İTO Başkanı: Enflasyon Katılığının Kırılması ve TL’nin Değer Kaybı Etkisi
İstanbul Ticaret Odası (İTO) Başkanı Şekib Avdagiç, Türkiye ekonomisinin kritik bir dönemden geçtiğini belirterek, enflasyondaki katılığın kırılmasının önemli bir süreç olduğunu vurguladı. Avdagiç, TCMB yönetiminin “TL’deki değer kaybının, enflasyon üzerindeki etkisinin zayıfladığına” yönelik tespitini ise oldukça önemli bulduklarını ifade etti. Bu durumun, kur geçişkenliğinin azalması anlamına geldiğini ve döviz kuru ile enflasyon arasındaki bozulan dengenin yeniden sağlanmasına yönelik bir sinyal olabileceği beklentisini dile getirdi.
Ekonomideki Gelişmeler ve Fırsatlar
İTO’nun kasım ayı Meclis toplantısında iş dünyasının ve ekonominin gündemine dair değerlendirmelerde bulunan Avdagiç, küresel arenada yaşanan değişimlerin Türkiye için fırsatlar barındırdığını vurguladı. Sağlık, ekonomi ve jeopolitik alanlarda tarihin ender gördüğü çapta bir değişim yaşanırken, küresel üretim, ticaret ve güç merkezlerinin yeniden konumlanmasının Türkiye için lojistik, üretim ve enerji geçiş yollarında stratejik fırsatlar sunabileceğini belirtti.
Türkiye’nin, yeniden çizilen ticaret rotaları ve tedarik zincirlerinde aktif rol alarak küresel ticaret dengelerini kendi lehine çevirmek için büyük çaba gösterdiğini ifade eden Avdagiç, ülkenin küresel değer zincirinde daha üst basamaklara çıkma kapasitesinin yüksek olduğunu söyledi. 2026 yılına hazırlanırken çok kutuplu ticaret düzeninin Türkiye için önemli avantajlar sunabileceğini kaydetti.
Dezenflasyon Süreci ve Hizmet Enflasyonu
Dezenflasyon programına da değinen İTO Başkanı, eylül ve ekim aylarında gözlenen yavaşlamanın önemli ölçüde kuraklık ve zirai don kaynaklı gıda arzındaki sıkıntılardan kaynaklandığını dile getirdi. Hizmet fiyatlarındaki artışın yavaşlamış olmasının da önemli bir gelişme olduğunu belirten Avdagiç, ekim ayında hizmet fiyatlarındaki artışın, mal fiyatlarındaki artışın altında kaldığını ancak hizmet enflasyonunun yıllık bazda hâlâ yüksek seviyelerde olduğunu vurguladı.
Enflasyonla Mücadelede Üçlü Sac Ayağı
Avdagiç, enflasyonun yüzde 75’lerden yüzde 30’lara indirilmesinin kolay bir başarı olmadığını, önlerinde çok daha önemli bir sürecin bulunduğunu ifade etti. 2026’da hedeflenen yüzde 16’lık enflasyon oranına ulaşılmasının, TCMB’nin kararlı duruşu, maliye politikasının etkin desteği ve özel sektörün olumlu fiyatlama davranışlarından oluşan üçlü sac ayağının başarısıyla mümkün olacağını söyledi.
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in, 2026 yılı için vergi ve harçlardaki güncellemenin enflasyon hedeflerini dikkate alarak yeniden değerleme oranından daha makul bir oranda yapılması hususunun gündemde olduğunu açıklamasını da önemli bir adım olarak değerlendiren Avdagiç, bu öneriyi İTO Meclisi kürsüsünden sıklıkla dile getirdiklerini ve talebin yankı bulmasını memnuniyetle karşıladıklarını belirtti. Bu adımın, kamunun olumlu fiyatlama davranışı niteliğinde olduğunu ve özel sektör için de örnek teşkil edeceğini söyledi.
