Merkez Bankası Faiz İndirimi Tartışması: “Tel Maşa” Önlemlerden Kalıcı Çözümlere Geçiş

Merkez Bankası Faiz İndirimi Tartışması: “Tel Maşa” Önlemlerden Kalıcı Çözümlere Geçiş

Ekonomi gazetecileri Hakan Güldağ ve Ali Ağaoğlu, Şans Sohbetleri’nde Merkez Bankası’nın (TCMB) son 100 baz puanlık faiz indirimini ve piyasalar üzerindeki etkilerini masaya yatırdı. Güldağ, Merkez Bankası’nın enflasyonla ilgili endişelerini dile getiren açıklamalarına rağmen faiz indirimine gitmesini sorgularken, Ağaoğlu, indirim yapılmamasının piyasalarda daha büyük bir güvensizlik yaratabileceği görüşünü savundu.

Merkez Bankası’nın Faiz İndirimi: Beklentiler ve Eleştiriler

Hakan Güldağ, Merkez Bankası’nın basın duyurusundaki ifadelerin çelişkili olduğunu belirterek, “sıkılığı koruyacağım” ifadesine rağmen “enflasyonun ana eğilimi eylülde yükseldi” ve “dezenflasyon süreci yavaşladı” gibi ifadelerin neden faiz indirimi yapıldığı sorusunu akla getirdiğini vurguladı. Ağaoğlu ise, faiz indiriminin yapılmaması durumunda piyasaların “işler tahminimizden daha kötü gidiyor” şeklinde yorumlayabileceğini ve dezenflasyon programının başarısız olduğu izleniminin doğabileceğini ifade etti.

Güldağ, eylül enflasyonu ile birlikte piyasa beklentilerinin arttığını ve yıl sonu enflasyon beklentisinin yüzde 32’ye yükseldiğini belirtti. Ağaoğlu, kendi “ıspanak-ceviz endeksi”nin ekim ayında enflasyonun yüzde 2 ve altında gerçekleşeceğini öngördüğünü ifade ederek Merkez Bankası’nın doğru bir adım attığını savundu.

Pek çok “uzman”ın 100 baz puanlık indirimi küçümsediğini belirten Güldağ, bu adımın sahada bir karşılığı olduğunu vurguladı. Denizli’den konuştuğu bir sanayicinin, kredi yükünün kalan kısmı için küçük de olsa bir azalma olacağını söylediğini aktardı. Ancak Güldağ, enflasyonla mücadelede kazanımların netleşmemesi nedeniyle finansman cephesinde belirsizliğin devam ettiğini de ekledi.

Merkez Bankası’nın Yalnızlığı ve Maliye Politikalarının Rolü

Ağaoğlu, Merkez Bankası’nın eylül ayı faiz kararı metninde Orta Vadeli Program’a yapılan vurgunun kaldırılmasının önemli bir değişiklik olduğunu belirterek, “Elimden geleni fazlasıyla yaptım. Gelmesi gereken destek gelmedi. Artık sorumluluğun tamamını ben üstleniyorum” mesajı verildiğini savundu. Güldağ da reel sektörün sürecin uzamasıyla güç kaybettiğini ve birçok sektörün durgunluktan öte bir durum yaşadığını dile getirdi.

Ağaoğlu, Maliye Bakanlığı veya kamudan Merkez Bankası’na bir destek sağlanmazsa, yüksek faiz politikasının uzun süre devam edeceğini ve Merkez Bankası’nın tek başına kalmasının kötü bir haber olduğunu vurguladı. 100 puanlık indirimin “Allahını seven defansa gelsin” çağrısı gibi olduğunu ifade etti.

Enflasyonla Mücadelede Bütüncül Yaklaşımın Önemi

Güldağ, sürecin uzamasıyla birlikte reel sektör ve hanehalkı üzerinde maliyetlerin artacağını belirterek, peynir fiyatının yüzde 60 arttığını ve ailelerin ayakta durmakta zorlandığını vurguladı. Enflasyonu düşürmek için parasal sıkı duruşun, sağlam bir mali duruş ile desteklenmesi gerektiğini ve idari, hukuki ve yapısal politikaların bütünlüklü olarak uygulanmasının zorunlu hale geldiğini ifade etti. Aksi takdirde sürecin tökezleyebileceği ve 2026’da yeniden enflasyonun yükselişinin konuşulabileceği uyarısında bulundu.

