Fransa’da Siyasi Kriz Ekonomiyi Sarsıyor: Hisse ve Tahvillerde Sert Düşüş
Fransa’da yaşanan siyasi belirsizlik, ekonomiyi tehdit eder hale geldi. Başbakan François Bayrou’nun güven oylaması öncesinde hükümetin düşme riski, yatırımcıları tedirgin ederken, hisse senetleri ve tahvillerde sert satışlar yaşandı. Özellikle bankacılık hisselerindeki düşüşler dikkat çekerken, 10 yıllık devlet tahvili faizi Mart 2025’ten bu yana en yüksek seviyeye ulaştı. Hükümetin maliye politikaları ve bütçe açığı konusundaki tartışmalar, ekonomik istikrarın geleceği hakkında soru işaretleri yaratıyor.
Siyasi Belirsizlik Piyasaları Vurdu
Azınlık hükümetinin dağılma ihtimali, siyasi riskleri yatırımcıların yeniden odak noktasına taşıdı. Bu durum, Fransız hisse senetleri ve tahvillerinde önemli satış dalgalarına neden oldu. Barnier hükümetinin 2025 bütçesi konusunda muhalefetle uzlaşamaması üzerine 4 Aralık 2024’te düşmesinin ardından göreve gelen François Bayrou hükümeti, 8 Eylül’de yapılacak güven oylamasına hazırlanıyor. Ancak, muhalefet kanadıyla müzakerelerde ilerleme sağlanamaması halinde Fransa’nın yeniden hükümetsiz kalabileceği ihtimali, piyasalarda endişe yaratıyor.
Uzmanlar, bu sürecin Haziran 2024’teki Ulusal Meclis feshiyle başlayan siyasi istikrarsızlığın yeni bir dönüm noktası olabileceğini ve finansal piyasaları sarsacak yeni bir türbülans yaratabileceği konusunda uyarıyor.
Hisse Senetleri ve Tahvillerde Sert Düşüşler
Başbakan Bayrou’nun sürpriz güven oylaması açıklaması sonrasında Fransa’nın CAC40 endeksi Pazartesi günü yüzde 1,6’lık düşüşün ardından dün de yüzde 1,5 geriledi. Bankacılık sektörünün önde gelen isimlerinden BNP Paribas ve Societe Generale hisseleri yüzde 6’dan fazla değer kaybetti. Aynı dönemde, 10 yıllık Fransız devlet tahvili getirileri yüzde 3,53’e yükselerek Mart 2025’ten bu yana en yüksek seviyeye ulaştı. Şu sıralarda söz konusu tahvil faizi yüzde 3,50 civarında seyrediyor.
Aşırı sağcı lider Marine Le Pen, meclisin yeniden feshedilmesi gerektiğini savunurken, sol kanat ise Bayrou hükümetinin yerine geçmeye hazır olduklarını açıkladı. Bu açıklamalar, siyasi arenadaki gerginliği daha da artırarak piyasalardaki belirsizliği körüklüyor.
Fransa Ekonomisinin Kırılgan Durumu
Euro bölgesinin ikinci büyük ekonomisi olan Fransa, kamu borcunun GSYH’ye oranında yüzde 113 ile Avrupa Birliği’nde (AB) 3’üncü sırada yer alıyor. Ülke aynı zamanda yüzde 5,8 ile en yüksek bütçe açığı veren ülkelerden biri konumunda. Bu durum, ülkenin mali durumunun ne kadar hassas olduğunu gözler önüne seriyor.
Hükümet ile muhalefet partileri arasındaki krizin merkezinde ise “2026 bütçesi” yer alıyor. 15 Temmuz’da sunulan mali plan, kamu açığını 2025’teki öngörülen yüzde 5,4’ten 2026’da yüzde 4,6’ya, 2029’da ise yüzde 2,8’e düşürmeyi hedefliyor. Bütçe planında, 2026 yılı için 43,8 milyar avro tasarruf öngörülürken, bunun yüzde 80’i harcama kesintilerinden, kamu sektöründe işe alımlardaki kesintilerden, emeklilik ve vergi dilimi endekslemesinin dondurulmasından ve iki resmi tatilin kaldırılmasından sağlanması hedefleniyor.
Hükümetin muhtemel düşüşünün Fransız ekonomisini olumsuz etkilemesi bekleniyor. Bu yıl Fransa ekonomisinin sadece yüzde 0,8 büyümesi beklenirken, yaşanan siyasi gelişmeler ülkedeki ekonomik belirsizliği daha da artırıyor.
Uzmanlar Ne Diyor?
Berenberg Ekonomisti Salomon Fiedler, Fransa Başbakanı François Bayrou’nun 8 Eylül’de yapmayı planladığı güven oylamasını kaybetme riskinin yüksek olduğunu belirtiyor. Bayrou hükümetinin parlamentoda çoğunluğa sahip olmadığı için siyasi olarak sağ veya sol partilerden örtük bir desteğe ihtiyacı olduğunu ifade eden Fiedler, sosyalistler de dahil olmak üzere her iki siyasi kanattan milletvekillerinin ona karşı çıktığını vurguluyor.
Fiedler, Fransa’da asıl meselenin maliye politikası olduğunu ve ülkenin bütçe açığını acilen kontrol altına alması gerektiğini savunuyor. Ona göre, Bayrou’nun bunu yapmak için bir planı var; ancak, Fransa’nın kamu maliyesini sürdürülebilir hale getirmek için ne Bayrou’nun planı ne de diğer fikirler, kabaca eşit büyüklükte üç gruba bölünmüş parlamentonun çoğunluğu tarafından kabul edilebilir görünmüyor.
Bayrou güven oylamasını kaybederse, siyasi topun Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un sahasına düşeceğini belirten Fiedler, Macron’un tekrar erken parlamento seçimleri yapabileceğini veya yeni bir başbakan atayabileceğini ifade ediyor.
Fiedler, Fransa’nın mali durumunun esas olarak hükümetin aşırı harcamaları nedeniyle sürdürülebilir olmadığını vurguluyor. Bayrou’nun durumun ciddiyetinin farkında olduğunu ve bütçe açığını kontrol altına almayı bir numaralı önceliği haline getirdiğini de sözlerine ekliyor.
İş Dünyasından Hükümete Çağrı
Fransız İş Adamı ve Sanayicileri Derneği (MEDEF), partilerin 8 Eylül’de Ulusal Mecliste yapılacak güven oylamasında hükümeti düşürme sinyali vermesinin ardından, siyasilerden duyarlı davranmalarını ve iş dünyasını yeni bir belirsizliğe sürüklememelerini istedi.
MEDEF Başkanı Patrick Martin, France Info kanalında katıldığı programda, Fransa Başbakanı François Bayrou’nun 8 Eylül’de hükümeti güven oylamasına götürme kararını ve muhalefetin alacağı pozisyonunu değerlendirdi. Martin, siyasi parti liderlerinin 8 Eylül’deki oylamada hükümeti düşürmekten yana olacağını bildirmesinin ardından ülkede yeni bir hükümet krizinin şirketleri ve piyasaları olumsuz etkilemesinden endişe duyduğunu dile getirdi. Fransız siyasilerden, şirketlerin geleceğini etkileyecek bir belirsizliğe karşı duyarlı davranmalarını isteyen Martin, “Kaosa kaos eklemeyin” ifadesini kullandı.