Küresel Piyasalar Siyasi Risklerle Dalgalanıyor: Japonya, Fransa, ABD ve Etkileri
Küresel piyasalar yeni haftaya bir dizi siyasi gelişmeyle başladı ve bu durum yatırımcıların dikkatini çekti. Japonya’dan Fransa’ya, ABD’den OPEC+ kararlarına kadar birçok faktör, piyasaların yönünü etkilemeye devam ediyor. ING Yatırım Araştırma ve Strateji Müdürü Pınar Uslu’nun değerlendirmeleri ışığında, bu gelişmelerin detaylarına ve olası etkilerine yakından bakalım.
Japonya’da Liderlik Seçimi ve Merkez Bankası Beklentileri
Japonya’da iktidar partisi LDP’nin liderliğine Takaichi’nin seçilmesi, piyasalarda önemli yankı uyandırdı. Takaichi’nin başbakan olması beklentisi, mali teşvik beklentilerini artırırken, Japonya Merkez Bankası’nın (BOJ) faiz oranını Ekim toplantısında yükseltebileceğine dair beklentileri azalttı. Swap piyasaları, seçim öncesinde Ekim’de faiz indirimi yapılacağına yaklaşık %60 olasılık tanırken, seçim sonrasında bu olasılık %25’in altına geriledi. Bu durum, JPY’nin değer kaybetmesine ve Nikkei endeksinin yükselmesine neden oldu. Tahvil getiri eğrisi de bu gelişmelerle birlikte dikleşti.
Fransa’da Siyasi İstikrarsızlık ve Euro Üzerindeki Baskı
Fransa’da son iki yıl içindeki beşinci başbakan olan Lecornu’nun kabineyi açıkladıktan kısa süre sonra istifa etmesi, yatırımcıların dikkatini ülkedeki siyasi ve mali gelişmelere çevirdi. Cumhurbaşkanı Macron, Lecornu’ya siyasi istikrarı yeniden sağlamak için bir müzakere süreci başlattı. Eğer Lecornu başarısız olursa, yeni bir başbakan atanması veya erken seçim kararı alınması gündeme gelebilir. Fransa’daki bu siyasi belirsizlik, EUR üzerinde geçici bir değer kaybına yol açtı. Bu gelişmelerin yakından takip edilmesi gerekiyor çünkü farkın 90 baz puanın üzerine çıkması halinde EUR üzerindeki baskının artabileceği belirtiliyor.
ABD’de Hükümetin Kapanma Riski ve Tahvil Faizleri
Japonya ve Fransa’daki siyasi risklerin yanı sıra ABD’de federal hükümetin kapalı kalma süresinin uzama riski, küresel tahvil faizlerinde yükselişe neden oldu. 3 Ekim’de 81 baz puanda olan Fransa’nın ve Almanya’nın 10 yıllık tahvil faizleri arasındaki fark 7 Ekim’de 86.5 baz puana yükseldi. Bu durum, yatırımcıların riskten kaçış eğilimini artırabilir ve güvenli liman olarak görülen varlıklara yönelmesine neden olabilir.
OPEC+ Kararı ve Petrol Fiyatları
Pazar günkü toplantısında OPEC+ üyeleri, beklendiği üzere Kasım’da petrol üretimini günlük 137 bin varil artırma kararı aldı. Bu karar, petrol fiyatları üzerinde bir miktar baskı yaratabilir ancak arz ve talep dengesi, fiyatların seyrini belirlemede önemli rol oynamaya devam edecek. Ayrıca, İsrail ve Hamas heyetlerinin 6 Ekim’de müzakerelere başlaması, bölgedeki jeopolitik riskleri azaltma potansiyeli taşıyor.
ABD’de Teknoloji Sektörü ve Rekor Seviyeler
ABD’de S&P 500 ve Nasdaq endeksleri, AMD ve OpenAI arasındaki milyarlarca dolarlık anlaşma haberinin de etkisiyle 6 Ekim’de yeni rekor seviyelerinden kapandı. Anlaşma OpenAI’a, AMD’nin %10’una kadar hissesini satın alma hakkı veriyor. Bu tür teknoloji odaklı gelişmeler, piyasalarda genel bir iyimserlik havası yaratırken, yatırımcıların risk iştahını artırabiliyor.
Altın Fiyatlarındaki Yükseliş
Fed’den faiz indirimlerinin geleceği beklentisine ek olarak ABD’de federal hükümetin kapanması, Fransa’daki ve Japonya’daki ekonomik / siyasi belirsizlikler nedeniyle altının ons fiyatı 7 Ekim sabahı US$ 3,977 ile yeni zirvesini gördü. Bu durum, altının güvenli liman özelliğini bir kez daha ön plana çıkarıyor.
ABD’de Veri Akışı ve Hazine İhaleleri
Geçen hafta ABD’de federal hükümetin kapanmasının ardından başta istihdam verileri olmak üzere bir dizi veri yayımlanamadı. Hükümetin ne kadar süre kapalı kalacağı belirsizliğini korurken, piyasalar özel sektörün açıklayacağı verilere odaklanacak. Bu hafta ABD Hazinesi, üç yıllık, on yıllık ve otuz yıllık tahvil ihaleleriyle toplamda 119 milyar dolarlık borçlanma yapmayı planlıyor. İhalelere gelecek talep, piyasaların genel durumu hakkında önemli ipuçları verebilir. Ayrıca, FOMC’nin son toplantısına ilişkin tutanaklar da yakından takip edilecek.
Türkiye’de Enflasyon ve TCMB Beklentileri
Yurt içinde ise Eylül’de TÜFE artışının aylık bazda %3.23 ile %2.6 olan ortalama beklentinin üzerinde gelmesi, piyasada yıl sonu TÜFE beklentisinin yukarı yönde revize edilmesine ve TCMB’nin yılın kalan iki toplantısında yapacağı düşünülen faiz indirim miktarının azaltılmasına neden oldu. 7 Ekim’de TCMB Başkanı Karahan’ın, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda gerçekleştireceği sunumda, enflasyona ve para politikasına yönelik değerlendirmeleri takip edilecek.
Sonuç olarak, küresel piyasalar siyasi ve ekonomik belirsizliklerle dolu bir dönemden geçerken, yatırımcıların dikkatli olması ve risklerini iyi yönetmesi gerekiyor. Gelişmeleri yakından takip etmek ve farklı senaryolara hazırlıklı olmak, başarılı yatırım kararları almak için kritik öneme sahip.