Enflasyon ve Vergi Yükü: Asgari Ücretlinin 9 Aylık Kaybı 64 Bin TL!
Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu Araştırma Merkezi (DİSK-AR) Ekim 2025 raporu, Türkiye’deki sigortalı işçilerin maaşlarının enflasyon ve artan vergi yükü altında ezildiğini gözler önüne seriyor. “Ücret Kayıpları İzleme Raporu”, 2025 yılının ilk dokuz ayında 17 milyon sigortalı işçinin toplam gelir kaybının 1 trilyon 328 milyar TL’yi aştığını ve maaşların ortalama yüzde 41’inin bu kayıptan etkilendiğini ortaya koyuyor.
Enflasyon ve Vergi Kıskacında Ücretler
Raporda vurgulanan en önemli noktalardan biri, yılın başından itibaren artan vergi yükü ve kontrolsüz enflasyonun, işçilerin harcanabilir reel gelirlerini ciddi oranda düşürmesi. DİSK-AR’ın detaylı hesaplamalarına göre, Ocak-Eylül 2025 döneminde işçilerin enflasyon kaynaklı kaybı 789 milyar TL olarak gerçekleşirken, gelir ve damga vergisi kaynaklı kayıp ise 539 milyar TL oldu. Bu iki faktör bir araya geldiğinde toplam kayıp 1 trilyon 328 milyar TL gibi devasa bir rakama ulaşıyor.
Bu durum, işçilerin satın alma gücünü önemli ölçüde azaltıyor ve temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanmalarına neden oluyor. Artan fiyatlar ve azalan reel gelirler, çalışanların yaşam standartlarını düşürüyor ve ekonomik güvensizliği artırıyor.
Aylık Kayıplar Alarm Veriyor
Raporda yer alan verilere göre, yalnızca Eylül ayında işçi başına ortalama kayıp 12.767 TL olarak hesaplandı. Bu rakam, ortalama ücretin yaklaşık yüzde 41’inin enflasyon, vergi ve prim kesintileri nedeniyle eridiğini gösteriyor. Bu durum, çalışanların her ay maaşlarının önemli bir bölümünü kaybetmesi anlamına geliyor.
Asgari Ücretin Reel Değeri Eridi
2025 yılı başında net 22.105 TL olarak belirlenen asgari ücretin reel karşılığı, Eylül ayı itibarıyla 16.483 TL’ye geriledi. Bu, asgari ücretin satın alma gücünün önemli ölçüde azaldığı anlamına geliyor. Aynı dönemde asgari ücretlinin toplam kaybı 64.652 TL’yi buldu. Bu durum, asgari ücretle geçinen milyonlarca çalışanın maaşının yaklaşık dörtte birini kaybetmesi anlamına geliyor.
DİSK-AR raporunda, “Asgari ücrete yıl içinde ara zam yapılmaması kayıpları artırdı” vurgusu dikkat çekiyor. Yüksek enflasyon ortamında asgari ücrete yapılan tek bir zammın yetersiz kaldığı ve çalışanların alım gücünü koruyamadığı belirtiliyor. En düşük gelir grubunun alım gücündeki düşüşün toplumun tamamı üzerinde zincirleme etkiler yarattığına da dikkat çekiliyor.
Ücret Seviyesi Yükseldikçe Kayıp Artıyor
Rapor, yalnızca asgari ücretlilerin değil, tüm ücret seviyelerindeki çalışanların gelir kaybı yaşadığını ortaya koyuyor. Eylül 2025 verilerine göre, brüt 39.008 TL kazanan bir işçinin net maaşı 23.003 TL’ye düştü ve toplam kaybı 16.005 TL oldu. Benzer şekilde, brüt 52.011 TL kazanan bir işçi ise 27.215 TL harcanabilir gelirle yetinmek zorunda kaldı; kaybı 24.796 TL olarak gerçekleşti. Daha yüksek gelir grubunda yer alan, brüt 78.017 TL maaş alan bir çalışanın reel net geliri 38.916 TL’ye geriledi ve kaybı aynı tutarda oldu. Bu düzeydeki çalışanlar, yılın ilk dokuz ayında gelirlerinin ortalama yüzde 40’ını vergi ve enflasyona karşı kaybetti.
Ekonomik Etkiler ve Gelecek Beklentileri
DİSK-AR raporunun sonuçları, Türkiye ekonomisi ve işçi sınıfı için önemli sonuçlar doğuruyor. Enflasyon ve vergi yükü altında ezilen çalışanların alım gücünün azalması, iç talebi olumsuz etkiliyor ve ekonomik büyümeyi yavaşlatıyor. Asgari ücrete yıl içinde ara zam yapılmaması, en düşük gelir grubunun alım gücündeki düşüşü daha da derinleştiriyor ve sosyal adaletsizliği artırıyor.
Gelecek dönemde enflasyonla mücadele ve vergi politikasında yapılacak düzenlemeler, işçilerin reel gelirlerini korumak ve ekonomik istikrarı sağlamak açısından kritik önem taşıyor. İşçi sendikaları ve sivil toplum kuruluşları, adil bir vergi sistemi ve enflasyona endeksli ücret artışları için çağrıda bulunuyor.
Raporda belirtildiği gibi, ücret kayıplarının artması durumunda, tüketim harcamalarında azalma, tasarruf oranlarında düşüş ve sosyal huzursuzluk gibi sorunlar ortaya çıkabilir. Bu nedenle, hükümetin ve ilgili kurumların, işçilerin haklarını koruyacak ve refahını artıracak politikalar geliştirmesi büyük önem taşıyor.