Bakan Bolat’tan Hedef: Türkiye-ABD Ticaret Hacmi 2028’de 50 Milyar Doları Aşabilir
ACE BPSC 2026 Konferansı’nda İstanbul’da bir otelde bir araya gelen yaklaşık 2 bin ABD’li yatırımcı ve şirket, Türkiye’nin dış ticaret ve yatırım politikalarına dair kritik açıklamalara tanıklık etti. Ticaret ve Dış Ticaret Bakanı Mehmet Bolat, ABD‑Türkiye ekonomik bağlarının son yıllarda nasıl bir ivme kazandığını ve geleceğe dair öngörülerini ayrıntılı bir şekilde paylaştı.
Türkiye‑ABD Ticaretinin Mevcut Durumu
Bolat, bugüne kadar ABD’den Türkiye’ye yönelen akım yatırımlarının toplamının 60 milyar dolar seviyesine ulaştığını, bu rakamın içinde 16,5 milyar dolarlık yeni yatırım bulunduğunu vurguladı. Geçen yıl iki ülke arasındaki toplam ticaret hacmi 38,6 milyar dolar iken, ABD’nin Türkiye’ye sağladığı dış ticaret fazlası 6 milyar dolar oldu.
“Özellikle uçak alımları ve artan LNG ithalatımız nedeniyle dış ticaretimiz yüzde 12‑13 arasında bir artış gösterdi” diyen Bolat, aynı yılın ilk dokuz ayında ticaret hacmindeki büyümenin %17 olduğunu ve ABD’nin Türkiye’ye ihracatının 2,5 milyar dolar arttığını, Türkiye’nin de ABD’ye ihracatının 1,8 milyar dolar ekstra yükseldiğini kaydetti.
Yatırım Akışı ve Şirket Katılımı
Türkiye’den ABD’ye yapılan doğrudan yatırımların toplamı 14,5 milyar dolar seviyesine ulaşmış durumda. Bu çerçevede Türk iş dünyası, ABD’nin birçok bölgesinde ticaret, lojistik ve yatırım alanlarında aktif rol üstleniyor. Bakan, son 23 yılda ülkenin çektiği toplam yabancı yatırımın 294 milyar dolar olduğunu ve yabancı şirket sayısının 2002’deki 5 bin adetten bu yıl 90 bin adede çıktığını belirtti.
Sektörel Bağlam ve Piyasa Etkileri
Türkiye’nin dış ticaret yapısı, hem mal hem de hizmet yönünden güçlü bir büyüme sergiliyor. Yıllık mal ithalatı yaklaşık 379 milyar dolar, hizmet ithalatı ise 62‑63 milyar dolar seviyesinde. Bu rakamlar, ABD‑Türkiye ilişkilerinin sadece ticaret değil, aynı zamanda hizmet akışında da dengeyi koruduğunu gösteriyor.
AB’nin Türkiye’nin bir numaralı dış ticaret ortağı olduğunu hatırlatan Bolat, AB’nin ihracattaki payının %43, ithalattaki payının ise %32 olduğunu ifade etti. Ayrıca, Türkiye’ye gelen doğrudan yatırımın %63’ünün Avrupa kaynaklı olduğunu belirterek, “Bu durum, arz‑tedarik zincirlerinin çeşitlenmesine ve istikrarlı bir büyüme ortamına katkı sağladı” şeklinde yorumladı.
Gelecek Projeksiyonları ve Hedefler
Bolat, ABD Başkanı Donald Trump ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından ortaya konulan yıllık 100 milyar dolar ticaret hedefine hâlâ bağlı olduklarını vurguladı. “Toplam ticaret hacmimizi en geç 2028 yılında 50 milyar dolar seviyesine çıkarabileceğiz” diyerek, önümüzdeki beş yılda ticaret hacmindeki artışın sürdürülebilir bir büyüme stratejisine dayandığını belirtti.
2025 yılına kadar ticaret hacmini 43 milyar dolar seviyesine taşıma hedefi, 2015 yılında yaklaşık 21 milyar dolar olan seviyeden iki katın üzerine çıkmayı amaçlıyor. Bu artış, iki ülke arasındaki ekonomik bağların sadece nicel değil, nitel bir güçlenme gösterdiğini kanıtlıyor.
Turizm ve Lojistik Bağlantıları
Turizm alanında da iki yönlü akış güçlü bir ivme kazanmış durumda. Yılda 1,6 milyon Amerikalı turist Türkiye’ye gelmekte, Türkiye’den ise yaklaşık 260 bin vatandaş ABD’ye seyahat ediyor. Türk Hava Yolları (THY), ABD’de 14 şehre uçuş gerçekleştiriyor ve günlük 23 uçuşla iki kıta arasındaki bağlantıyı pekiştiriyor.
Bolat, limanların, kara yolu ağının ve havacılık altyapısının dünya sıralamasında üst sıralarda yer aldığını hatırlatarak, “Deniz yolunda dünya ilk 10’unda, kara yolu ilk 11’inde, havacılıkta dördüncü sıradayız; turizmde de dördüncü konumda bulunuyoruz” dedi.
Ekonomik Etkilerin Değerlendirilmesi
Toplam mal ve hizmet ihracatı 410 milyar dolar seviyesinde; milli gelir ise 1,7 trilyon dolar olarak açıklandı. Bu bağlamda ihracatın milli gelire oranı %27 civarında. İthalat ve ihracatı bir araya getirince ise 865 milyar dolar tutarında bir dış ticaret hacmi oluşuyor. Bu denge, Türkiye’nin “iki taraflı çalışan bir ticaret” modeliyle küresel pazarlarda rekabet avantajı elde ettiğini gösteriyor.
Son olarak, Bolat, “ABD‑AB‑Çin gibi büyük ekonomiler arasındaki ticaret gerilimleri, küresel ticaret ortamını zorlayıcı bir hâle getiriyor. Ancak Türkiye, dengeli ticaret ve karşılıklı fayda prensibiyle bu belirsizlikleri fırsata çevirebilecek bir konumda” diyerek, gelecekteki risk ve fırsatların bilinçli bir stratejiyle yönetileceğini vurguladı.