TCMB Faiz Kararı Öncesi Piyasa Dengeli İndirim Beklentisinde: 250 Baz Puan
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Para Politikası Kurulu’nun (PPK) bu hafta Perşembe günü açıklayacağı Temmuz ayı faiz kararı, piyasaların odak noktası haline geldi. Piyasa genelinde hakim olan beklenti, politika faizinde 250 baz puanlık bir indirim yapılması yönünde. Yıl sonuna kadar toplamda 1000 baz puanlık bir faiz indirimi öngörülürken, bu ilk adımın büyüklüğü, Merkez Bankası’nın (TCMB) gelecek dönemdeki stratejileri açısından kritik bir öneme sahip.
Piyasa Beklentileri ve Olası Senaryolar
Uzmanlar, beklenen 250 baz puanlık indirimi “dengeli” bir hamle olarak değerlendirirken, 200 baz puanlık bir indirimin “temkinli”, 300 baz puan ve üzerindeki bir indirimin ise “agresif” olarak yorumlanacağını belirtiyorlar. Bu doğrultuda verilecek karar, TCMB’nin gelecekteki adımlarının şekillenmesinde önemli bir rol oynayacak.
Piyasa faizinin göstergesi olarak kabul edilen TLREF (Türk Lirası Referans Oranı), 21 Mart’tan bu yana ilk kez yüzde 45,58 seviyesini gördü. Bu durum, faiz indirim beklentilerini destekleyen bir işaret olarak algılanıyor.
TLREF’deki Gelişmeler
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’na yönelik 19 Mart’ta başlayan gelişmelerin ardından TL varlıklarında yaşanan dalgalanmaya karşılık, TCMB sıkılaştırma politikalarını güçlendirdi. Nisan ayında politika faizi yüzde 46’ya yükseltilirken, üst bant yüzde 49’a çekildi. Uzun süre bankacılık sektörünü üst bant seviyelerinden fonlayan TCMB, son haftalarda yüzde 46 politika faiziyle fonlama miktarını artırarak ağırlıklı ortalama fonlama maliyetini yüzde 46’ya getirdi. Bu hamleler, 19 Mart sonrası hızla yükselen TLREF oranlarında düşüşe yol açtı.
19 Mart öncesinde yüzde 42 seviyelerinde seyreden TLREF oranları, 21 Mart’ta yüzde 45,72’ye yükseldi ve ardından Haziran ortasına kadar yüzde 49 seviyelerinde hareket etti. TCMB’nin fonlama stratejisiyle birlikte TLREF oranları, dün itibarıyla yüzde 45,58’e gerileyerek politika faizinin altına indi. Böylece, TLREF oranları 21 Mart’tan bu yana yani 4 ay sonra ilk kez bu seviyelere dönmüş oldu.
Faiz İndirim Beklentilerini Destekleyen Faktörler
Hem beklentilerin altında gelen enflasyon verileri hem de fonlama yöntemlerinde yapılan değişiklikler, TCMB’nin faiz indirim beklentilerini güçlendirdi. Merkez Bankası rezervlerinde yaşanan iyileşme de bu beklentiyi destekleyen bir unsur olarak öne çıkıyor. Ancak, Cumhurbaşkanı kararıyla TL mevduat stopaj oranlarının artırılması ve dolar/TL kurundaki yükseliş, faiz indiriminin boyutuna yönelik beklentileri aşağı yönlü etkiledi.
Yapılan anketlere göre, piyasa 250 baz puanlık bir indirimle politika faizinin yüzde 46’dan yüzde 43,5’e düşmesini bekliyor. İndirim boyutu, TCMB’nin gelecek dönem politikalarına ilişkin önemli bir sinyal olarak değerlendiriliyor.
Bir uzmana göre, piyasa beklentisine paralel 250 baz puanlık bir indirim, gevşemeye dengeli bir başlangıç olarak memnuniyetle karşılanacak. Bazı yatırımcıların TL’nin bu hamleyle hafif bir değer kaybı baskısı altına girebileceği endişesi taşıdığını belirten uzman, ancak bu hareketin büyük ölçüde fiyatlandığına dikkat çekiyor. 200 baz puanlık bir indirim ise, daha fazla temkinliliğin sinyalini verecek, veri odaklı yaklaşımı güçlendirecek ve TL’nin istikrarı ile az da olsa değer kazancını destekleyecek.