Büyüme Beklentileri ve İhracat Performansı
Türkiye ekonomisinin sıkı para politikası ve enflasyonla mücadele önlemleriyle ılımlı bir büyüme patikasında ilerlediğini belirten Avdagiç, öncü göstergelerin yılın ilk yarısındaki güçlü performansın üçüncü çeyrekte de sürdüğüne işaret ettiğini kaydetti. Negatif etkiler olarak çıkan küresel yavaşlama, deprem harcamaları ve yüksek enflasyon baskılarına rağmen, yıllık büyümenin yüzde 3,1-3,5 arasında gerçekleşmesi beklendiğini ifade etti.
Olumsuz dış talep koşullarına rağmen ihracat artışının sürdüğünü belirten Avdagiç, işletmelerin dayanıklı bir yapıya sahip olmasının, değişen pazar koşullarına adaptasyonda başarılı olmalarının ve özel sektörün özverili gayret göstermesinin bu başarıda önemli rol oynadığını söyledi. Hükümetin bu süreçte ihracata sağladığı desteklerin de önemli katkısı olduğunu belirtti. Cari açığın son aylarda yukarı yönlü bir ivme göstermesine rağmen, GSYH’ya oranı itibariyle ödemeler dengesindeki kırılganlığın önemli ölçüde risk alanı dışına çıktığını vurguladı.
Şirketlere Proaktif Strateji Önerileri
2025’te artan jeopolitik gerilimler, enflasyon dalgalanmaları ve politika belirsizlikleriyle küresel ekonominin yeni bir döneme girdiğini ifade eden Avdagiç, şirketlerin proaktif stratejilere yönelmek zorunda olduklarını, riskleri minimize ederken sürdürülebilirliğe odaklandıklarını kaydetti. Bu yeni dönemde öne çıkan 5 başlığı ise şöyle sıraladı:
- Risk Değerlendirme ve İzleme: Politik ve jeopolitik alanlarda risk analizlerine dayalı erken uyarı sistemleri kurulması, tedarik zincirlerinin yeniden haritalanması ve senaryo planlaması yapılması.
- Çeşitlendirme ve Yerelleştirme: Tek bir ülkeye veya tedarikçiye bağımlılığı azaltmak, tedarik zincirlerini kısaltmak (nearshoring) ve tedariki güvenilir noktalara kaydırmak (friendshoring).
- Direnç ve Koruma Önlemleri: Veri, BT altyapısı ve operasyonları tek coğrafyada yoğunlaştırmak yerine sanal yedekler oluşturmak.
- Hızlı Yanıt ve Senaryo Planlaması: En iyi, kötü ve olası senaryoların modellenmesi ve güncellenmesi.
- Liderlik, Yönetişim ve Yatırım Odaklı Yaklaşım: Belirsizlikleri analiz etme, etkili, esnek ve tutarlı stratejiler oluşturma yeteneği.
KOBİ’lere Dezenflasyon Sürecinde Öneriler
Avdagiç, KOBİ’ler için bu sürecin aynı zamanda kurumsallaşma, verimlilik ve rekabet gücü artışı için bir fırsat penceresi olduğuna dikkat çekti. Dezenflasyon sürecinde KOBİ’lere nakit akışlarını etkin ve disiplinli bir şekilde yönetmeleri, finansal dayanıklılıklarını artıracak tedbirler almaları ve maliyet kontrolünü sistematik hale getirmeleri önerisinde bulundu. Ayrıca, iş dünyasının bir koordinasyon içerisinde hareket etmesinin, çağın dili dijitalleşme ve verimlilik artışını destekleyen modellere yatırım yapılmasının önemini vurguladı. Kur-enflasyon makası sebebiyle fiyatlarda rekabetçiliğin azalmasına karşı farklı rekabetçilik unsurlarını öne çıkartmaya gayret edilmesi gerektiğini söyledi.
Sonuç olarak, İTO Başkanı Şekib Avdagiç, Türkiye ekonomisinin karşı karşıya olduğu zorluklara rağmen, küresel arenadaki değişimlerin ve iç dinamiklerin sağladığı fırsatların değerlendirilerek, enflasyonla mücadelede kararlı adımlar atılması ve şirketlerin proaktif stratejilerle hareket etmesi durumunda yeni başarı hikayeleri yazılabileceğini ifade etti.