Merkez Bankası Faiz Kararı Beklentisi: Enflasyon Baskısı Altında Belirsizlik Hakim

Merkez Bankası Faiz Kararı Beklentisi: Enflasyon Baskısı Altında Belirsizlik Hakim
Tepki Ver

Merkez Bankası Para Politikası Kurulu (PPK) bugün, piyasaların ve ekonomistlerin yakından izlediği kritik faiz kararını açıklayacak. Karar, Eylül ayında beklentileri aşan enflasyon verileri, Ekim ayında da yüksek seyretmesi beklenen enflasyon, artan döviz talebi ve iç siyasetteki gerginliklerin gölgesinde şekillenecek.

Piyasa Beklentileri ve Uzman Yorumları

Piyasa beklentileri, Eylül enflasyon verisi öncesinde 250 baz puan civarındayken, bu oran 100-150 baz puana kadar gerilemiş durumda. Bazı ekonomistler ise Merkez Bankası’nın (TCMB) faizleri sabit tutma ihtimalinin daha yüksek olduğunu belirtiyor. PPK’nın faiz kararı kadar, karar metnindeki ifadeler de büyük önem taşıyor. Beklentiler, metnin şahin bir duruş sergileyeceği yönünde.

En son Eylül ayında yapılan toplantıda, TCMB politika faizini 250 baz puan indirerek %40,5’e çekmişti. Ancak krediler ve TL mevduata yönelik makro ihtiyati önlemlerde herhangi bir değişiklik yapılmadığı için, politika faizindeki indirim ne kredi ne de mevduat faizlerine yansımadı. Bugün açıklanacak kararla birlikte, %40,5 seviyesindeki politika faizi ve makro ihtiyati tedbirlerin geleceğine dair ipuçları aranacak.

Anketlerde 150 baz puanlık bir indirim beklentisi öne çıkarken, bazı uzmanlar ise pas geçme ihtimalinin daha yüksek olduğunu savunuyor. Bu görüş, olumsuz enflasyon görünümünün Ekim ayında da devam etmesi, kamu zamlarının sürmesi ve ekonomik aktivitede dezenflasyonu destekleyecek bir yavaşlama görülmemesi gibi faktörlere dayanıyor.

Bilkent Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hakan Kara, TCMB’nin şu üç nedenden dolayı faizleri değiştirmemesi gerektiği kanaatinde: Rezerv kaybının devam etmesi, aylık enflasyon eğiliminin %2’de takılıp kalması ve enflasyon beklentilerinin bozulması.

TEPAV’ın Raporu ve Uyarıları

TEPAV Para Politikası Çalışma Grubu, yayınladığı raporda bugünkü toplantıda TCMB’nin %40,5 olan politika faizini sabit tutması gerektiğini vurguladı. Raporda, Eylül 2025’te Türkiye’nin aylık tüketici enflasyonunun %3,23 ile G20 ülkeleri arasında en yüksek oran olduğu ve yıllık bazda da Türkiye’nin Arjantin’i geride bırakarak OECD ülkeleri içinde en yüksek enflasyona sahip ülke konumuna yükseldiği belirtildi.

Öncü göstergelerin Ekim ayı enflasyonunun da yüksek geleceğine işaret ettiği kaydedilen raporda, “Ayrıca enflasyon bekleyişleri de ekim ayında önemli ölçüde bozulmuştur. 2026 yıl sonu enflasyon hedefi yüzde 16 iken, piyasa bekleyişi yüzde 22,1 düzeyine çıkmıştır” denildi.

Raporda, Mart ayından bu yana yaşanan gelişmelerin, makroekonomik istikrarın sağlanması ve yapısal temellerin güçlendirilmesinin ne kadar hayati olduğunu bir kez daha gösterdiğine işaret edilerek, “Bir istikrar programının başarısının olmazsa olmaz koşulu, risk priminin kalıcı biçimde düşürülmesidir. İç siyasetteki gelişmeler ile küresel ticaret ve siyasette korumacılığın artmaya devam etmesi ileriye dönük belirsizlikleri yoğunlaştırmakta ve ekonomimiz açısından çok daha olumsuz sonuçların ortaya çıkma ihtimalini önemli ölçüde artırmaktadır. Bu gelişmeler çerçevesinde, özellikle finansal istikrara ilişkin göstergeler çok yakından izlenmelidir. Finansal istikrarı sağlamaya yönelik önlemlerin kaçınılmaz olarak ön plana çıkması ihtimali dikkate alınmalıdır” ifadeleri kullanıldı.

