Yastık Altı Tasarruf Altın Çağı: Türk Halkı Birikimlerini Evde Saklıyor!
Türkiye’de ekonomik dalgalanmalar ve geçim sıkıntıları, vatandaşların tasarruf alışkanlıklarını derinden etkiliyor. Kira, fatura ve düşük gelir arasında sıkışan halk, birikimlerini değerlendirmek yerine yastık altında saklamayı tercih ediyor. ING’nin “Türkiye’nin Tasarruf Eğilimleri Araştırması” 2025 ikinci çeyrek verileri, bu eğilimin giderek güçlendiğini ortaya koyuyor.
Tasarruf Oranları ve Cinsiyet Farklılıkları
Araştırmaya göre, Türkiye’de her iki kişiden biri tasarruf yapıyor. Tasarruf oranı yüzde 54‘e ulaşmış durumda. İlginç bir şekilde, kadınlar yüzde 56,7 ile erkeklerden daha fazla birikim eğilimi gösteriyor. Bu durum, kadınların finansal konularda daha dikkatli ve planlı davrandığının bir işareti olabilir.
Altın Tahtını Koruyor: Yastık Altı Birikim Tercihleri
Türk halkının tasarruf tercihlerinde yastık altı altın açık ara önde. Yüzde 35‘lik oranla liderliği kimseye bırakmayan altın, güvenli liman olarak görülmeye devam ediyor. Altını, evde saklanan nakit TL ve döviz yüzde 28 ile takip ediyor. Bu iki kalemin toplamı yüzde 63‘e ulaşarak, yastık altı birikimlerin ne kadar yaygın olduğunu gözler önüne seriyor.
Banka TL vadeli hesapları yüzde 21 ile sınırlı kalırken, hisse senedi ve borsa yüzde 19, altın ile değerli metal hesapları ise yüzde 18 oranında ilgi görüyor. Bu rakamlar, finansal okuryazarlık seviyesinin düşük olması ve bankacılık sistemine duyulan güvenin azalması gibi faktörlerle açıklanabilir.
Gençler Borsaya İlgi Duyuyor
Yastık altı birikim yapanlar genellikle 55 yaş üzeri kitlede daha yoğun görülürken, gençlerin bu tercihi daha az. 18-24 yaş grubundaki gençlerin yüzde 28‘i, daha çok hisse senetleri ve borsayı tercih ediyor. Bu durum, gençlerin daha risk almaya istekli olduklarını ve finansal piyasalara daha fazla ilgi duyduklarını gösteriyor.
Tasarrufu Engelleyen Faktörler: Yetersiz Gelir ve Artan Giderler
Araştırmaya göre, katılımcıların yüzde 67’si yetersiz gelir nedeniyle tasarruf yapamadığını belirtiyor. Tasarruf yapmayı engelleyen faktörler arasında düşük gelir, işsizlik, yüksek kira ve fatura giderleri ile artan harcamalar öne çıkıyor. Katılımcıların yüzde 40’ı “elimdeki para yetmiyor” derken, yüzde 25’i “iş bulamıyorum”, yüzde 24’ü ise “elektrik, su, doğalgaz gibi faturalar çok yüksek” şeklinde görüş bildiriyor.
Borçluluk Oranları Yükseliyor: Kredi Kartı ve Kredi Borçları Alarm Veriyor
Türkiye’de her iki kişiden biri borçlu durumda. ING’nin araştırmasına göre, toplam örneklemde borçluluk oranı yüzde 50’nin üzerine tırmandı. Katılımcıların yüzde 51’i bir kuruma ya da kişiye borcu olduğunu belirtirken, tasarruf sahiplerinde borçluluk oranı yüzde 48, tasarruf yapamayanlarda ise yüzde 54‘e yükseliyor. Borçların dağılımında ilk sırayı yüzde 46 ile kredi kartı alacakları alırken, yüzde 40 ile banka kredileri ikinci sırada yer alıyor.
Harcama Alışkanlıkları Değişiyor: Zorunlu İhtiyaçlara Öncelik
Araştırma, vatandaşların harcama alışkanlıklarında daralmanın devam ettiğini gösteriyor. Rapora göre vatandaşlar market alışverişinde artık daha seçici davranıyor. Katılımcıların yüzde 55’i markete gittiğinde sadece zorunlu ihtiyaçlarını aldığını belirtirken, yüzde 56’sı “bir ürün almak için indirim kampanyasını bekliyorum” diyor. Zorunlu ihtiyaçlara odaklanma sosyal yaşamda da kendini gösteriyor. Katılımcıların yüzde 61’i “tiyatro, konser gibi etkinliklere para ayıramıyorum” derken, yüzde 54’ü maddi sıkıntılar nedeniyle sosyal hayatta yapmak istediklerini ertelediğini söylüyor.
Sonuç: Yastık Altı Tasarrufların Ekonomik Etkileri ve Gelecek Projeksiyonları
Yastık altı tasarrufların artması, ekonomiye girmeyen büyük bir sermaye yatağı anlamına geliyor. Bu durum, finansal sistemin derinleşmesini engelliyor, kredi maliyetlerini artırıyor ve ekonomik büyümeyi yavaşlatıyor. Vatandaşların tasarruflarını daha verimli değerlendirebilmeleri için finansal okuryazarlığın artırılması, güvenilir yatırım araçlarının sunulması ve ekonomik istikrarın sağlanması büyük önem taşıyor. Aksi takdirde, yastık altı tasarrufların cazibesi devam edecek ve bu durum Türkiye ekonomisi için önemli bir sorun olmaya devam edecektir.