar artık sadece şehirler arası yolculuklarda sınırlı sayıda işletmede bulunabiliyor. Bu tür dondurmalar butik ürünler olarak kabul edildiği için fiyatları yüksek seyrediyor. Bu durum, geleneksel dondurma mirasının yeni nesillerin hafızasından silinmesine yol açıyor. Bu durum da Türkiye’de kişi başına düşen dondurma tüketiminin düşük kalmasına neden oluyor.
Gastronomiye düşkünlüğüyle bilinen Türk halkının, gerçek bir dondurma lezzetine büyükşehirlerde daha kolay ulaşabilmesi durumunda tüketimin artabileceği düşünülüyor.
İhracattaki Başarı ve Pazar Verileri
Ambalajlı Süt ve Süt Ürünleri Sanayicileri Derneği’nden (ASÜD) alınan bilgilere göre, dondurma Türkiye için önemli bir ihracat kalemi olmaya devam ediyor. Sektör, 30 ülkeye ihracat yaparak 2024 yılında 18 bin 427 tonluk satış karşılığında yaklaşık 70 milyon dolar gelir elde etti. Toplam süt ve süt ürünleri ihracatının %14.5’i dondurma sektörüne ait. Aynı yıl, dondurma sektörü 748 tonluk ithalat gerçekleştirdi.
Dondurma sektörünün ihracatındaki sürdürülebilir büyüme, 2025 yılının ilk yarısında da devam etti. Dondurma ve yenilebilir buzlu ürünler kategorisinde ihracat bir önceki yıla göre %17 artarak yaklaşık 38 milyon dolarlık gelir sağlandı. En çok ihracat yapılan ülke ABD (%16) olurken, Irak, KKTC, Fas, BAE, Kazakistan ve Kosova diğer önemli pazarlar arasında yer alıyor. Global dondurma ihracatında Almanya, Belçika ve Fransa öne çıkarken, Türkiye dünya liginde 17. sırada bulunuyor.
Maraş Dondurması’nın Önemi
Son yıllarda modern üretim tesislerinin artmasıyla birlikte, dondurma sektöründe kalite, çeşitlilik ve ihracat olanakları hızla gelişti. Özellikle Ortadoğu, Avrupa ve Asya ülkelerine yapılan dondurma ihracatı, her yıl artış gösteriyor. Bu durum, sektörün yanı sıra ülke ekonomisine de katkı sağlıyor.
Küresel dondurma pazarının büyüklüğü şu anda 80 milyar doları aşmış durumda. Amerika ve Avustralya gibi ülkelerde kişi başı tüketim 18-20 litre civarında iken, Almanya ve İtalya gibi ülkelerde 6 ila 8 litre arasında seyrediyor. Türkiye’de ise bu rakam sadece 4 litre. Sağlıklı yaşam trendleri ve değişen tüketici tercihleri, dondurma pazarının küresel ölçekte büyümesini destekliyor.
Türkiye, markalaşma ve coğrafi işaretli Maraş Dondurması ile küresel pazarda büyüme potansiyeline sahip. Ancak sadece ihracatla yetinmek yerine, iç pazardaki geleneksel dondurma mirasının da korunması ve yaşatılması gerekiyor. Sağlıklı ve lezzetli geleneksel dondurmalara olan talebin dünyanın her yerinde kabul göreceği ve bu mirasın hafızalarda kalıcı olması gerektiğine inanan güçlü bir tüketici grubu bulunuyor.
Dondurmanın Tarihsel Yolculuğu
Dondurmanın tarihi oldukça eskiye dayanıyor. Yaz aylarının vazgeçilmezi olan dondurmanın varlığı, her yıl temmuz ayının üçüncü haftasında, pazar günü “Dünya Dondurma Günü” olarak kutlanıyor. İlk olarak 1984’te ABD’de ilan edilen dondurma günü, zamanla dünya geneline yayılarak gelenek haline geldi. Çinlilerin M.Ö. 200’lü yıllarda pirinci süt ile karıştırıp, karda dondurmalarının ilk dondurma olduğu söylenir. Çinlilerin bu icadı Marco Polo sayesinde Avrupa’ya taşınıyor.
13’üncü yüzyılda Çin gezisinden dönen Marco Polo, dondurma tariflerini İtalya’ya getirdi. Başlangıçta aristokratların sofralarında lüks bir yiyecek olarak tüketilen dondurma, Sicilyalı göçmen Francisco Procopio Cuto’nun Fransa’nın ilk kafesini açıp dondurmayı buraya dahil etmesiyle halkın da tanışmasını sağladı. Dondurma, Cuto sayesinde pastane ve restoranların menüsüne girdi. Avrupa’dan sonra ABD’yi de ziyaret eden bu lezzetin yaygınlaşması, 1851’de Jacob Fussell tarafından ilk dondurma fabrikası kurulmasıyla seri üretimle hız kazandı.
Sonuç olarak, Türkiye dondurma sektörünün ihracattaki başarısını sürdürülebilir kılmak ve iç piyasadaki potansiyeli artırmak için geleneksel dondurma mirasına sahip çıkılması büyük önem taşıyor. Hem ihracat hem de iç pazarda büyümeyi hedefleyen sektörün, bu dengeyi sağlaması gerekiyor.