TEPAV raporunda, enflasyon beklentilerinin çıpalanamamış olması, bekleyişlerin çıpalanamamasının enflasyonda atalet yaratan fiyatlama davranışlarını devam ettirmesi, kamunun belirlediği mal ve hizmet fiyatlarında tek seferlik çok yüksek artışlar yapılması, bütçe açığının hala yüksek olması, toplumun her kesiminden ekonomi programına yönelik şikayetlerin artması ve yoğun Çin rekabeti programa yönelik riskler olarak sıralandı.

Uygulanabilirlik Şüpheleri ve Öneriler

Enflasyonla mücadelenin sürdürülebilirliği ve kalıcı olarak düşük bir enflasyon düzeyine ulaşılmasının giderek zorlaştığı vurgulanan raporda, temel sorunların, uygulanmakta olan ekonomi programının önemli eksiklikler içermesi ve son dönemde yaşanan siyasi gelişmelerin artırdığı belirsizlik ve risklerin, mevcut programın uygulanabilirliğine dair şüpheleri artırması olduğu belirtildi.

TEPAV Para Politikası Çalışma Grubu, çözüm önerilerini ise şu şekilde sıraladı: “Hem içeride hem de dışarıda belirsizliklerin yüksek seyrettiği bir dönemde kontrol edebileceğimiz belirsizlikleri azaltmak çok daha fazla önem kazanmıştır. Acil öncelik, adil ve hızlı çalışan bir yargı sistemi oluşturmak, hukukun üstünlüğünü sağlamak ve demokratik değerlere saygı göstermektir. Bu yapılmadıkça, önemli ekonomik sorunları çözmek mümkün görülmemektedir. Geniş kesimlerce benimsenecek ve ‘ülkede önemli değişiklikler oluyor’ heyecanını uyandıracak yeni bir kalkınma stratejisine ihtiyaç vardır. Öncelikle maliye politikasının enflasyonla mücadeleyi desteklemesi önemlidir. Enflasyonda atalet yaratan fiyatlama davranışları konusunda yapısal sorunların giderilmesi, rekabet ortamının iyileştirilmesi ve şirketler kesimiyle uzlaşma çabalarına girişilmesi gerekmektedir.”

Yabancı Ekonomistlerin Beklentileri

Yabancı ekonomistlerin politika faizine yönelik beklentileri de iç piyasadaki anketlere paralel. JP Morgan, faiz indirimi beklentisini 100 baz puan olarak revize etti ve yıl sonu enflasyon beklentisini %31,5’ten %32’ye yükseltti. Aralık toplantısında da 100 baz puanlık bir indirim bekleniyor. JP Morgan gibi Barclays, HSBC, Goldman Sachs ve Deutsche Bank gibi büyük kurumlar da TCMB’den 100 baz puanlık indirim beklerken, Societe Generale, Morgan Stanley, ING ve Citi gibi yatırım kurumları ise 150 baz puanlık indirim tahmin ediyor.

Sonuç ve Gelecek Beklentileri

Merkez Bankası’nın bugünkü kararı, hem iç piyasalar hem de uluslararası yatırımcılar tarafından yakından takip ediliyor. Enflasyon baskısı, döviz talebindeki artış ve siyasi belirsizlikler, TCMB’nin elini kolunu bağlayan faktörler arasında. Piyasalar, faiz kararının yanı sıra karar metnindeki ifadeleri de dikkatle analiz ederek, gelecekteki para politikası yönelimleri hakkında ipuçları aramaya çalışacak. TCMB’nin kredibilitesi ve piyasalara güven vermesi, Türkiye ekonomisinin istikrarı açısından büyük önem taşıyor. Özellikle yabancı yatırımcıların Türkiye’ye olan ilgisinin yeniden canlanması, yapısal reformların hayata geçirilmesi ve hukukun üstünlüğünün sağlanması gibi adımlarla mümkün olabileceği değerlendiriliyor.

Tepki Ver
Yazar Profili
Businews Yönetici Tüm Yazılar

Kullanıcıya ait herhangi bir sosyal medya veya iletişim bilgisi bulunmamaktadır.

9609 Yazı

Benzer Yazılar