Ağaoğlu, enflasyonla mücadelede en kritik konunun beklentiler olduğunu ve reel sektör ile hane halkının ikna edilemediğini belirtti. Samimi ve derli toplu adımların atılması gerektiğini, aksi takdirde “tel maşa” önlemlerle bu işlerin çözülemeyeceğini ifade etti. “Tel maşa” önlemlerin, gerekli kriterlere uygun koruma önlemleri almak yerine, sanki yapmışsınız gibi gösterilen eften püften tedbirler olduğunu ve riski taşımaya devam ettiğiniz durumları ifade ettiğini açıkladı.

Siyasi Gelişmeler ve Piyasa Etkileri

Güldağ, CHP Kurultay davasının reddedilmesi gibi olumlu gelişmelerin piyasada hareket yarattığını belirtti. Ağaoğlu, bu kararın “normalleşiyoruz” hissi yarattığını ve insanların rahatladığını ifade etti. Ancak siyasetin seçimlere kadar piyasayı baskılamaya devam edebileceğini de ekledi.

Ağaoğlu, tasarruf sahiplerinin döviz tarafına geçtiğine dair Merkez Bankası ve BDDK verileri olduğunu ve borsada yükselişler sonrası “kar cebe yakışır” hamleler görülebileceğini belirtti. Güldağ, borsanın daha önce gördüğü 11.600 seviyelerine yaklaşma ihtimalinin olup olmadığını sordu. Ağaoğlu, bu seviyelerde “çift tepe” formasyonu oluştuğunu ancak borsanın normalleşmeye dair daha fazla olumlu sinyal alması gerektiğini ifade etti. Hukukun daha iyi işlediği bir ülkede borsanın kalıcı bir yükseliş trendine dönebileceğini vurguladı.

Rus Petrolüne Yaptırımlar ve Enerji Piyasaları

Güldağ, ABD Hazine Bakanlığı’nın Rus petrol şirketleri Rosneft ve Lukoil’e yaptırım uygulama kararının Türkiye’yi nasıl etkileyeceğini sordu. Ağaoğlu, petrol fiyatlarının 60 dolardan 65,20 dolara yükseldiğini, ardından yeniden 60 dolarlara çekildiğini belirterek piyasanın karar vermeye çalıştığını ifade etti. Türkiye’nin Rusya’dan iskontolu petrol alabildiğini ancak yeni yaptırımlar sonrasında ödeme yöntemleri ne olursa olsun durumun ciddileştiğini ve kasım ayı sonuna kadar ilişkilerin kesilmesinin istenebileceğini ekledi.

Ağaoğlu, Rusya’dan petrol alamayanların diğer tedarikçilere yöneleceğini ve onların da daha iyi fiyat isteyeceğini belirtti. Ancak Rusya’nın bir yol bulacağını ve kalıcı adresinin Çin olacağını öngördü. Petrolde geçici sıkıntılar yaşanabileceğini ancak önümüzdeki yıl petrol fiyatlarının bugünkünden daha düşük seviyelerde görüleceğine inandığını ifade etti.

Altın ve Gümüş Piyasalarındaki Düzeltme Hareketi

Ağaoğlu, altında 20 Ağustos’tan bu yana 45 iş gününde yüzde 50 artış yaşandıysa, bir düzeltme gelmesinin normal olduğunu belirtti. Düzeltmeden sonraki süreçte Amerikan Hazine politikalarının ve Trump’ın atacağı adımların etkili olacağını ifade etti. Amerikan 10 yıllık tahvillerinin yüzde 4’ün altına inmediğini ve bunun piyasalarda tedirginlik yarattığını belirtti. Bu durumun altın ve gümüş gibi değerli metallere olan ilgiyi artırdığını, çünkü bu metallerin yükselişindeki en önemli temanın Amerikan tahvillerine ve dolara olan güven kaybı olduğunu vurguladı.

Ağaoğlu, altın piyasasında düzeltme sürecinin devam edeceğini ve 4000 dolar seviyesine kadar düşüş olabileceğini ancak 3.750 doların altına inmesini zor gördüğünü ifade etti.

Benzer Yazılar