Türkiye, Siyasi Riskler Nedeniyle Yabancı Yatırımcıların Gözünde Geriliyor
Gelişmekte olan piyasalara sermaye akışı hız kazanırken, Türkiye siyasi riskler nedeniyle yabancı yatırımcıların odağında giderek daha az yer alıyor. Yabancı yatırımcıların tahvil portföyü son 1.5 yılda dikkat çekici bir düşüş göstererek **11 milyar dolar erime** yaşadı. Bu durum, Türkiye ekonomisi için önemli bir uyarı işareti olarak değerlendiriliyor.
Siyasi Belirsizlik, Yabancı Yatırımı Olumsuz Etkiliyor
ABD Merkez Bankası (Fed)’in faiz indirimlerine başlaması, yatırımcıları yeniden yüksek getiri potansiyeli sunan gelişmekte olan ülke tahvillerine yönlendirmiş durumda. Bloomberg’in gelişmekte olan ülke (EM) tahvillerini takip eden endeksine göre, bu tahviller yıl başından bu yana dolar bazında ortalama **%15 getiri** sağladı. Bu, en azından 2017’den bu yana görülen en iyi yıllık performans olarak kayıtlara geçti. Brezilya, Meksika, Kolombiya, Macaristan ve Güney Afrika gibi Türkiye ile benzer kategoride yer alan ülkeler, bu tahvil rallisinden önemli ölçüde faydalanırken, Türkiye, maalesef siyasi belirsizlikler nedeniyle bu trendin gerisinde kaldı.
Türkiye’deki durum, küresel eğilimden belirgin şekilde farklılaşıyor. Yabancı yatırımcılar, küresel risk iştahının artmasına rağmen, siyasi belirsizlikler ve iç dinamiklerin piyasalar üzerindeki baskısı nedeniyle Türk tahvillerine karşı temkinli bir duruş sergiliyor. Son haftalarda, devlet iç borçlanma senetlerinde (DİBS) dalgalı bir seyir gözlemlenirken, zaman zaman girişler olsa da kalıcı bir yön değişikliği yaratacak güçlü sermaye akımları henüz gerçekleşmedi. Yıllık bazda bakıldığında ise kayıplar dikkat çekiyor.
Tahvil Portföylerindeki Düşüşün Nedenleri
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) verilerine göre, yabancı yatırımcıların tahvil portföylerindeki azalmanın en önemli nedenlerinden biri, iç siyasetteki risk algısının yükselmesi. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun gözaltına alındığı 19 Mart haftası, para piyasaları için bir dönüm noktası oldu. Bu tarihte **28.7 milyar dolar** olan yabancı yatırımcıların tahvil portföyü, sonrasında durağan bir döneme girdi. Yabancı yatırımcılar, bu tarihten itibaren Türk piyasalarını yakından izlemeye başladı. Her ne kadar yılın Temmuz ayında alım yönünde bir eğilim başlasa da, bu eğilim oldukça zayıf kaldı. 12 Eylül itibarıyla yabancıların tahvil portföyü **30.96 milyar dolara** geriledi. Bu rakam, 1.5 yıl önceki seviyeyle karşılaştırıldığında, yabancıların tahvil portföyünde **11 milyar dolarlık** bir azalma olduğunu gösteriyor.
Pay Senedi Piyasasındaki Durum
Merkezi Kayıt Kuruluşu (MKK) verilerine göre, pay senedi portföyünün **27.2 trilyon TL’ye** ulaştığı piyasada, yerli yatırımcıların payı **%63.01’e** yükselirken, yabancıların payı ise **%36.99’a** geriledi. Bu durum, yerli yatırımcıların piyasadaki ağırlığının arttığını ve yabancı yatırımcıların ise daha temkinli bir yaklaşım sergilediğini gösteriyor.
Bankacılık Sektörüne Etkileri
HSBC Türkiye Genel Müdürü Burçin Ozan, ABD’de beklenen faiz indirimlerinin, fonlama açısından Türk bankaları için olumlu bir gelişme olacağını belirtiyor. Ozan’a göre, bu durum uluslararası yatırımcılar için fırsat maliyetinin düşmesi yoluyla bankaların değerlemelerine de olumlu yansıyacaktır. **Bu durum, Türkiye’deki bankacılık sektörünün uluslararası piyasalardaki rekabet gücünü artırabilir ve daha uygun koşullarda fonlama imkanı sağlayabilir.**
Sonuç ve Beklentiler
Özetle, Türkiye’nin siyasi risk algısı nedeniyle yabancı yatırımcıların ilgisini kaybetmesi, ekonomide önemli bir sorun olarak ortaya çıkıyor. Tahvil piyasasındaki erime ve pay senedi piyasasındaki yabancı payının azalması, bu durumun somut göstergeleri. ABD’de beklenen faiz indirimlerinin Türk bankaları için olumlu etkileri olsa da, siyasi istikrarın sağlanması ve yatırım ortamının iyileştirilmesi, yabancı yatırımcıların yeniden Türkiye’ye yönelmesi için kritik önem taşıyor.