Agresif İndirimin Olası Etkileri
Uzmana göre 300 baz puan veya daha fazla bir indirim, agresif olarak değerlendirilebilecek ve özellikle güçlü bir ileriye dönük yazılı yönlendirmeyle birleştirilmezse, dövizde bir miktar rahatsızlığa neden olabilme riski taşıyor. Ancak bazı uzmanlar bu görüşte değil. Deniz Yatırım, dünkü sabah raporunda, politika faizinde ayarlama yapmak için ‘şimdilik’ fazlasıyla alan bulunduğunu ancak regülasyonların seyri ve kredilere yansımasının birebir olup olmayacağı noktasının tartışmalı olduğunu belirtiyor. Mart ayının ikinci yarısında gündeme gelen ek sıkılaşma boyutu olan 350 baz puanın tamamen geri alınmasının algı ve dolarizasyon riski açısından sorun teşkil edeceği kanaatinde olmadıklarını vurgulayan Deniz Yatırım, TCMB’nin gerektiğinde ek sıkılaşma hamlesine gitmekten yana çekincesi olmadığı fikrinin fazlasıyla teyit edildiğini ifade ediyor. Devamında ise yılı yüzde 35 civarı bir noktada tamamlayacak patikada ilerlenilmesinin makul olduğu belirtiliyor.
Faiz indirimi beklentisinin mevcut BIST fiyatlamalarının içerisinde yer aldığına dikkat çekilirken, PPK metninde ileriye dönük bir yönlendirme olup olmayacağının ve tercih edilecek dilin çok daha önemli olacağı vurgulanıyor.
Kararın Gelecek Dönem Politikalarına Etkisi
Uzmana göre, politika faizinin sabit tutulması beklenmeyen bir karar ancak gerçekleşirse kısa vadede TL desteklense de yerel finansal koşullarda sıkılaşmaya yol açacak. Merkez Bankası son dönemin en kritik kararının eşiğinde bulunuyor. İndirimin boyutu çok önemli sinyaller içerecek piyasa için. Bundan sonraki süreçte Temmuz ve Ağustos aylık enflasyon verileri, faiz indirim boyutu beklentilerini şekillendirmede kritik öneme sahip olacak. Piyasa şu anda Eylül, Ekim ve Aralık aylarında ek faiz indirimlerini fiyatlıyor ve yıl sonuna kadar kümülatif faiz indiriminin yaklaşık 1000 baz puan olacağını öngörüyor.
Uzmana göre Temmuz toplantısı, Türkiye’nin para politikası döngüsünde bir başka dönüm noktası olacak. İlk faiz indiriminin büyüklüğü, yılın ikinci yarısının tonunu belirleyecek ve yalnızca yerel piyasalar üzerindeki etkisi açısından değil, aynı zamanda merkez bankasının enflasyonu düşürme ve daha destekleyici bir duruşla büyümeyi destekleme taahhüdüne ilişkin sinyal değeri açısından da yakından izlenecek.
Endekslerin Performansı
Borsa İstanbul endeksleri faiz haftasına yükselişle başladı. Bankacılık endeksinde gün içinde yükseliş yüzde 2’yi aşarken, BİST100 endeksi de yüzde 1,5’in üzerinde yükseliş sağladı. Garanti Yatırım ekonomistleri de dünkü Glokal Barometre notlarında faiz indirimleri öncesindeki üç günde borsa endekslerinin nasıl bir performans izlediğini inceledi. Rapora göre indirim haftasında bankacılık, teknoloji ve GMYO endeksleri yükselişte başı çekiyor. Faiz indirimi gerçekleştirilen geride kalan üç toplantıda (Aralık, Ocak ve Mart) 3 günlük periyotta bankacılık endeksi ortalama yüzde 3,3, teknoloji endeksi yüzde 1,8, GMYO endeksi ise yüzde 1,4 yükseldi. İndirim kararları öncesi en kötü performansı ise elektrik, kimya ve havayolları endeksleri sergiledi.
Piyasa Katılımcıları Anketi ve Beklentiler
Merkez Bankası Piyasa Katılımcıları Anketi Temmuz sonuçlarına göre, piyasanın TÜFE yıl sonu artış beklentisi Haziran ayındaki yüzde 29,86’dan yüzde 29,66’ya geriledi. TÜFE’de artış beklentisi 12 ay sonrası için yüzde 24,56’dan yüzde 23,39’a inerken, 24 ay sonrası için de yüzde 17,35’ten 17,08’e geriledi. Katılımcıların yıl sonu dolar/TL beklentisi 43,5731’den 43,7219’a, 12 ay sonrası dolar/TL beklentisi de 47,0352’den 47,6972’ye yükseldi.
TCMB’nin politika faizine ilişkin gelecek ilk toplantı beklentisi yüzde 43,29, ikinci toplantı beklentisi yüzde 40,90 ve üçüncü toplantı beklentisi ise yüzde 38,60 oldu. Politika faizine ilişkin yıl sonu beklentisi ise yüzde 36,16 olarak gerçekleşti. 12 ay sonrası için politika faizi beklentisi ise yüzde 28,25’e indi.